BERLİN — Almanya’da yükselişteki aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eş genel başkanı Alice Weidel, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlediği basın toplantısıyla Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısını kökten değiştirmeyi hedefleyen yeni reform planını kamuoyuna açıkladı; doğrudan Avrupa seçimlerinin kaldırılmasını ve Brüksel’in yetkilerinin ulusal hükümetlere devredilmesini öngören bu hamle siyaset sahnesinde geniş yankı uyandırdı.
- AfD lideri Alice Weidel, Strazburg’da düzenlediği basın toplantısıyla AB’yi kökten değiştirecek yeni stratejik planını tanıttı.
- Öneri paketinde, doğrudan Avrupa Parlamentosu seçimlerinin tamamen kaldırılması ve kurumun işlevsizleştirilmesi yer alıyor.
- 2013’te kurulan ve geçmişte Euro Bölgesi’nden çıkışı savunan parti, şimdi Brüksel’in yetkilerini ulusal hükümetlere devretmeyi hedefliyor.
- Yeni plan; ulusal egemenliğin güçlendirilmesini, Almanya’nın mali yükümlülüklerinin azaltılmasını ve karar alma mekanizmasının ulusal parlamentolara verilmesini istiyor.
Almanya’da Aşırı Sağın Yeni Avrupa Planı: Ne Oldu?
Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmaları ve uluslararası siyasetin dengelerini yeniden alevlendirdi. 2013 yılında kurulan ve ilk siyasal dönemlerinde Almanya’nın Euro Bölgesi’nden ayrılmasını savunan AfD, değişen jeopolitik ve siyasi koşulların ardından Avrupa politikalarını yeniden gündeminin merkezine taşıdı. Partinin eş genel başkanı Alice Weidel, Fransa’nın Strazburg şehrindeki Avrupa Parlamentosu’nda son derece kritik bir basın toplantısı düzenleyerek AB’nin kurumsal yapısını kökten değiştirmeyi hedefleyen yeni önerilerini tanıttı. AfD’nin hazırladığı bu kapsamlı plan, Avrupa kurumlarının yetkilerinin ciddi biçimde sınırlandırılmasını, üye ülkelerin ulusal egemenliğinin güçlendirilmesini ve özellikle Almanya’nın AB içerisindeki ağır mali yükümlülüklerinin kademeli olarak azaltılmasını öngörüyor. Weidel, mevcut AB yapısının sürdürülemez olduğunu ve acil, köklü reformlara ihtiyaç duyduğunu savunarak karar alma yetkisinin yeniden ulusal parlamentolara ve ulusal hükümetlere verilmesi gerektiğini açıkça ifade etti.
AfD’nin Reform Planı Brüksel’in Yetkilerini Nasıl Sınırlandıracak?
AfD’nin hazırladığı radikal reform planının merkezinde, Avrupa Birliği’nin ulusüstü siyasi yapısının zayıflatılması ve tamamen işlevsizleştirilmesi bulunuyor. Partinin kamuoyu ile paylaştığı önerilere göre, bugünkü anlamıyla Avrupa Parlamentosu mevcut işlevini tamamen kaybedecek. Yerine ise ulusal parlamentoların temsilcilerinden oluşan, çok daha dar ve sınırlı yetkilere sahip yeni bir yapı kurulacak. Bu stratejik doğrultuda, doğrudan halk tarafından yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinin tamamen kaldırılması da hedefleniyor. Brüksel merkezli bürokrasinin ve üst düzey siyasi mekanizmaların yetkilerini büyük ölçüde törpülemeyi amaçlayan bu plan, Almanya’nın gelecekteki dış politika ve ekonomi politikalarında ulusal çıkarlarını önceliklendirmesini, üye devletlerin kendi yasaları ve bütçeleri üzerinde tam hâkimiyet kurmasını sağlıyor. Uzmanlar, bu vizyonun gerçekleşmesi durumunda Brexit sonrasında Avrupa entegrasyon projesinin en büyük darbeyi Almanya’dan alabileceğini ve ‘Dexit’ tartışmalarının fiilen hukuki bir zemine taşınabileceğini belirtiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte, Almanya’da güç kazanan AfD’nin bu radikal Avrupa planının ülke içindeki diğer siyasi partiler ve federal hükümet tarafından nasıl karşılanacağı merakla bekleniyor. Doğrudan Avrupa seçimlerinin kaldırılması ve Brüksel’in yetkilerinin budanması gibi unsurlar içeren bu stratejinin, yaklaşan seçim dönemlerinde Alman seçmen tabanında nasıl bir karşılık bulacağı ve AB üyesi diğer ülkelerin başkentlerinde hangi diplomatik ve siyasi tepkilere yol açacağı önümüzdeki günlerin en sıcak başlıkları arasında yer alıyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika