ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilen tartışmalı Mekke Anlaşması’nın hemen ardından Katar’ın başkenti Doha’da imzalanan Pakistan, Endonezya ve Türkiye ortaklığındaki Bedir Zaptı, ülkenin dış politikasındaki yeni ve tehlikeli bir eksen kaymasını gözler önüne sererken; uzmanlar ve muhalefet çevreleri tek adam rejimini olası bölgesel çatışmaların tarafı olmaması konusunda acilen uyarıyor.
- Mekke Anlaşması ile Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında NATO’nun 5. maddesini andıran karşılıklı askeri destek mekanizması kuruluyor.
- Katar, Endonezya, Pakistan ve Türkiye imzalı ‘Bedir Zaptı’ Doha’da Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve mevkidaşlarının katılımıyla hayata geçirildi.
- Uzmanlar, ABD emperyalizminin bölgesel çıkarları doğrultusunda atılan bu adımların Türkiye’yi Ortadoğu’daki vekalet savaşlarının doğrudan hedefi haline getirebileceğine dikkat çekiyor.
Katar’da İmzalanan Bedir Zaptı ve Askeri İş Birliği Hamlesi
İran savaşına saplanan Amerikan emperyalizminin bölgesel taşeronluğunu üstlenen tek adam rejimi, peş peşe hayata geçirdiği kritik anlaşmalarla Türkiye’yi son derece tehlikeli ve öngörülemez sularda yüzdürmeye devam ediyor. Yemen ile uzun süredir yıkıcı bir savaş sürdüren Suudi Arabistan’a fiilen Türk askerinin gönderilmesini içeren Mekke Anlaşması’nın Meclis’e geldiği günün hemen ertesinde, Katar’ın başkenti Doha’da dikkat çekici bir başka askeri anlaşmaya resmiyet kazandırıldı. Katar, Endonezya, Pakistan ve Türkiye’nin tarafları olduğu çok taraflı ‘Bedir Mutabakat Zaptı’, askeri üretimi teşvik etmeyi, dört ülkenin askeri kabiliyetlerini karşılıklı olarak güçlendirmeyi ve teknik, askeri, eğitim, araştırma ve geliştirme (AR-GE) alanlarında çok yönlü iş birliğini desteklemeyi amaçlıyor. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve ilgili ülkelerin mevkidaşları tarafından imzalanan bu mutabakata, sözlük anlamı dolunay olan ‘Bedir’ adının verilmesi de diplomatik çevrelerde manidar bir detay olarak değerlendirildi.
Mekke Anlaşması ve NATO’yu Andıran Taahhütler
Çok taraflı ortaklığı içeren Bedir Zaptı savunma ve askeri işbirliğini merkezine alsaഴും, zamanlaması itibarıyla 7 Ağustos’ta imzalanan ve geçtiğimiz günlerde Meclis’e sunulan tartışmalı Mekke Anlaşması’nın hemen ardından gelmesi büyük bir dikkat uyandırdı. NATO’nun kolektif savunmayı öngören 5. maddesine son derece benzer şekilde yapılandırılan Mekke Anlaşması; Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin birbirine askeri destek vermesini ve taraflardan herhangi birine yapılacak silahlı bir saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını hukuki bir zorunluluk haline getiriyor. Metnin en tartışmalı hükümlerinden birine göre, taraflar bu anlaşmanın resmi olarak yürürlüğe girmesini takip eden ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan tek taraflı olarak ayrılamayacaklar. Muhalefet partilerinin ve bağımsız hukukçuların sert tepkilerini çeken bu stratejik anlaşma, Meclis ilgili komisyonundaki yoğun görüşme maratonunun ardından en kısa süre içerisinde Genel Kurul’un onayına sevk edilecek.
Gelişmeler ve Beklentiler
Doha ve Mekke ekseninde peş peşe imzalanan bu kritik anlaşmalar, mevcut siyasal İslamcı rejimin ABD’nin Ortadoğu merkezli jeopolitik yönelimleri ve stratejileri doğrultusunda hareket ettiğini bir kez daha kanıtlıyor. Körfez Arap ülkeleri, Pakistan ve Endonezya gibi aktörlerle kurulan bu yeni askeri ittifaklar ve paktlar, bölgedeki hassas dengeleri altüst etme potansiyeli taşırken; uzmanlar Türkiye’nin hiçbir suretle dış müdahalelerin ve vekalet savaşlarının bir parçası olmaması gerektiğinin altını önemle çiziyor.
Kaynak: BirGün Manşet