26 Ekim 2026, Pazartesi
Haber

Türkiye Genelinde Bin Kilometre Asbestli Boru Halk Sağlığını Tehdit Ediyor

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Üretimi ve kullanımı 2010 yılında yasal düzenlemelerle yasaklanan kanserojen asbest maddesi, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye genelinde varlığını sürdürüyor. Ekim 2026 itibarıyla ülkenin içme suyu şebekelerinde hâlâ bin kilometreye yakın asbestli boru bulunduğu ortaya çıkarken, Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nda konunun gündeme gelmesiyle birlikte halk sağlığı tartışmaları yeniden alevlendi.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 2010 yılında yasal olarak yasaklanan asbest, Ekim 2026 itibarıyla hâlâ bin kilometreye yakın şebeke borusunda yer alıyor.
  • İller Bankası Genel Müdürü Eyyüp Karahan, KİT Komisyonu’nda yaptığı açıklamada belediye verilerini paylaştı ve soruna hızlı çözüm üretileceğini savundu.
  • Muhalefet milletvekilleri yasak üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen sorunun çözüme kavuşturulamamasına sert tepki gösterdi.
  • İçme suyu hatlarındaki risklerin yanı sıra kentsel dönüşüm ve deprem bölgelerindeki yıkımlarda yayılan tozlar da ölümcül tehdit yaratıyor.

Yasal Yasak ile Sahadaki Gerçeklik Arasındaki Çarpıcı Çelişki

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan, ‘Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik’ kapsamında, Türkiye’de 2010 yılından itibaren asbest liflerinin ve bu lifleri içeren karışımların ve eşyaların imalatı, piyasaya arzı ve kullanımı kesin olarak yasaklandı. Ancak bu hukuki adıma rağmen asbest borular, yerel yönetimlerin en önemli ve kronik sorunu olmaya devam etti. Halk sağlığını doğrudan tehdit eden bu borular, hemen her yıl kamuoyunda ve meclis platformlarında tartışma konusu oldu. Çok sayıda belediye, finansal kaynak yetersizliği nedeniyle altyapı yenileme çalışmalarına beklenilen ağırlığı veremezken, kanserojen özellik taşıyan asbestli borular vatandaşlara su taşımayı ve tehlike oluşturmayı sürdürdü.

KİT Komisyonu’nda İller Bankası Raporları ve Tartışmalar

Asbest borularla ilgili derinleşen tartışmalar nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nun gündemine taşındı. İller Bankası’nın Sayıştay raporları ile kesin hesaplarının da görüşüldüğü kritik toplantıya katılan İller Bankası Genel Müdürü Eyyüp Karahan, komisyon üyelerinin yönelttiği soruları yanıtladı. Karahan’ın verdiği yanıt, halk sağlığını tehdit eden asbest borularla ilgili en güncel ve çarpıcı verileri gözler önüne serdi. Belediyelerden edinilen güncel verileri paylaşan Karahan, Türkiye’de Ekim 2026 itibarıyla yaklaşık bin kilometrelik asbest boru bulunduğunu kaydetti. İller Bankası Genel Müdürü, söz konusu asbest boruların yenilenmesi için “Hızlı şekilde çözüm üretileceğini” savundu. Öte yandan, asbest boru kullanımının 2010 yılında yasaklandığının altını çizen komisyonun muhalefet partili üyeleri ise, sorunun üzerinden geçen 16 yıla rağmen çözülememiş olmasından duydukları rahatsızlığı dile getirerek duruma sert tepki gösterdi.

İçme Suyu Şebekelerinden Yıkım Sahalarına Çok Boyutlu Tehlike

Asbest tehlikesi yalnızca içme suyu şebekelerinde kullanılan asbestli borulardan ibaret kalmıyor. İçme suyu hatlarının yarattığı kronik risklerin yanı sıra, yapı stokundaki dönüşümler sırasında ortaya çıkan tozlar da büyük bir kriz alanı yaratıyor. Özellikle binaların yıkımlarında açığa çıkan asbestli tozlar, çalışanlar ve çevre sakinleri için ciddi solunum yolu hastalıkları ve kanser riski oluşturuyor. Uzmanlara göre, özellikle deprem bölgelerinde ve kentsel dönüşüm alanlarında yıkılan binalardan kaynaklanan asbest maruziyeti, denetimsiz yapıldığında toplumsal sağlığı tehdit eden devasa bir çevre felaketine dönüşebiliyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Türkiye genelinde bin kilometreyi bulan asbestli boru envanteri ve yıkım sahalarındaki kontrolsüz tozlar, merkezi yönetim ile yerel idarelerin koordineli ve acil bir eylem planı geliştirmesini zorunlu kılıyor. İller Bankası’nın öncülüğünde yürütüleceği belirtilen çözüm süreçlerinin ne kadar hızlı hayata geçirileceği ve finansman sorunlarının nasıl aşılacağı kamuoyu tarafından yakından takip edilirken, uzmanlar halk sağlığının korunması adına denetimlerin ve değişim takviminin şeffaf bir şekilde paylaşılmasını talep ediyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın