İSTANBUL — İsrail 27 Ekim’de sandık başına gitmeye hazırlanırken uluslararası kamuoyu Binyamin Netanyahu’nun olası düşüşüne odaklandı; ancak uzmanlar ve insan hakları örgütleri, lider değişiminin ülkenin derin işgal politikalarını ve kanlı denklemini değiştirmeyeceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
- İsrail 27 Ekim’de sandık başına gitmeye hazırlanırken Batı dünyası Binyamin Netanyahu’nun devrilme olasılığına odaklanmış durumda.
- Dünyaca ünlü Ortadoğu uzmanı Prof. Vali Nasr, Netanyahu gitse bile tamamen farklı bir dış politika beklenmemesi gerektiğini vurguladı.
- İsrail insan hakları örgütü B’Tselem, seçim yarışının daha kötü bir şiddet isteyenlerle daha nazik bir apartheid isteyenler arasında geçtiğini belirtti.
Sağın Farklı Tonlarının Yarışı: Netanyahu Giderse Ne Değişir?
İsrail’de yaklaşan 27 Ekim seçimleri öncesinde Batı başkentlerinde en çok konuşulan senaryo Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidardan inip inmeyeceği ekseninde dönüyor. Ancak uzmanlar, sandıktan çıkacak sonucun İsrail’in onlarca yıldır sürdürdüğü işgal politikasında köklü bir değişime yol açacağını düşünmenin büyük bir yanılsama olduğu konusunda hemfikir. Mevcut siyasi tablo incelendiğinde, bu seçimin geleneksel anlamda bir sağ ile sol mücadelesi olmadığından, aksine sağın kendi içindeki farklı tonlarının bir yarışı olduğundan net bir şekilde söz edilebilir. Dünyanın saygın Ortadoğu uzmanlarından Prof. Vali Nasr, Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmelerde bu kritik gerçeğin altını çiziyor. Uluslararası medyada, Ortadoğu’da ve ABD’de her şeyin ve tüm krizlerin sorumluluğunun tek bir kişiye, yani Başbakan Netanyahu’ya yüklenmesini aşırı bulduğunu belirten Nasr, Netanyahu’nun gitmesi durumunda tamamen farklı bir dış politikanın ortaya çıkacağı beklentisinin gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor. Ülkenin genel zihniyet yapısının, güvenlik sorunlarının yalnızca ve ancak askeri yollarla çözülmesi gerektiği yönünde kilitlendiğini belirten Nasr, Güney Lübnan’da, Suriye’de ve Gazze’de tampon bölgeler oluşturmak veya potansiyel olarak buralara kalıcı olarak yerleşmek amacıyla işgal etme konseptinin toplumsal kabul gördüğünü vurguluyor. Bu kökleşmiş anlayış ve stratejik vizyon, başbakanlık koltuğuna başka bir ismin oturmasıyla en ufak bir değişim göstermeyecek.
B’Tselem’den Çarpıcı Uyarı: ‘Daha Nazik Bir Apartheid’ Arayışı
İsrail devletinin Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonları ve yıkıcı politikaları açıkça “soykırım” olarak niteleyen İsrail insan hakları örgütü B’Tselem de sahadaki acı gerçeği gözler önüne seren raporlar yayımlıyor. B’Tselem, mevcut Netanyahu hükümeti ile yeni hükümeti kurmaya aday olan muhalefet kanadının temel politikalarında büyük bir mutabakat olduğuna dikkat çekiyor. Buna göre, Filistinlilerin şiddet politikalarıyla baskı altında tutulması ve bölgede “Yahudi üstünlüğünün” kesintisiz bir şekilde devam ettirilmesi hususunda geniş bir siyasi uzlaşı hâkim durumda. Küresel kamuoyunun büyük bir yanılgı içinde olduğunu savunan B’Tselem İcra Direktörü Yuli Novak, uluslararası toplumun zihnindeki hatalı denklemi şu sözlerle özetliyor: ‘Dünya bir yanılsama içinde: Deli bir hükümet var, başka bir hükümet iktidara gelirse durum düzelecek diye düşünülüyor.’ Novak, asıl tablonun çok daha karanlık ve sistemli olduğunu belirterek, önümüzdeki seçim yarışının esasında Filistinlilere uygulanan sistematik şiddeti ve baskıyı çok daha kötü bir noktaya taşımak isteyenlerle, aynı politikayı ‘daha nazik bir apartheid’ (ırk ayrımcılığı) söylemiyle maskeleyerek sürdürmekten söz edenler arasında geçtiğinin altını çiziyor. Bu tespitler, yaklaşan sandık sürecinin Filistin halkının yaşadığı trajediyi hafifletmekten ziyade, sadece uygulayıcı yüzünü değiştirecek bir kozmetik değişimden ibaret kalacağını açıkça kanıtlıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
27 Ekim’de sandık başına gidecek olan İsrail seçmeninin tercihi ne olursa olsun, ülkenin askeri zihniyeti, işgal politikaları ve bölgedeki kanlı denklem uluslararası uzmanların ve insan hakları raporlarının işaret ettiği üzere aynen kalmaya devam edecek. Koltuk değişse dahi sahadaki işgal gerçeği ve Filistinlilere yönelik sistematik baskı politikaları sürecek.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika