ANKARA — AKP-MHP iktidarının Ortadoğu’da kendisine yönelik gördüğü tehlikeleri dışarıda yeni ittifaklar kurarak atlatma stratejisi, Türkiye’yi Yemen’den İran’a kadar uzanan karmaşık ve tehlikeli bir çatışma sarmalının içine çekiyor. İçeride muhalefet üzerinde baskı kurup Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni rafa kaldıran yönetim, dış politikada attığı çelişkili adımlarla adeta bir kumar oynuyor.
- AKP-MHP iktidarı Ortadoğu’daki riskleri dış ittifaklar ve yeni anlaşmalarla aşmaya çalışıyor.
- Suudi Arabistan ve Pakistan ile yapılan anlaşmalar neticesinde Türkiye, Yemen’deki savaşın fiilen tarafı haline geldi.
- SİHA’lar ve uzmanlar aracılığıyla Husilere karşı yürütülen operasyonlar, İran ile doğrudan bir karşı karşıya gelme riskini doğuruyor.
- Türkiye’nin bir yandan İran karşıtı koalisyonda yer alırken diğer yandan çelişkili söylemler üretmesi, bölgedeki dengeleri altüst ediyor.
AKP-MHP İktidarının Dış Politika Stratejisi ve Yeni İttifaklar Ne Anlama Geliyor?
AKP-MHP iktidarının Ortadoğu’da kendisine yönelik gördüğü tehlikeyi dışarda ittifaklar yaparak atlatmayı istediği anlaşılıyor. Bir taraftan muhalif güçler üzerinde baskı kuruyor; diğer taraftan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni bir tarafa itiyor. AKP iktidarı son zamanlarda bazı ittifaklar yapıyor. AKP-MHP ittifakı bu antlaşmaları savunurken, muhalefet de haklı olarak eleştiriyor. Bu ittifaklar için birçok neden ileri sürülüyor; ancak bu ittifaklar Ortadoğu ve çevresinde olunca ilk akla gelen savaşla bağlantısı oluyor. Savaş tarihçileri savaşı, politikanın farklı araçlarla devamı olarak tanımlar. Böyle olunca savaş bölgesi olan Ortadoğu’da bu ittifakların Türkiye’yi doğrudan savaşın içine sokacağı açıkça anlaşılıyor.
Türkiye Yemen ve Husiler Üzerinden Hangi Çatışmanın Tarafı Oldu?
Zaten şimdiden Suudi Arabistan ve Pakistan’la yapılan ittifaklar Türkiye’yi fiilen savaşa sokmuş durumdadır. Gelen bilgilere ve yapılan stratejik değerlendirmelere göre Türkiye, Yemen’de süren kanlı savaşın içine dalmıştır. Türk devleti, kendi imtiyazlı SİHA’larını ve bunları kullanan uzman personellerini Suudi Arabistan’a göndermiştir. Buradan da Yemen’de Husilere karşı hava ve kara saldırıları yapılmaktadır. Bilindiği gibi Husileri bölgesel bir aktör olarak İran desteklemektedir. Dolayısıyla Türkiye, bu hamleleriyle dolaylı değil doğrudan İran’la savaşa girmiş durumdadır. Bir taraftan ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü bölgesel savaşa karşı olduğunu iddia eden Ankara, diğer taraftan Yemen’de Husilere karşı savaş açmış bulunmaktadır.
Türkiye’nin Çelişkiler Yumagı Politikası ve ‘Her Tuşa Basma’ Stratejisinin Riskleri Nelerdir?
Türkiye kendine göre her ipte oynamaya çalışmaktadır. Husilere yönelik savaşın içinde yer alarak açıkça İran karşıtı bir konuma düşmektedir. Öte yandan Husiler, bölgesel denklemde İsrail’in de düşmanıdır. Böylece Türkiye, farkında olarak veya olmayarak İsrail yanlısı bir tutum içinde de olmuş olmaktadır. İran yanlısı görünüp İran karşıtı konuma düşmek, İsrail karşıtı gözüküp aslında İsrail yanlısı bir tutum içinde olmak! Türkiye işte böyle derin çelişkiler yumağı içinde olan bir politika yürütmektedir. Son zamanlarda siyasi literatüre giren klişe bir deyimle ‘her tuşa basmaktadır.’ Zorluk ve sıkıntı içinde olan aktörlerin her tuşa bastığı bilinen bir gerçektir. Türkiye böyle yaparak günü kurtaracağını sanmakta; ama aslında dış politikada büyük bir kumar oynamaktadır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek süreçte izlenen bu riskli politikanın Türkiye’ye faturasının ağır olması bekleniyor. Ne İran Türkiye’nin bu çelişkili ve hasmane tutumunu unutacak ne de İsrail, Yemen’deki hamleler karşısında Türkiye’nin bölgedeki manevralarını karşılıksız bırakacaktır. Uzmanlar, Ankara’nın mevcut eksen kaymalarından ve çelişkili ittifaklardan vazgeçerek daha tutarlı bir barış diplomasisine dönmemesi durumunda, ülkenin Ortadoğu bataklığında daha büyük krizlerle yüzleşeceği konusunda uyarıyor.
Kaynak: ANF Türkçe