İZMİR — KESK İzmir Şubeler Platformu, Konak YKM önünde düzenlediği kitlesel basın açıklamasıyla acil ek zam talebini yineleyerek hedef enflasyon ile TİS artışı arasındaki 13,11 puanlık farkın derhal ödenmesini istedi ve açıklanan bütçe planlamalarının dar gelirli kesimler üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığına dikkat çekti.
- Hedef enflasyon ile TİS artışı arasındaki 13,11 puanlık farkın derhal ödenmesi talep edildi.
- 2027 yılı bütçe tahmininin 27,3 trilyon lira olduğu, bunun yaklaşık 4 trilyon lirasının faiz giderlerine ayrıldığı vurgulandı.
- Toplanması hedeflenen 5,5 trilyon liralık gelir vergisinin yüzde 93’ünün işçi, memur ve ücretli çalışanların bordrolarından kesildiği belirtildi.
- Kürsüden yapılan açıklamalarda ‘Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı’ çağrısı yapıldı.
Konak YKM Önünde Yükselen Sesler: ‘Sermayeye Değil Emekçiye Bütçe’
Türkiye Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, ekonomik krizin derinleştiği ve hayat pahalılığının alım gücünü erittiği bir süreçte acil ek zam talebiyle Konak YKM önünde bir araya geldi. Alanda sık sık “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz” ve “Vergide adalet istiyoruz” sloganları atıldı. Eylemde kararlı bir duruş sergileyen emekçiler, geçim sıkıntısının artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını ifade ettiler. KESK İzmir Şubeler Platformu adına basın metnini okuyan Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin, ekonomik krizin faturasının dar ve sabit gelirli kesimlere kesilmesine asla sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Çetin, hedef enflasyon ile toplu iş sözleşmesi (TİS) artışı arasındaki 13,11 puanlık kayıp farkın derhal kapatılması ve kamu emekçilerine acil ek zam yapılması gerektiğinin altını çizdi. Açıklamanın merkezinde yer alan bir diğer temel talep ise adil bir vergi sistemi oldu; ‘Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı’ sloganı eylemin ana eksenini oluşturdu.
2027 Yılı Bütçesi: ‘Servet Transferi ve Yoksulluğa Sabretme Çağrısı’
Basın açıklamasında iktidarın ekonomi politikalarını ve orta vadeli mali planlamalarını eleştiren BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 2027 yılı bütçesinin “dayanıklılık, refah ve dönüşüm” bütçesi olacağı yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Çetin, aynı sunuş konuşmasında 2027 yılı bütçe tahmininin net bütçe gideri olarak 27 trilyon 276 milyar TL (yaklaşık 27,3 trilyon lira) şeklinde açıklandığını belirtti. Açıklanan bu devasa bütçede faiz giderleri için yaklaşık 4 trilyon lira (3,98 trilyon TL) kaynak ayrıldığını, sosyal güvenlik ve sosyal yardımlar harcamaları içinse bunun çok daha gerisinde kaynaklar beyan edildiğini kaydetti. Bütçenin diğer kalemlerine bakmadan bile 2027 yılı bütçesinin bir refah bütçesi olmadığını savunan Çetin, aksine bu tablonun alt sınıflardan üst sınıflara doğru gerçekleştirilen tarihi bir servet transferi belgesi niteliği taşıdığını vurguladı. Çetin, hazırlanan bu bütçenin başta kamu emekçileri olmak üzere toplumun dar ve sabit gelirli kesimleri için sıkı para politikasının kesintisiz devam edeceğinin ve halktan yeniden yoksulluğa sabretmelerinin isteneceğinin ilanı olduğunu dile getirdi. Buna karşılık sermaye ve servet sahiplerine bütçe kaynaklarının bol keseden aktarılmaya devam edileceğini ifade etti.
Vergi Adaletsizliği ve Bordro Mahkûmiyeti: Yük Ücretlilerin Sırtında
Araştırmacı gazetecilik perspektifiyle bütçenin gelir dengelerine bakıldığında, tablonun daha da çarpıcı bir eşitsizliği gözler önüne serdiği ifade edildi. Bütçenin omurgasının yüzde 85 oranıyla vergi gelirlerinden oluştuğuna dikkat çeken KESK temsilcileri, 2027 yılı için hedeflenen toplam vergi gelirinin 19,9 trilyon TL olduğunu hatırlattı. Bu vergi yükünün toplumsal sınıflar arasındaki dağılımını analiz eden Deniz Çetin, halkın cebinden çıkan dolaylı vergiler ile büyük kısmı ücretlilerin maaşlarından kaynakta kesilen gelir vergisinin toplamının, toplanacak tüm vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturduğunu belirtti. Vergi adaletsizliğinin en somut göstergesinin gelir vergisi hedeflerinde gizli olduğunu vurgulayan Çetin, toplanması hedeflenen 5,5 trilyon liralık gelir vergisinin yüzde 93’ünün doğrudan işçi, memur ve ücretli çalışanların aylık bordrolarından, daha maaş cebe girmeden kesildiğini dile getirdi. Bu sistemin çalışanları sürekli yoksullaştıran bir yapıya sahip olduğunu belirten KESK İzmir Şubeler Platformu, vergi adaletinin sağlanması ve sermaye kesiminin vergilendirilmesi için alanlardaki mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini duyurdu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek dönemde ekonomik krizin ve enflasyon baskısının kamu emekçileri üzerindeki etkilerinin artarak devam etmesi beklenirken, KESK ve benzeri emek örgütlerinin hak kayıplarının telafi edilmesi ve vergide adalet sağlanması yönündeki eylemlilik sürecini ülke genelinde büyüterek sürdürmesi öngörülüyor. Resmi süreçler ve toplu sözleşme masalarındaki gelişmeler yakından takip edilirken, sendikalar ek zam taleplerinden vazgeçmeyeceklerini yineliyor.
Kaynak: Evrensel