İZMİR — Kamuoyunda on yıllardır “Basmane Çukuru” olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi alanının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarılması kentin gündemine otururken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden konuya ilişkin kritik bir 75 milyon dolar ve yüzde 30’luk hak açıklaması geldi.
- TMSF tarafından satışa çıkarılan alan Ege Dünya Ticaret Merkezi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nü kapsıyor.
- İzmir Büyükşehir Belediyesi, 75 milyon dolarlık muhammen bedelin belediyenin yüzde 30’luk hakkını kapsamadığını belirtti.
- Protokol kapsamında 31 bin 200 metrekarelik bağımsız Belediye Hizmet Binası yapılması öngörülüyor.
Basmane Çukuru İhalesinin Arka Planı ve TMSF Süreci
İzmir’in kalbinde yer alan ve uzun yıllardır çözülemeyen düğüm olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi alanının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarılması, şehirde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Konunun adliyeye, idari süreçlere ve kentin imar gündemine yansıyan yönleri tartışılırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden resmi bir bilgilendirme yapıldı. Belediye, ihale sürecine ilişkin yaptığı ilk açıklamada, satışın doğrudan belediyeye ait bir taşınmazı ya da belediyenin haklarının elden çıkarılmasını kapsamadığının altını çizdi.
Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu ihalenin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bir taşınmaz veya belediye hakkı satışı olmadığı net bir dille vurgulandı. TMSF tarafından, ilgili şirketlere ait haczedilmiş taşınmazlar ile bunlarla bağlantılı sözleşmelerden oluşturulan ‘Ege Dünya Ticaret Merkezi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün satışa çıkarıldığı ifade edildi. Belediyenin bu ihalenin doğrudan satıcısı konumunda olmadığına işaret edilerek, sürecin hukuki dayanakları paylaşıldı.
5411 Sayılı Kanun Kapsamında Ticari ve İktisadi Bütünlük
Yürütülen ihale sürecinin teknik ve yasal çerçevesine de değinilen açıklamada, bu adımın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134’üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde şekillendiği bildirildi. TMSF’nin kamu alacaklarını en etkin şekilde tahsil etmeye yönelik yürüttüğü özel bir satış yöntemi olduğu, bu durumun yalnızca boş bir arsanın el değiştirmesinden ibaret olmadığı kaydedildi.
İhalenin; şirketlere ait haczedilmiş malvarlığı unsurlarını, proje ortaklıklarını ve bunlara bağlı hukuki sözleşmeleri kapsadığı belirtildi. Bu karmaşık yapının çözülmesi ve projenin önünün açılması adına, mevcut kat karşılığı inşaat ilişkisinin uygulanması ve projenin bir an önce tamamlanmasını sağlayacak nitelikli yatırımcının belirlenmesi büyük önem taşıyor. Belediye, ihaleyi kazanacak yatırımcının, ihale ve protokol koşulları çerçevesinde belediyeye karşı yapım, teslim ve tapu işlemlerine ilişkin tüm yasal yükümlülükleri üstlenmesinin öngörüldüğünü duyurdu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Belediye ile yüklenici şirketler arasında imzalanan ve TMSF’nin de kamu alacaklısı ve muvafakat eden sıfatıyla katıldığı 10 Eylül 2026 tarihli protokole ilişkin açıklamada, temel amacın belediyenin geçmişten gelen yüzde 30’luk hakkını korumak ve kente kazandırılacak olan 31 bin 200 metrekarelik bağımsız Belediye Hizmet Binası’nın inşasını güvence altına almak olduğu ifade edildi. İlerleyen günlerde TMSF’nin gerçekleştireceği ihale ve sonrasındaki hukuki/mali süreçler, İzmir’in yarım asırlık bu en önemli kentsel sorununu çözüme kavuşturacak en kritik basamak olarak takip ediliyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika