WASHINGTON — Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Ocak 2025’te başlayan ikinci görev döneminde, ulusal güvenlik gerekçesiyle iptal edilen vize sayısının 300 bini aştığı resmen açıklandı; uygulama insan hakları örgütleri ile yönetim arasında derin tartışmalara yol açtı.
- Ocak 2025’ten bu yana iptal edilen toplam ABD vizesi 300 bini geride bıraktı.
- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, sürecin tarihin en hızlı temposuyla yürütüldüğünü belirtti.
- İptal edilenler arasında Gazze protestolarına katılan Filistin yanlısı yabancı göstericiler de yer alıyor.
- İnsan hakları örgütleri, uygulamaların ifade özgürlüğü ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
Washington’dan Rekor Hızda Vize İptal Dalgası ve Resmi Gerekçeler
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde hayata geçirilen sert göçmen ve vize politikaları, tarihin en radikal uygulama süreçlerinden birine sahne oluyor. Washington yönetimi, alınan kararları ve kitlesel vize iptallerini ulusal güvenlik ve iç istikrar gerekçeleriyle savunurken, süreçteki baş döndürücü hız dikkat çekiyor. Konuya ilişkin resmi bir açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmede, Trump yönetiminin vize iptallerinde önceki tüm dönemlere kıyasla kıyaslanamayacak kadar hızlı hareket ettiğini açıkça öne sürdü. Sözcü Pigott, paylaşımında şu çarpıcı ifadelere yer verdi: ‘300 binden fazla vize iptaliyle Trump yönetimi, tarihteki herhangi bir yönetimden daha hızlı bir tempoda daha fazla vize iptal etti. Mesaj açık ve net: Vizeyle burada bulunan yabancıların kanunu çiğnemelerine, dolandırıcılık yapmalarına veya ulusal güvenliğimizi tehlikeye atmalarına kesinlikle tolerans göstermiyoruz. Sınırlarımızın ve ulusumuzun güvenliğini sağlamak için önlemler alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.’ Bu açıklamalar, Washington’un yabancı uyruklu bireylere yönelik denetimleri ne denli tavizsiz bir noktaya taşıdığını gözler önüne seriyor. Öte yandan, sürecin ivmesi bakanlığın daha önceki resmi paylaşımlarında da açıkça görülüyordu. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı, 10 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı bir diğer resmi açıklamada, Trump’ın ikinci döneminin başlangıcından itibaren iptal edilen vize sayısının henüz o tarihlerde 175 bini aştığını duyurmuştu. Aradan geçen kısa zaman zarfında bu rakamın 300 bin sınırını aşması, operasyonların katlanarak genişletildiğini kanıtlıyor.
Filistin Eylemleri ve Sosyal Medya Denetimleriyle Hedefteki Gruplar
Trump yönetiminin devreye soktuğu bu kitlesel vize iptali furyası yalnızca genel idari ihlalleri veya adli suçları kapsamıyor; aynı zamanda siyasi eylemleri ve dijital mecralardaki paylaşımları da doğrudan hedef alıyor. Elde edilen bilgilere göre, iptal edilen vizeler arasında, ABD’nin enCLOSE müttefiki konumundaki İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri saldırılarını protesto eden Filistin yanlısı yabancı göstericilerin vizeleri de bulunuyor. Yönetim, dış politika ve yerel güvenlik hassasiyetleri doğrultusunda bu tür eylemlere katılan yabancı uyruklu şahısların sınır dışı edilmesini öncelikli bir devlet politikası haline getirdi. Trump yönetimi, yabancı protestocuları sınır dışı etme girişimlerinin yanı sıra göçmenlerin ve vize başvurusunda bulunan kişilerin sosyal medya hesaplarına yönelik denetimleri de benzeri görülmemiş bir şekilde sıkılaştırdı. Başvuru sahiplerinin ve ülkede halihazırda bulunan yabancıların dijital ayak izleri, çevrim içi paylaşımları ve siyasi eğilimleri, ulusal güvenlik algoritmaları ve istihbarat birimleri tarafından titizlikle taranıyor. Göçmenlere yönelik bu sıkı önlemler ve sert sınır dışı etme uygulamaları, Beyaz Saray tarafından ülkenin iç güvenliğini artırma ve dış tehditleri bertaraf etme hedefiyle meşrulaştırılıyor.
İnsan Hakları Savunucularından ‘Ayrımcılık ve İfade Özgürlüğü’ Uyarısı
ABD yönetiminin hayata geçirdiği 300 bini aşkın vize iptali ve dijital denetim mekanizmaları, ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerinin sert tepkisini çekmeye devam ediyor. İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, söz konusu uygulamaların bireylerin en temel hakları arasında yer alan adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını açıkça ihlal ettiğini savunuyor. Özellikle etnik azınlıklar, belirli coğrafi bölgelerden gelen göçmenler ve siyasi protesto hakkını kullanan yabancılar açısından durumun vahametine dikkat çeken uzmanlar, bu süreçte ciddi bir ayrımcılık ve ırksal profilleme riski bulunduğunun altını çiziyor. Hukukçular ve göçmen hakları savunucuları, idari kararlarla hayata geçirilen bu kitlesel iptallerin denetlenemez bir nitelik kazandığını, bunun da demokratik değerler ile hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerinde kalıcı tahribatlar yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
ABD’de 300 bini aşan vize iptalleriyle derinleşen kriz, Washington’un iç güvenlik ile bireysel özgürlükler arasındaki dengeyi tamamen güvenlikçi politikalar lehine değiştirdiğini gösteriyor. Trump yönetiminin kararlı duruşu ve sosyal medya denetimlerini artıran yeni bürokratik hamleleri karşısında insan hakları savunucularının hukuki mücadeleyi ve uluslararası baskıyı artırması beklenirken, sürecin önümüzdeki dönemde milyonlarca göçmeni ve yeni vize başvurusunda bulunacak adayları nasıl etkileyeceği küresel kamuoyunun odağında kalmaya devam edecek.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika