30 Ekim 2026, Cuma
Haber

İsrail’den Batı Şeria’da Seçim Kuşatması: 2 Bin Filistinli Zorla Yerinden Edildi

💡 HABERİN ANATOMİSİ

KUDÜS — İsrail, salı günü yapılacak parlamento seçimleri gerekçesiyle işgal altındaki Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’nde geçişleri tamamen kapatma kararı alırken, Hebron’da düzenlenen geniş çaplı operasyonlar sonucunda yaklaşık 2 bin Filistinli evlerinden zorla çıkarıldı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • İsrail ordusu, salı günü yapılacak parlamento seçimleri nedeniyle işgal altındaki Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’nde tüm geçiş noktalarını kapatma kararı aldı.
  • Hebron yakınlarındaki bir kontrol noktasında iki İsrail askerinin öldüğü saldırının ardından, 1967’den bu yana görülmemiş ölçekte geniş çaplı bir operasyon başlatıldı.
  • İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hamas’a bağlı bir hücrenin düzenlediği iddia edilen saldırı sonrasında Hebron’da yaklaşık 2 bin kişinin evlerinden çıkarıldığını duyurdu.
  • Hebron Valisi Khaled Dudin uygulamayı ‘toplu cezalandırma’ olarak nitelendirirken, Belediye Başkanı Yussef el-Caabari yaklaşık 250 ailenin zorla yerinden edildiğini bildirdi.

Ne Oldu? Batı Şeria ve Hebron’daki Askeri Kuşatmanın Arka Planı

İsrail ordusu, cuma günü Hebron yakınlarındaki bir kontrol noktasında iki Filistinlinin düzenlediği ve iki İsrail askerinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan silahlı saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’da geniş çaplı bir operasyon başlattı. Bu trajik olayın hemen akabinde, pazar günü resmi bir açıklama yapan İsrail ordusu, siyasi yönetimin salı günü gerçekleştirilecek parlamento seçimleri boyunca Filistinli işçilerin Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’ne giriş çıkışlarının yasaklanmasını ve tüm kara geçiş noktalarının kapatılmasını onayladığını duyurdu. Saldırının ardından bölgeye bizzat giden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana görülmemiş ölçekte bir operasyonun gündemde olduğunu belirtmişti. Netanyahu’nun seçim öncesinde aldığı bu sert kararlar, bölgedeki Filistinlilerin temel hareket özgürlüğünü kısıtlarken, halihazırda tırmanmış olan gerilimi daha da tehlikeli bir boyuta taşıdı.

Neden Şimdi? Seçim Gerekçesiyle Gelen Toplu Tahliye Kararları

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, söz konusu saldırının Hamas’a bağlı bir hücre tarafından gerçekleştirildiğini öne sürerek, saldırganların geldiği mahallede derhal tahliye emri verildiğini kamuoyuna açıkladı. Bakan Katz, yaklaşık 2 bin kişinin evlerinden çıkarıldığını ve Hamas’a ilişkin tüm güvenlik sorunları tamamen çözülene kadar bu kişilerin evlerine geri dönmelerine kesinlikle izin verilmeyeceğini vurguladı. Sahadaki insan hakları ihlalleri ve yıkım süreçleri AFP muhabirlerinin objektiflerine de yansıdı; Hebron’un Ein Dir Baha mahallesinde acil olarak boşaltılan bazı binaların üzerine çarpı işaretleri konulduğu aktarıldı. Bölgede olağanüstü hâl atmosferi yaratan yoğun İsrail askeri varlığı dikkat çekerken, sokaklarda sivillerin yerini yalnızca zırhlı askeri araçların aldığı bildirildi.

Kimi Nasıl Etkileyecek? Yerel Yöneticilerden Gelen Tepkiler ve İnsani Kriz

Yaşanan bu askeri kuşatma ve zorunlu göç dalgası, bölgedeki yerel idareciler tarafından sert bir dille eleştirildi. Hebron Valisi Khaled Dudin, mevcut askeri operasyonun şimdilik kentin yaklaşık üçte birini kapsadığını belirtti. Vali Dudin, operasyonun önümüzdeki günlerde daha da genişleyebileceği yönündeki derin endişesini dile getirerek, sivillere yönelik bu tür uygulamaları açıkça “toplu cezalandırma” olarak nitelendirdi. Öte yandan, AFP’nin geçtiği diğer bir habere göre Hebron Belediye Başkanı Yussef el-Caabari ise yaklaşık 250 ailenin aniden zorla yerinden edildiğini ifade ederek, evsiz kalan vatandaşlar için acil barınma çözümleri sağlanması amacıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini kamuoyuna duyurdu.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte ne bekleniyor? Salı günü gerçekleştirilecek parlamento seçimleri gölgesinde işgal altındaki Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’nde uygulanan katı geçiş yasaklarının ve Hebron’daki sokağa çıkma kısıtlamalarının seçim sonrasında da devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor. İsrail makamlarının güvenlik gerekçesiyle hayata geçirdiği bu benzeri görülmemiş tahliyelerin ve toplu cezalandırma yöntemlerinin, bölgedeki uluslararası hukuku ve insan hakları dengelerini nasıl sarsacağı, önümüzdeki günlerde diplomatik çevrelerin ve insan hakları örgütlerinin en öncelikli gündem maddesi olmaya devam edecektir.

Kaynak: ANF Türkçe

Bir Yorum Yazın