SANA — Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri müdahalenin ve derinleşen iç savaşın tüm hızıyla sürdüğü Yemen’in güneyindeki Şabva vilayetinde, Riyad destekli Başkanlık Konseyi güçlerine ait El-Aim askeri kampı balistik füzelerle hedef alındı. Ensarullah’ın (Husi yönetimi) gerçekleştirdiği misilleme saldırısı sırasında kampta bulunan askerlerin eğitim tatbikatında olduğu öğrenilirken, facianın ardından bilanço güncellendi. İlk etapta yetkililer ve sağlık kaynakları tarafından can kaybı 18, yaralı sayısı ise 30’un üzerinde olarak duyurulmuştu; ancak yapılan son resmi açıklamalarla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısının 58’e, yaralı sayısının ise 200’ün üzerine çıktığı kesinleşti. Bölgedeki hastanelerde tedavi altına alınan yaralılar arasında durumu kritik olan hastaların bulunması, ölü sayısının daha da artabileceği yönündeki endişeleri tırmandırıyor.
- Şabva vilayetindeki El-Aim askeri kampına düzenlenen balistik füze saldırısında 58 kişi hayatını kaybetti, 200’den fazla kişi yaralandı.
- İlk resmi açıklamalarda 18 ölü ve 30 yaralı bildirilirken, son verilerle bilanço ağırlaştı ve hastanelerdeki kritik vakalar endişe yaratıyor.
- Saldırının, Eylül 2014’ten bu yana devam eden Yemen iç savaşının ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon müdahalesinin en kanlı halkalarından biri olduğu kaydedildi.
- 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve 5 Ekim’deki olağanüstü Riyad zirvesi, çatışmanın uluslararası boyutunu ve bölgesel ittifakları değiştirdi.
El-Aim Kampındaki Tatbikat Sırasında Şiddetli Patlama: Bilanço Ağırlaşıyor
Yemen’in güney stratejik hattında yer alan Şabva vilayetindeki El-Aim askeri kampı, Suudi Arabistan destekli Başkanlık Konseyi güçlerinin ana üslerinden biri olarak biliniyor. Ensarullah güçlerinin komuta kademesince planlandığı ve hayata geçirildiği belirtilen misilleme saldırısı, tam anlamıyla bir askeri eğitim tatbikatı esnasında icra edildi. Bölgeden gelen ilk haberlerde panik havası hakimken, Riyad destekli Başkanlık Konseyi yetkilileri ve yerel sağlık kaynakları ilk etapta can kaybını 18, yaralı sayısını ise 30’un üzerinde olarak duyurmuştu. Ancak enkaz kaldırma çalışmalarının ilerlemesi, saha hastanelerinden gelen acil veriler ve morg kayıtlarının güncellenmesiyle birlikte tablonun vehameti gözler önüne serildi. Son resmi raporlara göre, saldırıda 58 kişi yaşamını yitirdi, 200’den fazla askeri personel ise çeşitli derecelerde yaralandı. Yaralılar arasında durumu ciddiyetini koruyan çok sayıda askerin bulunması, can kaybının önümüzdeki saatlerde artabileceği ihtimalini gündemde tutuyor. Askeri uzmanlar, tatbikat anının seçilmesinin kayıpları maksimize etme amacı taşıdığını ve kampın hava savunma zafiyetlerinin açıkça ortaya çıktığını vurguluyor.
Yemen İç Savaşının Tarihsel Kökleri ve Bölgesel Çatışmaların Boyutu
Yıllardır bitmek bilmeyen çatışmaların ve dış müdahalelerin odağında yer alan Yemen, modern tarihinin en ağır insani ve askeri krizlerinden birini yaşamaya devam ediyor. Husi yönetimi (Ensarullah), Eylül 2014’te başkent Sana dahil olmak üzere ülkenin pek çok stratejik vilayetini kontrol altına almış, bu durumun ardından devreye sokulan dış askeri müdahaleler ülkeyi yıkıcı bir iç savaşa sürüklemişti. Bu sürecin kırılma noktalarından biri olarak, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Mart 2015’te ‘Başkanlık Konseyi’ güçlerine aktif askeri destek vererek savaşa doğrudan müdahil olmuştu. Dış güçlerin siyasi ve askeri desteğiyle on yılı aşkın süredir sürdürülen bu operasyonlar, Yemen’de milyonlarca sivili açlık ve sefaletle baş başa bırakırken, Suudi Arabistan’ın askeri stratejisi de çatışmaları her geçen gün daha şiddetli boyutlara taşıdı. Husi yönetimi ise, topraklarına yönelik gerçekleştirilen hava ve kara operasyonlarına karşılık olarak, Suudi Arabistan içerisindeki stratejik koalisyon hedeflerini balistik füzeler ve gelişmiş insansız hava araçlarıyla (İHA) vurarak karşılık vermeyi sürdürüyor. El-Aim kampına düzenlenen son füze saldırısı da bu karşılıklı askeri hamleler silsilesinin en yıkıcı halkalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem
Yemen sahasındaki bu askeri hareketlilik sadece yerel dinamikleri değil, aynı zamanda uluslararası ittifakları da doğrudan ilgilendiren yeni bir jeopolitik evreyi tetikliyor. Bölgedeki dengeleri kökten sarsan gelişmelerden biri de Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ oldu. Stratejik öneme sahip bu anlaşma kapsamında taraf devletler, üye ülkelerden herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek her türlü silahlı saldırıyı, doğrudan anlaşmaya taraf olan tüm devletlere karşı işlenmiş bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt ediyor. Bu hukuki ve askeri taahhüt, Türkiye’yi de fiilen ve hukuken Yemen savaşının ve Riyad’ın güvenlik mimarisinin bir parçası haline getiren kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Nitekim Husi yönetimine karşı geniş çaplı askeri operasyonların ve sert tedbirlerin başlatıldığı 5 Ekim günü, başkent Riyad’da olağanüstü bir formatta toplanan Mekke İttifakı komitesi son derece kritik kararlara imza atmıştı. Söz konusu zirvede, ‘Suudi Arabistan’a üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet ve kabiliyetlerin sağlanması ve hızla sahada konuşlandırılması’ yönünde kesin karar alınmıştı. Bu gelişmeler, El-Aim kampı saldırısının ardından koalisyon güçlerinin ve müttefik ülkelerin nasıl bir askeri misilleme stratejisi izleyeceği sorusunu uluslararası kamuoyunun merkezine yerleştiriyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Şabva’daki El-Aim kampında yaşanan ve 58 kişinin hayatını kaybettiği bu kanlı saldırı, Yemen’deki iç savaşın sadece yerel bir kriz olmaktan çıkıp küresel ve bölgesel ortak savunma anlaşmalarıyla kilitlenmiş devasa bir cephe haline geldiğini bir kez daha kanıtladı. 7 Ağustos 2026 tarihli Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve 5 Ekim’de Riyad’da alınan olağanüstü askeri konuşlandırma kararlarının ışığında, tarafların önümüzdeki günlerde daha sert ve kapsamlı operasyonlar başlatması bekleniyor. Resmi süreçlerin ve diplomatik kanalların tıkanma noktasına geldiği Yemen sahasında, artan can kayıpları ve yeni askeri ittifak dinamikleri, bölgesel istikrarsızlığın uzun bir süre daha derinleşerek süreceğine işaret ediyor.
Kaynak: Evrensel