ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Libya Parlamentosunun Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasını oy birliğiyle onaylamasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, anlaşmaya yönelik dış itirazların Türkiye açısından hiçbir hükmü bulunmadığını vurguladı.
- Libya Temsilciler Meclisi, 2019’dan beri yürürlükte olan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle kabul etti.
- TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iki egemen devletin iradesine yönelik dış müdahale ve itirazları reddetti.
- AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, karardan üzüntü duyduklarını belirterek Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışma mesajı verdi.
- Ankara, Akdeniz havzasında barış, güvenlik ve istikrarın kalıcı hale gelmesi için uluslararası hukuk çerçevesinde diyalog çağrısını yineliyor.
Libya Parlamentosunun Onay Kararı ve Ankara’nın Stratejik Memnuniyeti
Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanarak yürürlüğe konulan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle resmi olarak onaylandı. Bu gelişme, uluslararası diplomaside ve Doğu Akdeniz’deki dengelerde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş konuya ilişkin çok net açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı resmi paylaşımda, Libya Parlamentosunun bu tarihi kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. İki egemen devletin karşılıklı iradesiyle atılan bu adıma yönelik dışarıdan yapılan itiraz ve karşı iddiaların Türkiye açısından hiçbir hükmü olmadığını altını çizerek vurgulayan Kurtulmuş, atılan bu adımın dost ve kardeş Libya ile ilişkileri daha da güçlendireceğini belirtti. Ayrıca bu mutabakatın her iki ülkenin meşru hak ve menfaatlerinin korunmasına ve Akdeniz’de barış, güvenlik ve istikrarın kalıcı hale gelmesine doğrudan katkı sağlayacağına inancını dile getirdi.
Türkiye’nin Kararlı Dış Politikası ve Akdeniz’deki Egemenlik Hakları
Akdeniz havzasındaki jeopolitik rekabetin ve hukuki tartışmaların yoğun olduğu bir dönemde gelen bu onay, Türkiye ve Libya’nın bölgedeki stratejik konumunu daha da pekiştirdi. İki ülkenin Akdeniz’deki rolüne ve gücüne dikkat çeken TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye ile Libya, kendi geleceklerine ilişkin kararları alma iradesine ve kudretine sahiptir” diyerek dış müdahalelere kapıyı kapattı. Ankara’nın izlediği stratejinin temelinde güçlü ve ilkeli dış politikanın yattığını belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğini ifade etti. Akdeniz havzasında barış ve istikrarın güçlendirilmesi amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde tüm bölge ülkeleriyle diyalog ve iş birliğini geliştirmeye devam edeceklerini vurgulayan bu açıklamalar, Türkiye’nin bölgedeki kararlılığının altını bir kez daha çizdi.
Avrupa Birliği’nden Gelen Tepkiler ve Ursula von der Leyen’in Açıklamaları
Libya Parlamentosunun Türkiye ile Libya arasında Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması, uluslararası alanda farklı tepkilere de yol açtı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu gelişmeye sert bir tepki göstererek karardan duydukları “üzüntüyü” kamuoyuyla paylaştı. Von der Leyen, Avrupa Birliği’nin anlaşmaya ilişkin tutumunun 2019 yılında Avrupa Konseyi tarafından açıkça ortaya konduğunu ve aradan geçen süreçte bu tutumda herhangi bir değişiklik olmadığını savundu. Söz konusu anlaşmanın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini, uluslararası deniz hukuku ile bağdaşmadığını ve bu nedenle hükümsüz olduğunu ileri süren von der Leyen, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile olan dayanışmalarını yinelendi. AB kanadından gelen bu itirazlar ve açıklamalar, Doğu Akdeniz’deki hukuki ve siyasi payvizyon mücadelesinin uluslararası boyutunu ve taraflar arasındaki diplomatik ayrışmaları gözler önüne serdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Libya Parlamentosunun onay kararı ve sonrasında yaşanan diplomatik gelişmeler, Akdeniz’deki güç dengelerinin önümüzdeki dönemde de tartışma konusu olmaya devam edeceğini gösteriyor. Türkiye, uluslararası hukuk ve ikili mutabakatlar çerçevesinde meşru haklarını koruma iradesini sürdürürken, bölgesel ve küresel aktörler arasındaki diplomatik temasların ve açıklamaların önümüzdeki süreçte artması bekleniyor.
Kaynak: Evrensel