İSTANBUL — Yapay zekâ teknolojilerinin küresel ölçekte yarattığı büyük dönüşüm, geleneksel yükseköğretim kurumlarının geleceğini, işlevini ve öğrenme kavramı ile kurduğu ilişkiyi tartışmaya açarken; uzmanlar teknolojiyi kullanmak ile düşünmeyi makinelere teslim etmek arasındaki ince çizgiye dikkat çekiyor.
- Üniversiteleri işgücü yetiştiren fabrikalar olarak gören anlayış, yapay zekâ çağında eğitimi tamamen teknolojiye entegre etme baskısı yaratıyor.
- OpenAI kurucusu Sam Altman’ın 4 yıllık üniversite eğitiminin fazla olduğu yönündeki açıklamaları, akademik dünyanın sorgulanmasını tetikledi.
- Fütürist ve Teknokratlar Derneği Eş Başkanı Alphan Manas, üniversite ve çalışma hayatının birleşeceğini, eğitim süresinin 1-2 yıla düşebileceğini savundu.
- Akademi, piyasa taleplerine ayak uydurmaya ve müfredatına ‘yapay zekâ’ dersleri ekleyerek vitrin yenilemeye çalışıyor.
Eğitimi Teknolojiye Yontma Çağrısı ve Üniversitenin Özü
Günümüzde üniversiteleri sadece nitelikli işgücü yetiştiren birer eğitim fabrikası olarak gören zihniyet, yapay zekânın getirdiği devasa dönüşüm karşısında tüm eğitim sisteminin teknolojiye uyarlanması yönünde yoğun bir çağrıda bulunmaktadır. Oysa tarihsel ve toplumsal bağlamda üniversite; doğayı, toplumu ve insanı derinlemesine anlamak amacıyla nesiller boyu damıtılarak bugüne ulaşmış bilgi birikimini organize eden ve bu birikimin sürekliliğini sağlayan en temel kurumdur. Her ne kadar “süper zeki” makineler ve algoritmalar hızın şehvetiyle göz kamaştırsa da, teknolojiyi verimli bir şekilde kullanmak ile eleştirel düşünme yetisini tamamen ona teslim etmek arasında son derece hayati ve derin bir fark bulunmaktadır. Bu bağlamda, bağımsız gazeteciliğin önemi ve dijital mecraların sunduğu erişilebilirlik, toplumsal bilgilendirmenin hız kazanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Okuyucuların güncel gelişmelerden ve özel haberlerden anında haberdar olması için dijital platformlar ve haber ajanslarının mobil uygulamaları ile anlık bildirim kanalları aktif bir şekilde kullanılmaktadır.
Küresel Aktörlerin ve İş Dünyasının Üniversite Eğitimi Tartışmaları
Yapay zekâ alanındaki devrim niteliğindeki büyük dil modeli ChatGPT’yi günlük hayatımıza kazandıran OpenAI şirketinin kurucusu Sam Altman, Stanford Üniversitesi’ndeki eğitimini yarıda bırakan isimler arasında yer almaktadır. Altman, geçtiğimiz aylarda katıldığı bir söyleşide, günümüz koşullarında 4 yıllık geleneksel üniversite eğitiminin fazla olduğunu savunmuş ve iş hayatına erken atılmanın sağladığı stratejik faydaları sıralamıştır. Özellikle yapay zekânın egemen olduğu bu yeni çağda, insanlığın öğrenme kavramıyla kurduğu ilişki kökten sorgulanır hâle gelmiştir. Bir yandan hangi meslek gruplarının işsiz kalacağına dair senaryolar ve sıralamalar kamuoyuyla paylaşılırken, diğer yandan her bireyin kendi öğrenme hızına ve stiline göre eğitim sağlayacak yapay zekâ asistanlarının devrinde üniversitelerin geleneksel faydası ciddi bir tartışma ortamına açılmaktadır. Oksijen Gazetesi’nin yapay zekâ ve gelecek temalı olarak düzenlediği toplantılar serisine davet edilen Fütürist ve Teknokratlar Derneği Eş Başkanı Alphan Manas da bu tartışmalara katılarak çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuştur. Manas, üniversitelerle çalışma hayatının entegre olacağını belirterek, “Dört sene üniversite falan olmayacak. Ben çocuklarıma söylüyorum: ‘Ne yapacaksınız, üniversiteye gitmeyin, en azından tamamen gitmeyin. Belki bir yıla, iki yıla düşer” şeklinde konuşmuştur.
Gelişmeler ve Beklentiler
Elbette her gencin üniversite eğitiminden tamamen vazgeçip doğrudan ticarete atılma ya da yenilikçi girişimler kurma lüksü veya imkânı bulunmamaktadır; ancak podyumlardan ve iş dünyasının merkezinden bu tür radikal mesajlar sıklıkla kamuoyuna verilmektedir. Sermaye sahiplerinin sermaye birikimini artırması amacıyla üretken emeğin en yeni yeteneklerle donatılması talep edilmektedir. Üniversiteler ise isimlerinde “yapay zekâ” ifadesinin daha sık geçtiği yeni dersler açarak vitrinlerini yenileme çabasına girmektedir. Akademi, bu büyük ve geri dönülemez dönüşümün şafağında piyasanın sunduğu talep ve baskılara ayak uydurmaya çalışırken, aynı zamanda yükseköğretimin ve üniversite kavramının asıl anlamı üzerine derinlemesine düşünmeye devam etmektedir.
Kaynak: BirGün Manşet