29 Ekim 2026, Perşembe
Haber

Emekli Büyükelçi Öymen’den Fidan’ın 1995 Kararı Açıklamasına Yorum

🔴 FLAŞ HABER

ANKARA — Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Yunanistan basınına yaptığı kritik açıklamalara ve TBMM’nin 1995 yılında aldığı ‘casus belli’ kararına ilişkin değerlendirmeler sürerken, konunun uzmanı ve deneyimli diplomat Emekli Büyükelçi Onur Öymen’den dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Fidan’ın söz konusu bildirinin bir yasa değil, Türkiye’nin karasuları konusundaki kararlı duruşunu simgeleyen siyasi bir metin olduğuna yönelik ifadelerini Cumhuriyet’e değerlendiren Öymen, kararın Lozan Barış Antlaşması’nı temel aldığını ve Ege’deki hayati menfaatlerin korunması noktasında hayati bir rol oynamaya devam ettiğini vurguladı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan basınına verdiği demeçte 1995 tarihli TBMM kararının bir yasa değil, gerekli önlemlerin alınmasını öngören bir bildiri olduğunu vurguladı.
  • Fidan, kararın Yunanistan’ın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne dayanarak karasularını 12 mile çıkarması ihtimaline karşı bir önlem niteliği taşıdığına dikkat çekti.
  • Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Fidan’ın açıklamalarını Cumhuriyet’e değerlendirerek kararın Lozan’ı esas aldığını ve Türkiye’nin Ege’deki hayati menfaatlerini savunduğunu belirtti.
  • Öymen, Meclis kararının sıradan bir metin olmadığını, hakların korunması için gerektiğinde askeri tedbirlere başvurma yetkisini öngördüğünü ifade etti.

Dışişleri Bakanı Fidan’dan Yunan Basınına ‘Casus Belli’ Açıklaması

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan basınına yaptığı kapsamlı açıklamalarda, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasındaki hassas denge noktalarından biri olan ve TBMM’nin 1995 yılında Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkartmasını önlemek için aldığı ‘casus belli’ (savaş sebebi sayma) kararına açıklık getirdi. Fidan, söz konusu kararın doğrudan bir yasa olmadığını, aksine Yunanistan’ın Türkiye ile arasındaki sorunları karşılıklı mutabakatla çözmeden karasularını 12 deniz miline genişletmesi durumunda Türkiye’nin gerekli önlemleri almasını öngören resmi bir bildiri niteliği taşıdığını belirtti.

Açıklamanın zamanlamasına da dikkat çeken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu durumun Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni kabul ettiği dönemde yapıldığını anımsattı. Fidan, ‘Casus belli konusunda birçok kişi bunun bir savaş tehdidi olduğunu düşünüyor. Bu, Yunan versiyonudur. Ancak biz bunu ‘casus belli’ olarak nitelendirmedik. Bu, 1995 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayımlanan bir bildiridir, bir yasa değildir; Yunanistan’ın Türkiye ile aralarındaki meseleyi önceden çözmeden karasularını 12 deniz miline genişletmesi durumunda Türk hükümetinin bunu önlemek için her türlü gerekli önlemi alması gerektiğine işaret etmektedir. Söz konusu bildiri, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni kabul ettiği dönemde, söz konusu uluslararası sözleşmeye dayanarak bu hakka sahip olabileceğine işaret edilerek yayımlanmıştır’ değerlendirmelerinde bulundu.

Emekli Büyükelçi Onur Öymen’den Cumhuriyet’e Özel Değerlendirme

Eski Büyükelçi Onur Öymen, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu açıklamalarını Cumhuriyet gazetesi için masaya yatırdı. Meclis’in aldığı söz konusu kararın doğrudan Lozan Barış Antlaşması’nı esas aldığını belirten Öymen, kararın Türkiye’nin Ege denizindeki hayati menfaatlerini tavizsiz bir şekilde savunduğunu bir kez daha anımsattı.

Kararın sıradan bir Meclis kararı olmadığının altını çizen deneyimli diplomat Onur Öymen, ‘Meclis bu konuda hakların korunması için gerektiğinde askeri tedbirlere başvurulması için yetki verilmesini öngördüğünü söylüyor. Türkiye’nin kararlı tutumunu kimse hafife almamıştır’ ifadeleriyle Ankara’nın caydırıcı gücünün önemine işaret etti. Öymen ayrıca, Meclis’in 1995 yılında aldığı bu stratejik kararı önemsiz gibi göstermenin, bir ağırlığı olmadığını ve bugün de geçerliliği olmadığını öne süren yaklaşımların hukuki ve siyasi gerçeklikle bağdaşmadığını vurguladı.

Gelişmeler ve Beklentiler

Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’ndeki karasuları, kıta sahanlığı ve uluslararası deniz hukuku eksenindeki diplomatik ve stratejik tartışmalar tüm hızıyla devam ederken, 1995 tarihli TBMM bildirisine dair yapılan son resmi açıklamalar ve diplomatik değerlendirmeler iki ülke arasındaki hassas dengelerin korunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki süreçte, uluslararası platformlarda atılacak adımlar ve tarafların Lozan ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesindeki pozisyonları Ankara’nın dış politikasının ana omurgasını oluşturmaya devam edecek.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın