29 Ekim 2026, Perşembe
Haber

Fransa’daki Yasaklar ve İngiltere’deki Brexit Tartışmaları Avrupa’nın Gündeminde

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

BRüksel — Avrupa’nın Gündemi’nde bu hafta; Fransa’da gençlik ve işçi hareketlerini şiddet ve yasakla bastırma girişimleri, Lübnan’da konuşlandırılacak AB askeri birlikleri ve İngiltere’de yeni başbakanın gündeme getirdiği AB’ye geri dönme tartışmaları masaya yatırıldı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Fransa’da Macron yönetiminin hayat pahalılığına karşı artan toplumsal öfkeyi sokağa çıkma yasakları, gösteri kısıtlamaları ve sosyal ağlara erişim engelleriyle bastırmaya çalışması sol muhalefetin sert tepkisine yol açtı.
  • Fransa ve İtalya’nın inisiyatifinde Lübnan’daki ‘müdahale harekatı’na Almanya’nın da katılma hazırlığı, bölgedeki emperyalist güç mücadelesini ve İsrail’e verilen kayıtsız şartsız desteğin doğuracağı çelişkileri gözler önüne seriyor.
  • Brexit’in üzerinden on yıl geçerken, İngiltere’de Başbakan Andy Burnham’ın bütün seçeneklerin masaya yatırılacağını açıklamasıyla AB’ye yeniden katılım ve yeni referandum tartışmaları alevlendi.
  • Ülkenin ilerici kesimleri, hükümetlerin toplumsal krizlere siyasal çözümler üretmek yerine çatışmayı ve özgürlükleri kısıtlama stratejisine saplanıp kalmasından derin bir endişe duyuyor.

Fransa’da Toplumsal Öfke ve Baskı Politikaları: “Biz Yanarsak, Siz de Bizimle Yanarsınız”

Fransa’da hayat pahalılığına ve hükümet politikalarına karşı büyüyen toplumsal öfkeye Macron yönetiminin yanıtı yine baskı ve yasaklar oluyor. Fransa’da gençlerin en çok kullandığı sloganlardan biri olan ve durumun vahametini gözler önüne seren “Biz yanarsak, siz de bizimle yanarsınız” (Fotoğraf: Kıvanç Demir/Evrensel) vurgusu, sokaktaki kararlılığın ve öfkenin boyutunu özetliyor. Sokağa çıkma yasakları, gösteri yürüyüşlerine kısıtlamalar, sosyal ağlara erişimin engellenmesi ve göstericilere kolektif sorumluluk yüklenmesi gibi uygulamalar artık sıradanlaşan devlet politikaları haline geldi. Sol muhalefet, iktidarı toplumsal krize siyasal çözüm üretmek yerine özgürlükleri hedef almakla suçlarken, gençlik hareketine yönelik baskının halkın öfkesini bastırmaya yetmeyeceğini ısrarla vurguluyor. Ülkenin ilerici kesimleri, hükümetin çatışmayı “Çürümeye bırakma” ve özgürlükleri kısıtlama stratejisine giderek daha fazla saplanıp kalmasından endişe duyuyor. Sol, durmadan aynı şeyi tekrarlıyor: Siyasal sorunlara ve toplumsal patlamalara karşı yasak duvarları örmek yerine köklü çözümler üretilmesi şart.

Avrupa Birliği’nin Küresel Hamleleri: Lübnan’da Askeri Birlik ve Orta Doğu Politikaları

Avrupa Birliği, yalnızca iç politikada değil, dış politika ve jeopolitik rekabette de vites yükseltiyor. Kuzey Kutbu ve Balkanlar’da etkisini artırmak için arka arkaya zirveler düzenleyen birlik, Ortadoğu’da da ABD’den bağımsız bir emperyalist güç olarak ortaya çıkmanın adımlarını atmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Fransa ve İtalya’nın inisiyatifinde Lübnan’daki ‘müdahale harekatı’na Almanya’nın da katılma hazırlığı içinde olduğu belirtiliyor. Ancak İsrail’in Lübnan’da kontrol altına alınması planının, bölgeye ve İsrail’e kayıtsız şartsız destek veren Almanya için ciddi bir dış politika ve hukuki sorun yaratması muhtemel görünüyor. Avrupa’nın askeri ve jeopolitik planları, bölgedeki hassas dengeleri daha da sarsma potansiyeli taşıyor.

Brexit’in Onuncu Yılında İngiltere: Yeniden AB’ye Dönüş Tartışmaları

Brexit’in üzerinden on yıl geçerken, İngiltere’nin AB’ye yeniden katılıp katılamayacağı meselesi ada ülkesinde yeniden en üst sıralarda konuşulmaya başlandı. Tartışmanın fitilini ateşleyen isim olan Başbakan Andy Burnham, bütün seçeneklerin masaya yatırılacağını resmi olarak açıkladı. AB üyeliği meselesi; ekonomiden güvenliğe, göçten ülkenin gelecekteki yönüne kadar pek çok kritik başlığı doğrudan ilgilendiriyor. Üstelik yeni bir referandum ihtimali, 2016’da ülkeyi derinden bölen tartışmaları ve toplumsal fay hatlarını yeniden alevlendirebilir. The Guardian gazetesinden Polly Toynbee’nin kaleme aldığı “Yeniden bir AB referandumu yapalım mı? Belki, ama henüz değil” başlıklı analitik yazısı da tam olarak bu ikilemi ve ülkenin yaşadığı stratejik kararsızlığı ele alıyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonuç olarak, Avrupa genelinde yükselen gençlik ve işçi hareketlerinin şiddet ve yasaklarla bastırılamayacağı gerçeği, iktidarların karşısında aşılması imkansız bir duvar olarak durmaktadır. Fransa’daki sokak yasakları, Almanya ve ortaklarının Lübnan’daki askeri müdahale planları ve İngiltere’nin Brexit pişmanlığı eksenindeki yeni yönelimler, önümüzdeki dönemde kıta genelinde siyasal ve toplumsal krizlerin daha da derinleşeceğine işaret etmektedir. Resmi süreçler ve yeni referandum tartışmaları, Avrupa halklarının özgürlük ve adalet arayışının önündeki engelleri sorgulamaya devam edeceğini göstermektedir.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın