ÇANAKKALE — İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde yer alan, 2025 yılı net satışları 6 milyar lirayı aşan dev gıda devi Dardanel’de çalışan işçiler, son ayın ücretlerinin henüz yatırılmadığını belirterek isyan bayrağı açtı. “Zaten asgari ücret veriyorlar, onu bile zamanında ödemiyorlar” diyen emekçiler, iş yavaşlatma eylemi planladıkları için işten atılma tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını ve geçim sıkıntısıyla baş başa bırakıldıklarını aktardı.
- Dardanel işçileri, İSO 500 listesindeki milyonluk cirolara rağmen son ay maaşlarını alamadı.
- İşçiler, hak arama mücadelesinde işten atılma korkusu ve ustabaşı baskısıyla karşı karşıya.
- Ücret ödemelerindeki kronik gecikmelerin üç ayda bir yatırılan ikramiye dönemlerinde tekrarlandığı belirtiliyor.
- Çalışanlar, borsadaki dalgalanmaların ve sermaye krizlerinin faturasının işçiye kesildiğini vurguluyor.
Milyonluk Cirolar ve Asgari Ücret Krizi: Dardanel’de Neler Yaşanıyor?
Ton balığı konservesinden dondurulmuş deniz ürünlerine uzanan geniş üretim yelpazesiyle Türkiye gıda sektörünün en önemli aktörleri arasında bulunan Dardanel, son dönemde ekonomik başarılarıyla değil, işçi hakları ihlalleriyle gündeme geliyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) prestijli 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde kaim olan şirketin 2025 yılı net satışları 6 milyar lirayı aşarken, fabrikada ter döken emekçiler en temel hakları olan maaşlarını dahi gününde alamamanın mağduriyetini yaşıyor. Şirket bilançolarındaki büyüme rekorlarına karşın sahada çalışan işçilerin yaşadığı ekonomik kriz, gıda sektöründeki sendikalaşma ve çalışma koşulları tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Beş yıldır Dardanel’de fedakarca çalışan bir işçi, krizin boyutunu şu sözlerle özetliyor: “Zaten asgari ücret veriyorlar, onu bile zamanında ödemiyorlar.” Bu tablo, sermayenin büyümesi ile emekçinin alım gücünün erimesi arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.
İşten Atılma Tehdidi ve Ustabaşı Baskısı: Emekçinin Eli Kolu Bağlı
Ücretlerin zamanında yatırılmaması üzerine fabrikada bir süredir huzursuzluk hakim. Son ayın ücretlerini henüz alabilmiş olmayan işçiler, hak aramak için kendi aralarında iş yavaşlatma eylemini gündeme getirdi. Ancak bu demokratik ve meşru tepki, yönetim kademesi ve ustabaşlarının baskı duvarına çarptı. Beş yıllık kıdemli işçi, yaşadıkları çaresizliği şu çarpıcı detaylarla anlatıyor: “Kendi aramızda iş yavaşlatalım diye konuştuk ama birçoğumuz işten atılmaktan korktuğumuz için cesaret edemedik. Ustabaşları da ‘Hadi hadi’ diye baskı yaparak bizi çalışmaya mecbur bıraktı.” İş yavaşlatma yönünde bir adım atılamadığı için üretim hattı aynı tempoda akmaya devam etti. İşçi, “Yine aynı sayıda ürün çıktı, hiçbir şey değişmedi. Ayın 23’ünde ödeme yapacaklarını söylüyorlar. Ama biz bir şey yapmazsak bu tür şeyler daha çok başımıza gelir. Bir şey yapalım desek de tazminatsız kapının önüne konulmaktan korktuğumuz için bizim de elimiz kolumuz bağlanıyor” diyerek üzerlerindeki psikolojik ve ekonomik baskıyı gözler önüne serdi. Benzer şekilde, fabrikada henüz iki aydır çalışan yeni bir işçi de ilk günlerinden itibaren aynı düzensizlikle karşılaştığını, eski çalışanların ise bu tür gecikmelerin fabrikada kanıksanmış bir düzen haline geldiğini ifade ettiğini belirtti.
Borsadaki Dalgalanmalar ve Geçim Derdi: “İşçinin Ücreti Yalan Oluyor”
Dardanel fabrikasındaki maaş krizinin sadece yerel bir yönetim zafiyeti olmadığı, aynı zamanda şirketin finansal stratejileriyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Bir başka Dardanel işçisi, ücret ödemelerindeki kronik gecikmelerin borsadaki genel düşüş ve dalgalanmalarla ilgisi olabileceğine dikkat çekerek şu tespiti yapıyor: “Borsada işler ters gidince işçinin ücreti de yalan oluyor.” Şirket yönetiminin finansal riskleri ve piyasa dalgalanmalarının faturasını doğrudan işçinin cebine kesmesi, gıda sektöründeki güvencesiz çalışma rejiminin en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Şirket yönetimi tarafından ücretlerin ayın 23’ünde ödeneceği yönünde sözler verilirken, işçiler bu taahhüdün gerçekçiliğini sorguluyor. Bir çalışan bu belirsizliği şu can alıcı soruyla eleştiriyor: “Ayın 23’üne kadar biz neyle geçineceğiz? Kaldı ki o tarihte ödeme yapılacağının da garantisi yok.” Özellikle üç ayda bir yatırılan ikramiye dönemlerinde bu gecikmelerin sistematik bir şekilde tekrarlandığını belirten işçiler, artan enflasyon karşısında zaten eriyen asgari ücretin bir de gününde ödenmemesinin kendilerini iflasın eşiğine getirdiğini vurguluyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Dardanel işçilerinin yaşadığı bu mağduriyet, büyük sermaye gruplarının kriz dönemlerinde faturayı ilk olarak çalışanlara kesme eğiliminin klasik bir yansımasıdır. Resmi mercilerin ve ilgili denetim mekanizmalarının İSO 500 listesindeki dev şirketlerin çalışma koşullarını incelemesi beklenirken, işçiler her ayın 23’ünde yapılacak olası ödemeleri endişeyle bekliyor. İşten atılma korkusu ve tazminatsız kapı önüne konulma baskısı altında susturulan emekçiler, hak ettikleri insani çalışma koşullarının ve zamanında ödenen ücretlerin teminat altına alınacağı kalıcı çözümler talep ediyor.
Kaynak: Evrensel