ANKARA — Türkiye Diyanet Vakfı’nda (TDV) Filistin için toplanan bağışların yatırım fonlarına aktarıldığı ve bu süreçte vurgun yapıldığı iddialarının ardından üç üst düzey yöneticinin görevden alınması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, vakıftan kritik bir açıklama geldi. Vakıf, yönetim değişikliklerinin fon iddialarıyla hiçbir bağı bulunmadığını ve durumun yalnızca bir zaman çakışmasından ibaret olduğunu savundu.
- Türkiye Diyanet Vakfı’nda (TDV) Filistin bağışlarının fonlara aktarıldığı iddiaları üzerine üç üst düzey yönetici görevden alındı.
- Görevden alınan isimler arasında Genel Müdür İzani Turan ile genel müdür yardımcıları Recep Şükrü Balkan ve Fatih Kayacan yer alıyor.
- Vakıf yönetimi, görevden almaların ‘fon’ vurgunu iddialarıyla ilgisi olmadığını, zamanlamanın rastlantı olduğunu öne sürdü.
- Haberleri yapan ve sosyal medyada yayanlar hakkında hukuki süreç başlatıldığı resmen duyuruldu.
Filistin Bağışları ve Yatırım Fonu İddialarının Perde Arkası
Son günlerde Türkiye’nin en köklü ve geniş bütçeli sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) bünyesinde yaşanan gelişmeler, kamuoyunun ve sivil toplum izleyicilerinin odağına yerleşti. Filistin halkına ulaştırılmak üzere toplanan hassas bağış niteliğindeki nakit varlıkların, riskli veya tartışmalı yatırım fonlarına aktarıldığına dair iddialar sosyal medyada ve çeşitli mecralarda hızla yayıldı. Bu iddiaların ardından vakıf yönetiminde yaşanan hareketlilik dikkat çekti. Türkiye Diyanet Vakfında (TDV), Filistin için toplanan bağışların yatırım fonlarına aktarıldığı iddialarının hemen ardından üç üst düzey yöneticinin birden görevine son verilmesi, spekülasyonların alevlenmesine zemin hazırladı. Vakfın Genel Müdürü İzani Turan ile genel müdür yardımcıları Recep Şükrü Balkan ve Fatih Kayacan’ın eş zamanlı olarak görevden alınması, kurum içerisindeki iddiaların derinliğine dair soru işaretlerini artırdı.
Diyanet Vakfı’ndan Yazılı Savunma: ‘Nakit Varlıklar Faize Dayalı Değil’
Görevden almaların gündem haline gelmesi, basında ve kamuoyunda geniş yer bulması üzerine Diyanet Vakfı tarafından kapsamlı bir yazılı açıklama yapıldı. Vakfın kurumsal itibarını korumayı amaçlayan bu resmi açıklamada, nakit varlıkların değerlendirilme biçimine dair somut detaylar paylaşıldı. Açıklamada, vakfın nakit varlıklarının bir kısmının ‘faizsiz finans ilkelerine göre faaliyet gösteren TLK fonunda değerlendirdiği ve tek fon yatırımının bundan ibaret olduğu’ öne sürüldü. Kurum, kaynakların herhangi bir değer kaybına uğramadığını, aksine şeffaf ve prensipli bir mali yönetim izlendiğini vurguladı. Bununla birlikte, vakfın genel müdürü ve iki genel müdür yardımcısının fon meselesinden dolayı görevlerinden alındığına dair iddiaların kesinlikle gerçeği yansıtmadığı savunuldu.
Zamanlama Tartışmaları ve Hukuki Süreç Tehdidi
Vakıf yönetimi tarafından yapılan açıklamada, yaşanan tasfiye veya değişim dalgasının iddia edilen finansal skandallarla hiçbir bağı olmadığı ısrarla vurgulandı. Açıklamada, ‘Vakıftaki yönetim değişikliği uzun bir zamandır Vakıf Mütevelli Heyetinin gündeminde olan bir konu olup değişikliğin bahsi geçen iddialarla aynı döneme denk gelmesi sadece bir rastlantıdır’ denildi. Vakıf fon yatırımları sebebiyle herhangi bir zarara uğramadığı gibi yönetim değişikliğinin de bu gerekçeyle yapılması söz konusu olmadığı yinelendi. Kurum, yaşanan bu sancılı süreçte sessiz kalmayarak, TDV’ye yönelik haksız ithamlar ve iftiralar içeren iddiaları haber yapanlar ve bunları sosyal medyada yayanlar hakkında hukuki süreç başlatıldığını duyurdu. Böylece vakıf yönetimi, hem iddiaları kökten reddetti hem de hukuki kılıcını kuşanarak eleştirilere karşı net bir duruş sergiledi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye Diyanet Vakfı’nda patlak veren fon iddiaları ve akabindeki üst düzey görevden almalar, sivil toplum kuruluşlarının şeffaflığı ve denetlenebilirliği konusundaki toplumsal hassasiyeti bir kez daha gözler önüne serdi. Vakıf yönetimi her ne kadar değişikliklerin bir ‘rastlantı’ olduğunu savunup hukuki adımlar atacağını belirtsece de, kamuoyunda ve muhalefet çevrelerinde konunun takipçisi olunacağı aşikardır. Önümüzdeki günlerde başlatılacak hukuki süreçlerin ve atılacak olası idari adımların, kurumun üzerindeki bu şüphe bulutlarını dağıtıp dağıtamayacağını zaman gösterecektir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika