30 Ekim 2026, Cuma
Haber

Gazetecilerden ‘Bu Defa Kendimiz İçin’ Çığlığı: Onlarca Kentte Alanlardaydılar

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — Yıllarca toplumun ezilenlerinin, hak arayanların ve sesini duyuramayanların sesi olan gazeteciler, mesleki yoksullaşma, güvencesizlik ve ağır çalışma koşullarına karşı “Artık nefes alamıyoruz” diyerek 24 Ekim Cumartesi günü onlarca kentte sokağa çıktı; İstanbul Kadıköy Boğa Heykeli’nde buluşan her kuştan basın emekçisi dayanışma ve hak mücadelesi için tarihi bir adım attı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Gazeteciler, yıllarca başkalarının haklarını savunurken kendi hak ve taleplerini dile getirmekte yaşadıkları çekingenliği bir kenara bırakarak “Bu defa kendimiz ve memleket için” dedi.
  • 24 Ekim Cumartesi günü onlarca kentte eş zamanlı olarak sokağa çıkan basın emekçileri, hücrede, sokakta ya da işsizken sığınılan kafelerdeki büyük yalnızlığa son vermek için bir araya geldi.
  • İstanbul Kadıköy’deki buluşma Boğa Heykeli’nde gerçekleşti; 40 yıllık kıdemli isimlerden 90’lar ve 2000’ler doğumlu genç gazetecilere kadar geniş bir kuşak yelpazesi alandaydı.
  • Alanı dolduranlar arasında kadın gazetecilerin yüksek oranı ve ortaya koydukları dinamik enerji dikkat çekti.

Güçsüzün Yanında Olmaktan Kendi Haklarını Savunmaya: Gazeteciliğin Tarihsel Dönemeçi

Mesleğimiz için en çok kullandığımız temel cümlelerden biri hep şu olmuştur: “Gazeteci sesini duyuramayanın sesidir.” Biz de yıllarca bu şiarla sesini duyuramayanın sesi olmaya çalıştık. Kimi zaman ihmaller zincirinde yitirdiği evladı için adalet peşine düşenlerin, kimi zaman evladının bir tek kemiği de kalsa ona ulaşmak için çırpınanların, koca bir apartmanın birkaç saniyede yerle bir olmasıyla tüm ailesini kaybedenlerin, maaşını istediği için işten atılan işçilerin yanında durduk. Bu liste böyle uzayıp gider. Ve bu listede gazetecinin taraf olacağı tek yer güçlülerin masası değil, her zaman güçsüzün yanıdır. En azından biz mesleği böyle öğrendik. Ancak ironik bir şekilde, iş kendimize gelince hep cimri olduk. Haklarımızı ve taleplerimizi çok dile getirmedik, görmezden geldik. Şimdi ise yaşadıklarımız öyle görmezden gelinecek, üstünden atlanılacak gibi değil. İşte tam da bu yüzden “Artık nefes alamıyoruz” diyerek 24 Ekim Cumartesi günü onlarca kentte sokağa çıktık. Üstelik bu tarihi yürüyüşte yalnız da değildik; yılların biriktirdiği mesleki yalnızlık, omuz omuza vererek dağıtılmaya başlandı.

Kadıköy’den Yükselen Ses: Kuşaklar ve Yıllar Sonra Gelen Hasret Giderme

İstanbul Kadıköy’deki buluşma noktası olan Boğa Heykeli, eylem saati gelmeden önce basın emekçilerinin akınına uğradı. Gazeteciler henüz saatinden önce gelmeye başladı buluşma noktasına. O andan itibaren açıklamanın sonuna dek sık sık “Aaaa” nidalarıyla nicedir birbirini görmeyen, halleşemeyen gazetecilerin kucaklaşmasına tanık olduk. Neredeyse 40 yıl önce mesleğe birlikte başladığı, 20 yıldır görmediği meslektaşları vardı bu anlamlı yürüyüşte. Yaşı 50’yi, 60’ı, hatta 70’i aşmış kıdemli isimler de oradaydı, henüz işin başında olan, 90’larda ve 2000’lerde doğan pırıl pırıl genç gazeteciler de. Geçmişin nostaljisi ile bugünün kaygıları aynı meydanda harmanlandı. Özellikle yazarın işe başladığı yıllarda toplam basın sektöründeki oranı yüzde 15-20 civarında seyreden kadın gazetecilerin bu eylemdeki ezici çokluğu ve yan yana gelince ortaya koydukları yüksek enerji, sektörün geleceği adına umut tazeledi. Cağaloğlu’ndan basının çıkışı sonrası dört bir yana dağılmanın getirdiği bir araya gelme güçlüğünün ve bunun yarattığı kurumsal ve bireysel kaybın, bu tür meydan okumalarla aşılacağı bir kez daha tescillendi.

Yalnızlığın Dağıldığı An: Hücreden, Sokaktan ve Kafelerden Meydanlara Uzanan Yol

Gazeteciler yan yana geldiğinde hücrede, sokakta ya da işsizken sığınılan kafelerdeki o büyük yalnızlığımızın nasıl dağılabileceğini görmek gerçekten güzeldi. Birbirimize ses, nefes olabilirmişiz. İçimizdeki bu haksızlığa uğramışlığın verdiği yorgunluğun çukurundan çıkabilirmişiz. Bağımsız gazetecilik dijital mecralarda bir tık kadar yakınken, fiziksel dünyada yaşanan bu tecrit hali artık kırılabiliyor. Gerek bağımsız mecraların WhatsApp kanalları üzerinden örgütlenen kitleler gerekse alanlarda kurulan insani bağlar, basının üzerindeki ölü toprağını atmaya başladığını gösteriyor. Yıllardır süregelen ekonomik kriz, sansür mekanizmaları ve sendikasızlaştırma politikaları karşısında atomize edilen basın emekçileri, Cağaloğlu’nun tarihi ruhunu Kadıköy’ün sokaklarına taşıyarak aslında tüm topluma bir mesaj verdi: Kendisi için adalet isteyemeyen bir basın, başkasına adalet dağıtamaz.

Gelişmeler ve Beklentiler

24 Ekim Cumartesi günü onlarca kentte gerçekleştirilen bu eylemler, Türkiye’de gazetecilik mesleğinin geleceği açısından bir kırılma noktası niteliğindedir. Kıdemli isimlerin tecrübesiyle genç kuşakların dinamizmini buluşturan bu hareket, önümüzdeki süreçte basın meslek örgütlerinin daha güçlü ve ortak bir refleks geliştirmesinin yolunu açmaktadır. Resmi süreçlerin ve baskıların ötesinde, gazetecilerin kendi aralarındaki mesleki dayanışmayı kurumsallaştırması ve “nefes alabilmek” için başlattıkları bu hak mücadelesinin, önümüzdeki günlerde daha geniş bir toplumsal ve hukuki zemine evrilmesi beklenmektedir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın