İSTANBUL — İstanbul başta olmak üzere birçok kentte etkili olan şiddetli yağışlar ve taşkınların ardından ANF’ye değerlendirmelerde bulunan İstanbul Özgür Baretliler, yaşananların ‘doğal afet’ olarak nitelendirilmesinin sorumluluktan kaçmak olduğunu vurgularken, katliam boyutuna ulaşan felakette 5 yurttaş yaşamını yitirdi.
- Şiddetli yağışlar ve taşkınlar nedeniyle 5 yurttaş yaşamını yitirdi, bin 277 su baskını ihbarı yapıldı.
- Valilik verilerine göre kent genelinde 15 heyelan, 47 mahsur kalma ve 13 ağaç devrilmesi kayıtlara geçti.
- İstanbul Özgür Baretliler, felaketin asıl sorumlusunun rantçı ve ihmalci zihniyet olduğunu belirtti.
- Afetin faturası bodrum katlarında oturanlar, dar gelirliler ve dezavantajlı kesimlere kesildi.
Altyapı Yetersizliği ve Ranta Dayalı Kentleşmenin Yıkıcı Bilançosu
İstanbul başta olmak üzere birçok kentte etkili olan şiddetli yağışlar, kentsel altyapı yetersizliğini ve ranta dayalı kentleşme politikalarının yıkıcı sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Su baskınları nedeniyle alt geçitler ve tüneller göle döndü, ulaşım ve yaşam durma noktasına geldi. Yaşanan taşkınlarda 5 yurttaş yaşamını yitirirken, valiliğin resmi açıklamasına göre bin 277 su baskını, 15 heyelan, 47 mahsur kalma, 13 ağaç devrilmesi, 76 araç, 808 konut ve 280 iş yeri ihbarı kayıtlara geçti. Katliam boyutuna ulaşan bilançonun ardından ANF’ye değerlendirmede bulunan İstanbul Özgürlükçü Mühendis-Mimar, Şehir Planlamacıları Platformu (İstanbul Özgür Baretliler), yaşanan felaketin asıl sorumlusunun iklim koşulları değil, doğayı ve insanı yok sayan rantçı ve ihmalci zihniyet olduğuna dikkat çekti. İstanbul Özgür Baretliler, aşırı yağışlar ve taşkınların ardından yaptığı değerlendirmede, yaşananları ‘doğal afet’ olarak nitelendirmenin sorumluluktan kaçmak olduğunu ısrarla vurguladı.
Fatura Yine Dezavantajlı Toplumsal Kesimlere Kesildi
İktidarın ve sermaye odaklarının ‘doğal afet’ kılıfına sığındığı yıkımın ardındaki politik ve toplumsal gerçeklere dikkat çeken platform, faturanın her zaman olduğu gibi yine dar gelirli ve dezavantajlı toplumsal kesimlere kesildiğini vurguladı. Rant odaklı imar kararlarının yarattığı derin toplumsal ve mekânsal adaletsizliği şu çarpıcı sözlerle anlattı: ‘Kentin taşıma kapasitesi ve ekolojik sınırları gözetilmeden yürütülen yapılaşma, ortaya çıkan maliyetleri bütün topluma yüklerken ekonomik kazancı belirli kesimlerde yoğunlaştırabilir. Bu maliyetleri herkes eşit biçimde yaşamaz. Bodrum ve giriş katlarında oturanlar, düşük gelirli haneler, güvencesiz çalışanlar, sokakta çalışmak zorunda kalanlar, engelliler ve yaşlılar afetlerden daha ağır etkilenebilir. Ulaşımın aksaması, iş kaybı, ev ve iş yerlerinin zarar görmesi, güvenli barınma imkanlarının azalması; fiziksel zararın ötesinde toplumsal eşitsizlikleri de derinleştirir.’ Uzmanlar, son günlerde yaşanan acı tablonun kentsel politikaların acilen halktan ve ekolojiden yana dönüştürülmesi gerektiğini bir kez daha zorunlu kıldığını ifade ediyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek dönemde benzer felaketlerin önlenmesi için kentsel dönüşüm ve altyapı projelerinin rant odaklı değil, kamusal yarar ve ekolojik denge gözetilerek yeniden ele alınması bekleniyor. Resmi süreçlerin ve idari soruşturmaların nasıl şekilleneceği kamuoyu tarafından yakından takip edilirken, meslek örgütleri denetimsizliğe karşı mücadele çağrısını yineliyor.
Kaynak: ANF Türkçe