28 Ekim 2026, Çarşamba
Haber

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Terfi Krizi: ‘Trump’a Oy Vermeyene Terfi Yok

📰 KAPSAMLI RAPOR

WASHINGTON — ABD Dışişleri Bakanlığı’nda terfiye aday gösterilen bazı dış hizmet görevlilerine 2016, 2020 ve 2024 başkanlık seçimlerinde Başkan Donald Trump’a oy verip vermediklerinin sorulduğu öne sürüldü. Federal yasaları ve tarafsızlık ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle büyük kaygı yaratan iddialar, Kongre’yi harekete geçirdi.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Terfi adaylarına 2016, 2020 ve 2024 seçimlerinde kime oy verdikleri soruldu.
  • Demokratlara yapılan kampanya bağışlarının diskalifiye sebebi sayılacağı belirtildi.
  • Senato Dış İlişkiler Komitesi iddiaları kapsamlı bir şekilde soruşturmaya hazırlanıyor.
  • Dışişleri Bakanlığı sözcüsü oy verme geçmişine yorum yapmazken ‘sadakat’ vurgusu yaptı.

Federal Yasalar ve Tarafsızlık İlkesi Tartışmanın Odağında

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, terfi için aday gösterilen bazı dış hizmet görevlilerine Başkan Donald Trump’a oy verip vermediklerini sorduğu yönündeki iddialar Washington’da geniş yankı uyandırdı. Bakanlığın, terfi kuyruğundaki bazı deneyimli görevlilere 2016, 2020 ve 2024 yıllarında gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinde kime oy verdiklerini sorduğu ciddi bir şekilde konuşuluyor. ABD’de yürürlükte olan federal yasa, kamu hizmeti personel kararlarının siyasi bağlılığa veya partizan tercihlere göre verilmesini kesinlikle ve katı bir şekilde yasaklıyor. Bu bağlamda ortaya atılan iddialar, Trump yönetiminin tarafsız ve liyakate dayalı devlet kadroları içinde siyasallaştırılmış personel kararlarını hayata geçirerek federal yasayı açıkça ihlal ettiği konusundaki endişeleri tırmandırdı.

Siyasi Sadakat Şartı ve Bağış Geçmişi İncelemesi

Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, yalnızca ve doğrudan Trump’a oy veren adayların orta ve üst düzey dış hizmet görevlerine uygun olacağını açıkça ve net bir şekilde belirtti. Bununla da kalmayarak, terfi sürecindeki adaylara kampanya bağış geçmişlerinin titizlikle inceleneceği ve Demokrat Parti’ye veya Demokrat adaylara yapılan herhangi bir bağışın doğrudan diskalifiye sebebi sayılacağı ifade edildi. Bakanlık tarafından temmuz ayında atılan bir adımda, personel performans değerlendirme sürecine yeni bir ‘sadakat’ bölümü eklendi. Bu uygulamayla yöneticilerin, çalışanların ‘kendilerini ve ekiplerini en güncel ABD hükümeti hedeflerine tamamen uyumlu hale getirme’ konusundaki bağlılıklarını değerlendirmeleri zorunlu kılındı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise doğrudan oy verme geçmişiyle ilgili sorulara yanıt vermekten ve yorum yapmaktan kaçınırken, konunun esasına dair yaptığı açıklamada ‘sadakatin’ kritik önemine dikkat çekti. Sözcü, ‘Sadakat, anayasayı ve yasayı savunmak, Amerikan halkına ve onların çıkarlarına sadakatle politika uygulamak anlamına gelir’ ifadelerini kullandı.

Gelişmeler ve Beklentiler

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki bu skandal niteliğindeki iddialar, Demokrat Parti cephesinde sert bir tepkiyle karşılandı ve parti yetkilileri konuyu derhal soruşturmaya hazırlanıyor. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin üst düzey Demokrat üyesi Senatör Jeanne Shaheen konuya ilişkin yaptığı resmi açıklamada, şu sert ifadeleri kullandı: ‘Komite, Trump yönetiminin siyasi bağlılığı istihdamda bir faktör haline getirdiği iddialarını bir süredir yakından takip ediyor. Bunlar kritik ulusal güvenlik pozisyonlarıdır ve bireyler siyasi sadakatlerine göre değil, deneyim ve yeteneklerine göre seçilmelidir. Bu tür iddiaların tümünü kapsamlı bir şekilde araştırmak için Temsilciler Meclisi ve diğer ilgili komitelerle birlikte ortaklaşa çalışıyoruz.’ Önümüzdeki günlerde Kongre’nin konuyu derinlemesine incelemesi ve bakanlık yetkililerini ifadeye çağırması bekleniyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın