İSTANBUL — Türkiye’de son bir haftada yaşanan Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklanması, Halk TV’ye kayyum atanması ve T24’e erişim engeli getirilmesi gibi gelişmelerle derinleşen bağımsız medya ablukasına karşı, 11 şehirde halk sokaklara dökülerek gazetecilere sahip çıkma eylemleri başlattı.
- Son bir haftada gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı tutuklandı, Halk TV’ye kayyum atandı ve T24’e erişim engeli getirildi.
- İktidarın 2010’lu yıllardaki havuz medyası yaratma stratejisi, bugün son bağımsız medya organlarının tamamen imhasına evrildi.
- Türkiye genelinde 11 şehirde vatandaşlar, gerçeğin sesini duyuran halkın gazetecilerine destek olmak için eylemler düzenliyor.
- Akademisyenler Gamze Yücesan Özdemir ve Aslıhan Aykaç, otoriter baskılar karşısında gerçeği açığa çıkarma iradesinin güçlendiğini vurguluyor.
Ne Oldu? Bağımsız Medyaya Yönelik Son Bir Haftadaki Tasfiye Dalgası
Türkiye’de gazetecilik üzerindeki abluka her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Yalnızca son 1 haftada gazeteci Murat Ağırel ile BirGün muhabiri İsmail Arı tutuklandı; bununla da kalmayarak Halk TV’ye kayyum atandı ve T24 haber sitesinin internet adresine erişim engeli getirildi. 2010’lu yıllarda havuz medyası yaratımı sürecinde yoğunlaşan iktidar müdahalesi, ilk aşamada rejimin kendi medyasını yaratması biçiminde gelişmişti. Ancak gelinen bu dönemde, son derece sınırlı sayıda ve imkana sahip bağımsız medyanın tamamen imhası yönünde acımasız bir strateji ile karşı karşıyayız. Dezenformasyon yasası üzerinden gazetecilere yönelik hukuksuz yargılamalar, medya üzerinde kayyum müdahalelerinin normalleşmesi gibi hamleler ile ülkede tek bir bağımsız medya organının dahi kalmaması hedefleniyor. Kuşkusuz, iktidarın siyaseten sağlamakta zorlandığı meşruiyet açısından bugün bağımsız medya son derece önemli bir tehdit oluşturuyor.
Neden Şimdi? İktidar Baskısının ve Gazetecilik Tasfiyesinin Temel Sebepleri
Gazetecilerin son on senede toplumsal muhalefetin örgütsüz yapısı sebebiyle siyaseten halkın sözcüsü konumuna gelmeleri, iktidarın yolsuzluklarını ve güç paylaşımlarının üzerini kapatılamayacak bir acziyet yaratmasını sağladı. Bu durum, doğrudan tasfiye hamlesinin esas sebeplerini oluşturmaktadır. Gamze Yücesan Özdemir ile yapılan söyleşide vurgulandığı üzere, gerçeğin üzeri örtüldükçe onu açığa çıkarma iradesi de güçlenmektedir. Burada gözden kaçırmamamız gereken kritik bir siyasal gerçek var: Gazeteciler siyasetin merkezine gelirken halk siyasetin dışında kalmamalıdır. Gazeteciler halkın sesi olabilirler ancak toplumsal değişimin asıl gücü halkın örgütlü siyasal iradesidir. Gerçeği ortaya çıkaran gazetecilik ile o gerçeği değiştirecek toplumsal gücün buluşması, toplumsal dönüşümün önünü açacaktır. Aslıhan Aykaç’ın da kaleme aldığı gibi ekonomik çöküntü, iktidar baskısı ve toplumsal rıza üçgeninde, otoriter rejimlerde muhalefeti diri tutmak hayati önem taşımaktadır.
Kimi Nasıl Etkileyecek ve Halkın Tepkisi Ne Oldu?
Yaşanan bu ağır medya ablukası ve tasfiye operasyonları yalnızca bağımsız medya çalışanlarını değil, doğrudan haber alma hakkı kısıtlanan tüm Türkiye vatandaşlarını etkilemektedir. Toplumsal muhalefetin sesinin kesilmesi amaçlanırken, halk bu hukuksuzluk karşısında sessiz kalmıyor. Bize kalan temel sorumluluk; arkadaşlarımızı rejimin yargısına bırakmayacak, halkın gazetecilerinin cesaretini paylaşacak örgütlü bir toplumsal muhalefet hareketini kurabilmek ve birbirimizin sesi olabilmektir. Bugün tam 11 şehirde halk sokakta gazetecilere sahip çıkıyor ve dayanışma ağlarını örüyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte ne bekleniyor sorusunun yanıtı, halkın ve gazetecilerin ortak mücadelesinde şekilleniyor. Kuşkusuz tutuklanan arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşacak ve yeniden yazmaya devam edecektir. Onların özgürce ve başka bir Türkiye’de yazabilmeleri için toplumsal dayanışmayı ve demokratik mücadeleyi kesintisiz sürdürmek zorundayız.
Kaynak: BirGün Manşet