ANKARA — Fon vurgunu sonrasında “gönüllü iade” hesabına 5 milyar lira ödediği iddia edilen Astor Enerji’nin Temelli Yerleşkesinde çalışan, ara zam verilmeyen işçiler derin bir yoksullukla boğuşurken; şirketin borsadaki olağanüstü büyümesi ile tabandaki emekçilerin yaşadığı ağır geçim sıkıntısı arasındaki uçurum kamuoyunun gündemine oturdu.
- Astor Enerji, son 3 yılda borsada yüzde 2.986 oranında (yaklaşık 31 kat) değer kazandı.
- Temelli yerleşkesindeki işçilere ara zam verilmezken, hedef baskısı ve işsizlik tehdidi artıyor.
- İşçiler, fabrikada göçmen işçi tehdidiyle karşılaştıklarını ve ‘Dayanamazsanız gidin, Nepalliler bekliyor’ denildiğini aktarıyor.
- Artan enflasyon ve geçim sıkıntısı nedeniyle işçi eşleri de fabrikalarda çalışmak zorunda kalıyor.
Borsada Devasa Büyüme ve Fon Vurgununun Gölgesinde Yaşananlar
Açığa çıkan fon vurgununda 3 yılda borsada yüzde 2.986 (yaklaşık 31 kat) oranında değer katlayan Astor Enerji’de işçiler bu dönem de ara zam alamadı. Şirketin mali tablolardaki büyümesi ve fon vurgunu sonrasında “gönüllü iade” hesabına 5 milyar lira ödediği iddiaları konuşulurken, fabrikanın üretim üssü olan Ankara Temelli Yerleşkesindeki gerilim hat safhaya ulaştı. İşçiler yalnızca eriyen ücretlerle boğuşmuyor; aynı zamanda yoğun hedef baskısı ve işsizlik tehdidi işçilerin üstünde adeta bir kılıç gibi sallanıyor. Şirket yönetimi ile çalışanlar arasındaki bu derin ekonomik ve sosyal uçurum, fabrikadaki çalışma barışını da ortadan kaldırıyor.
Temelli Fabrikasında Yoğun Baskı ve ‘Nepalli İşçi’ Tehdidi
Astor Enerji’nin Temelli yerleşkesinde bulunan fabrikasında çalışan bir işçi, içerideki çalışma koşullarını şu çarpıcı sözlerle aktarıyor: “İşçiler mesai saatlerinde sürekli kamera ile takip ediliyor. Sürekli ayakta ve fazla mesai ile çalışıyoruz. İş dışında kalan zaman uyumaya zor yetiyor. ‘Hedef var.’ lafı hiç bitmiyor. Her gün milyonluk ürünler çıkıyor. İşçiden hep daha fazlası isteniyor. Tuvalete gitmen bile dert. Hata olduğunda ya da bir hedef yetişmediğinde, ‘3-4 defa tuvalete gitmişsiniz.’ diyorlar.” Öte yandan fabrikada göçmen işçilerin çalıştırılmaya başlandığı, yönetim tarafından işçilere “Dayanamazsanız gidin. Nepalliler kapıda bekliyor.” şeklinde baskı kurularak iş güvencesizliğin körüklendiği aktarılıyor.
İşçi Ailelerinin Geçim Mücadelesi ve Çocuklarına Mahcup Olmama Çabası
Aynı yerleşkede çalışan bir Astor işçisinin eşiyle yapılan görüşme, tablodaki insan trajedisini gözler önüne seriyor. 2024 yılı itibariyle artan masraflar, enflasyon, çocukların eğitim ihtiyaçları derken kendisi de Kazan bölgesinde bir fabrikada işe başladığını anlatan kadın işçi şunları söylüyor: “Önceden bir şekliyle idare ediyorduk. Şimdi iki kişi çalışıyoruz yine de yetmiyor. Eşim çocukların yüzünü göremez oldu. Yetiştirebilmek için sürekli işte. Çocuklar birbirine bakıyor. Ana babalık yapamaz duruma geleceğiz. Çocuklar okul masrafları, harçlıkları, kıyafeti, mutfağı derken mahcup olmamak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Astor’un fon işinde ne kadar paralar kazandığını görünce eşimle birbirimize bakıp güldük. Bizim hiç mi değerimiz yok? Ne paralar kazanmışlar, milyon dolarlar. Bizim derdimiz de çalış, çabala çocuklarına mahçup olma. Hayal edemediğimiz paralar… Eşim fabrikada Astor’un borsadan para kazandırdığını duyunca, ‘Paramız olsa biz de girerdik’ demişti. Onlardan bize düşer mi? Bakın onlara hiçbir şey olmadı. Biz ‘kış geliyor çocuklara, kendimize nasıl bot, mont alırız’ diye onu düşünüyoruz. Elde kalanı bırakın nasıl ekside olmayız derdindeyiz.”
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından biri olan Astor Enerji ve benzer sektörlerdeki dev şirketlerin finansal piyasalardaki rekor karları ile üretim sahasındaki emekçilerin geçim sıkıntısı arasındaki bu tezat, önümüzdeki dönemde çalışma hayatı, sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme süreçlerinde yeni tartışmaların fitilini ateşlemeye aday görünüyor. Uzmanlar, enflasyonist ortamda ara zam yapılmamasının ve artan baskı unsurlarının işçi sağlığı ve iş barışı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Kaynak: Evrensel