İSTANBUL — Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İstanbul Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde pankart astıkları gerekçesiyle evlerine düzenlenen baskınlarla gözaltına alınarak tutuklanan iki üniversite öğrencisinin serbest bırakılması için Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından resmi bir açıklama yapıldı.
- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İstanbul Kadıköy Lisesi ziyareti öncesi pankart asan iki üniversite öğrencisi tutuklandı.
- Eğitim Sen, tutuklamaların iktidarın eleştiriye ve farklı seslere tahammülsüzlüğünün açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
- Gençlerin nitelikli, kamusal, bilimsel eğitim taleplerinin ceza tehditleri ve yargı baskısıyla engellenemeyeceği vurgulandı.
- Sendika, tutuklu öğrencilerin derhal serbest bırakılmasını ve haklarındaki tüm soruşturmaların geri çekilmesini talep etti.
Pankart Eylemi Sonrası Gelen Tartışmalı Tutuklamalar
Türkiye’nin eğitim gündemini sarsan olaylar zinciri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İstanbul’daki köklü eğitim kurumlarından biri olan Kadıköy Lisesi’ni ziyaret edeceği bilgisinin kamuoyuna yansımasıyla başladı. Ziyaret öncesinde okul çevresinde pankart asarak mevcut eğitim politikalarına karşı demokratik tepkilerini ve taleplerini dile getiren iki üniversite öğrencisi, güvenlik güçlerinin ani müdahalesiyle karşılaştı. Evlerine düzenlenen baskınlar neticesinde gözaltına alınan gençler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşanan bu gelişmelerin ardından harekete geçen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), konuyu yargıya taşıyan süreçleri ve gençlerin maruz kaldığı ağır muameleyi kınayan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, öğrencilerin tutuklanmasının münferit bir olay olmadığını, aksine iktidarın eleştiriye, muhalif seslere ve farklı fikirlere tahammülsüzlüğünün en net göstergesi olduğu ifade edildi.
Eğitim Sistemindeki Derin Kriz ve Hak Arayan Gençlik
Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamada, sadece tutuklama vakası değil, aynı zamanda Türkiye’deki genel eğitim sisteminin içine sürüklendiği ağır tablo da masaya yatırıldı. Mevcut piyasa odaklı politikaların eğitim kurumlarını derin bir krize sürüklediği, öğrencilerin en temel insani ve sosyal haklarına erişimde büyük engellerle karşılaştığı hatırlatıldı. Gençlerin barınma, beslenme, hijyen ve nitelikli, erişilebilir bir eğitim almak gibi en temel anayasal haklarından yoksun bırakıldığına dikkat çekildi. Yıllardır giderek artan bir ivmeyle eğitimi dinselleştiren, ticarileştiren ve bilimsel temelinden tümüyle koparan politikalara karşı sesini yükselten üniversite ve lise öğrencilerinin cezaevlerine gönderilmesinin asla kabul edilemez olduğu vurgulandı. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle açıkça güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile barışçıl protesto hakkının hiçbir hukuk sisteminde suç olarak nitelendirilemeyeceğinin altı çizildi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Demokratik bir toplumun varlık sebebinin ve geleceğinin gençliğin eleştirel sesine kulak vermekten geçtiğini belirten Eğitim Sen, Avrupa’nın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’deki öğrencilerin de eğitim politikalarını eleştirme, eleştirel yaklaşma ve demokratik tepkilerini barışçıl yollarla gösterme hakkına sahip olduğunu hatırlattı. Eğitim kurumlarının ve gençlerin antidemokratik uygulamalar, ceza tehditleri ve yargı baskısıyla vesayet altına alınamayacağı yinelendi. Açıklamanın sonunda, “Nitelikli, kamusal ve bilimsel eğitim talebini dile getiren öğrencilerin tutuklanması, eğitim sistemindeki derin sorunları örtbas etme çabasından öteye geçmeyecek ve gençlerin meşru hak arama mücadelesini engelleyemeyecektir. Tutuklanan öğrenciler derhal serbest bırakılmalı, haklarındaki tüm iddialar ve soruşturmalar geri çekilmelidir” denilerek resmi makamlara çağrıda bulunuldu.
Kaynak: Evrensel