İSTANBUL — Yazar Kaya Çetin’in kaleme aldığı ve Cumhuriyet Son Dakika tarafından okuyuculara aktarılan “Bayram yaklaşırken…” başlıklı makalede, gücün tek bir elde toplandığı elit yapılar ile cumhuriyet rejimleri arasındaki temel farklar, toplumsal yaşam, laiklik, temsil yetkisi ve seçmen bilinci ekseninde derinlemesine masaya yatırıldı.
- Gücün tek elde toplandığı elit yapılar genellikle dinsel kisveye büründürülmüş buyruklarla yönetilir.
- Cumhuriyet rejiminde toplumsal yaşam, halkın koyduğu ve değiştirebildiği kurallarla düzenlenir.
- Seçimlerin amaca ulaşması, halkın bilinç düzeyine ve seçtiği temsilcileri denetleyebilmesine bağlıdır.
- Demokrasiyi geliştirme vaadiyle erke gelenlerin süreç içindeki çelişkileri toplumsal yapıyı tehdit edebilir.
Elit Yönetimler ve Cumhuriyet Arasındaki Yapısal Çelişkiler
Gücün tek bir elde ya da küçük bir elit yapıda toplandığı toplumlar, tarihin her döneminde olduğu gibi çoğu kez dinsel bir kisveye büründürülen buyruklarla yönetilirler. Bu tür otokratik veya oligarşik düzenlerde bireylerin en temel yaşam alanları dahi mercek altındadır; eğitimimizden yiyeceğimize, giyeceğimize kadar her şeye yönetimdeki bu “seçkinler” grubu karar verir. Buna karşın cumhuriyetlerde ise toplumsal yaşam, halkın koyduğu ve gerektiğinde değiştirebildiği kurallarla düzenlenir. Cumhuriyet, her şeyden önce egemenlikle ilgili bir kavramdır. Halk, seçimlerde kullandığı oyla istencini yönetime yansıtır, seçtiği temsilciler aracılığıyla da yönetime katılır. Cumhuriyet yönetiminin işlerlik kazanabilmesi için temsil görevini üstlenenlerin, halk adına hareket etmeleri ve halkın çıkarları için çaba harcamaları hayati önem taşır. Ancak uygulamada yönetenler bir kişi, aile ya da grubun çıkarlarına hizmet ediyorsa; adı cumhuriyet olsa bile o yönetim gerçekte bir cumhuriyet değildir. Bu durumda temsilcilerin varlığı da yönetime hiçbir zaman yasallık kazandırmaz.
Temsilci Seçiminde Bilinç ve Denetim Mekanizmalarının Rolü
Cumhuriyetlerde temsilci seçiminin amaca ulaşması iki temel koşula sıkı sıkıya bağlıdır. Bunlardan birincisi, halkın kendi çıkarlarını görebilecek bilinç düzeyine ulaşabilmiş olmasıdır. Seçmen eğitimle, hukukla, laiklikle, ülkesinin bağımsızlığıyla, üretimle ve kaynakların bölüşümüyle kendi yaşamı ve çıkarları arasında bağ kurabilmelidir. Bu bağları kuramayan, ilişkileri değerlendiremeyen toplumlar, temsilci seçimini doğru yapamazlar. Yönetenlerin ustaca kullandığı alalamalara kapılarak oylarını çoğu kez kendi aleyhlerinde kullanırlar. İkincisi ise halkın, seçtiği temsilciyi etkin bir şekilde denetleyebilmesidir. Denetim kanalları kapalıysa veya işlevsizleştirildiyse, temsilciler kişisel çıkarlarını öne çıkarıp seçimlerde verdikleri sözlerin tam tersini yapmaya yönelebilirler. Üniter yapıyı, ülkenin birliğini öne çıkaranlar, kapalı ve örtülü pazarlıklara girişebilirler. Laikliği savunacaklarına yemin edenler, zamanla laikliğin kökünü kazımaya sıvanabilirler. Demokrasiyi geliştirecekleri vaatleriyle erke gelenler; demokrasinin verdiği olanaklardan yararlanarak demokrasiyi ve cumhuriyeti ortadan kaldırmaya çalışabilirler.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak, yaklaşan bayramlar vesilesiyle ülkenin geleceğini değerlendiren uzmanlar ve yazarlar, cumhuriyetin kazanımlarının korunması için toplumsal denetim mekanizmalarının ve seçmen bilincinin artırılmasının şart olduğunu vurgulamaktadır. Gelecek dönemde benzer krizlerin ve çelişkilerin yaşanmaması adına, halkın iradesinin şeffaf ve hukuka bağlı yapılarla desteklenmesi resmi süreçlerin ve toplumsal barışın temel teminatı olmaya devam edecektir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika