ANKARA — Danıştay 8’inci Dairesi, İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde okurken kopya çektiği gerekçesiyle ‘uyarma cezası’ alan bir öğrencinin, disiplin cezasının sicilinden silinmesi yönündeki talebinin üniversite rektörlüğü tarafından reddedilmesini hukuka aykırı buldu. Yüksek yargı, disiplin cezalarının öğrencilerin dosyalarında ömür boyu saklanmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmadığına hükmederek milyonlarca üniversite öğrencisini yakından ilgilendiren tarihi bir karara imza attı.
- Danıştay 8’inci Dairesi, disiplin cezalarının ömür boyu sicilde kalmasını hukuka aykırı buldu.
- İstanbul’daki vakıf üniversitesinde hukuk okuyan öğrenciye 28 Haziran 2019’da ‘uyarma’ cezası verildi.
- Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), 17 Mart 2020 tarihinde öğrenci lehine tavsiye kararı açıkladı.
- Yükseköğretim kurumlarında disiplin cezalarının silinmesine dair yasal boşluk bulunduğu vurgulandı.
Ne Oldu? Hukuk Fakültesi Öğrencisinin Disiplin Cezası Süreci Nasıl Başladı?
Olay, İstanbul’daki köklü bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde eğitim gören bir öğrencinin sınavda kopya çektiği iddiasıyla disiplin soruşturmasına uğramasıyla başladı. Yapılan soruşturma neticesinde ilgili öğrenciye 28 Haziran 2019 tarihinde ‘uyarma’ disiplin cezası verildi. Bu cezanın meslek hayatını ve akademik sicilini olumsuz etkileyeceğini düşünen öğrenci, hukuki yolları kullanarak 3 Temmuz 2019 tarihinde üniversite rektörlüğüne başvurarak cezanın sicilinden tamamen silinmesini talep etti. Ancak Üniversite Rektörlüğü, 9 Ağustos 2019 tarihinde bu haklı talebi reddetti. Bunun üzerine hakkını aramaya devam eden öğrenci, 17 Eylül 2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) başvuruda bulundu. Konuyu inceleyen KDK, 17 Mart 2020 tarihinde öğrenci lehine bir ‘tavsiye kararı’ vererek cezanın sicilden silinmesinin önünü açacak bir adım attı. Öğrenci, bu tavsiye kararının uygulanması için yeniden üniversiteye başvurdu fakat üniversite yönetimi, söz konusu işlemin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından bu konuda resmi bir düzenleme yapılması halinde gerçekleştirilebileceğini öne sürerek başvuruyu bir kez daha geri çevirdi. Çıkmaz sokakta kalan öğrenci bu kez YÖK’e başvurarak öğrenci disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin kapsamlı bir mevzuat düzenlemesi yapılmasını talep etti. YÖK’ün bu başvuruya yasal süre içinde cevap vermemesi üzerine talep zımnen reddedilmiş sayıldı ve nihayetinde öğrenci, tüm bu idari işlemlerin ve red kararlarının iptali istemiyle Danıştay’da dava açtı.
Neden Şimdi? Danıştay’ın Hukuki Gerekçesi ve Öğrencilerin Durumu Nedir?
Davayı tüm yönleriyle inceleyen Danıştay 8’inci Dairesi, yükseköğretim öğrencilerine verilen disiplin cezalarının sicilde ne kadar süre tutulacağı, hangi şartlarda üçüncü kişilerle paylaşılacağı veya kullanılacağı ve nihayetinde ne zaman ve hangi usulle silineceğine ilişkin yürürlükteki mevzuatta açık, net ve bağlayıcı bir hüküm bulunmadığını tespit etti. Kararda, bu hukuki boşluk ve belirsizlik nedeniyle öğrencilerin tamamen korumasız bırakıldığı vurgulandı. Yüksek mahkeme, bir öğrencinin geçmişte işlediği disiplin suçunun ya da aldığı hafif nitelikteki bir cezanın onun tüm akademik ve mesleki hayatı boyunca sicilinde ömür boyu saklanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Mahkeme heyeti, bu uygulamanın evrensel hukuk ilkelerinden olan ‘hukuki güvenlik’ ve ‘belirlilik’ ilkeleriyle taban tabana zıt olduğunu ve hiçbir surette bağdaşmadığını kesin bir dille kayda geçirdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte ne bekleniyor? Danıştay 8’inci Dairesi’nin verdiği bu emsal niteliğindeki karar sonrasında, başta Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olmak üzere tüm üniversite rektörlüklerinin öğrenci disiplin cezalarının sicilden silinmesi hususunda kapsamlı ve şeffaf bir mevzuat çalışması yapması bekleniyor. Binlerce üniversite öğrencisinin geleceğini etkileyen bu karar, idari yargıda benzer durumda olan diğer davalar için de güçlü bir referans oluşturacak ve idaren写的 takdir yetkisinin keyfi kullanılmasına karşı önemli bir hukuki kalkan sağlayacaktır.
Kaynak: BirGün Manşet