ANTALYA — ‘İklim zirvesi’ COP31’e hazırlanan Antalya’nın Kepez ilçesinde gece yarısı etkili olan ani hortum, bir şantiyedeki sac konteynerleri yerle bir etti. Mesai bitimi dinlenme alanındaki demir ranzalarda bulunan dört işçi yaşamını yitirirken, olay “Doğa olayı” açıklamalarıyla tartışma yarattı.
- Pazartesi gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez Fevzi Çakmak Mahallesi 6199 Sokak’taki site şantiyesinde facia yaşandı.
- Beş dakikadan kısa süren hortum; 40 metrelik kule vinci yerinden sökerek devirdi, konteynerleri 100 metre öteye savurdu.
- İsa Elnevvaf, Aycan Kılınç, Salah Muhammet Elnaim ve Muhammet Emin Elnaim olay yerinde hayatını kaybetti.
- Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı kodlu uyarılarına rağmen şantiye alanındaki işçiler için gerekli koruyucu önlemlerin alınmadığı ortaya çıktı.
Karanlıkta Gelen Felaket: Derbi Heyecanı Can Pazarına Döndü
Türkiye, iş cinayetlerinin ve güvencesiz çalışma koşullarının acı örnekleriyle sarsılmaya devam ederken, en son sarsıcı haber ‘iklim zirvesi’ COP31’e hazırlanan turizm kenti Antalya’dan geldi. Pazartesi gecesi saat 23.00 sularında, Antalya’nın Kepez ilçesindeki Fevzi Çakmak Mahallesi 6199 Sokak’ta bulunan bir site şantiyesinde, işçilerin derme çatma barınakları ölüm kabinine döndü. Gün boyu inşaatta ter döken emekçiler, mesai bitiminin ardından şantiyenin bir köşesinde duran iki sac konteyner çekilmişti. Edinilen bilgilere göre, demir ranzaların bulunduğu bu dar alanda işçiler ekranda Galatasaray-Fenerbahçe derbisini izleyerek yorgunluk atmaya çalışıyordu. Ancak dışarıda kopacak fırtınadan habersiz bir şekilde “evlerinde” dinlenen bu insanlar için mesai bitimi, hayatta kalma mücadelesinin ta kendisi haline geldi.
Uçak Sesi Gibi Gelen Hortum: ‘Mahşer Yeri Gibiydi’
Sadece beş dakika ya süren ya sürmeyen hortum, şantiyeyi ve çevresini savaş alanına çevirdi. Şantiyenin hemen karşısındaki sitede ikamet eden mahalle sakinlerinden Nedim Ünver, o gece yaşananları dehşetle anlattı. Yağmurun sesini duyunca balkona çıkmak istediğini ancak şiddetli rüzgar ve uğultu nedeniyle adım atamadığını belirten Ünver, o anları şu sözlerle özetledi: “Ben hayatım boyunca böyle bir gürültü duymadım. Sanki bir uçak gelmişti ve onun sesiydi.” Ses dindiğinde ise ortalıkta bağrışmalar yükselmeye başladı. Şantiyede dikili duran 40 metrelik kule vinç artık yerinde yoktu. “Adeta mahşer yeri gibiydi. İşçilerin her gün orada çalıştıklarını görüyorduk” diyen mahalle sakinleri, felaketin büyüklüğü karşısında şoke oldu. Sabah ilk ışıklarla birlikte felaketin boyutu tam anlamıyla gözler önüne serildi. İşçilerin yattığı demir ranzalar 100 metre ötedeki bir sitenin bahçesine savrulmuş, konteyner parçaları ise Ünver’in balkonuna kadar ulaşmıştı. Mahalledeki binaların camları patlamış, bölgedeki bir okulun çatısı da hortumdan ciddi şekilde zarar görmüştü.
Önlenebilir Ölümler: Sac Konteynerler Mezar Oldu
Sabah saatlerinde netleşen bilanço, facianın asıl kurbanlarını ortaya koydu. O gece hayatını kaybedenler yalnızca sac konteynerde kalan ve derme çatma barınaklara mahkum edilen işçiler oldu. İsa Elnevvaf, Aycan Kılınç, Salah Muhammet Elnaim ve Muhammet Emin Elnaim kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Olayda yaralanan bir diğer işçinin ise hastanedeki tedavisi sürüyor. İşçilerin çalışırken de derme çatma barınaklarda dinlenirken de hayatlarını kaybetmesi, bir kez daha “işçi sağlığı ve güvenliği” tedbirlerinin yetersizliğini gözler önüne serdi. Önlenebilir yangınlar, öngörülebilir sel ve hortumlar düzenli olarak işçilerin canını almaya devam ediyor. Yaşanan bu olay, inşaat sektöründe ucuz iş gücü uğruna insan hayatının nasıl hiçe sayıldığını bir kez daha acı bir şekilde kanıtladı.
Valilik Açıklaması ve Gerçekler: ‘Çok Enteresan Bir Doğa Olayı’
Olay yerine giderek incelemelerde bulunan Antalya Valisi Hulusi Şahin, gazetecilere yaptığı açıklamada durumu “Çok enteresan bir doğa olayı ile karşı karşıyayız” sözleriyle değerlendirdi. Vali Şahin, “Şehrin herhangi başka bir yerinde fırtına, hortum ihbar edilmedi. Civarındaki binalarda bir şey yok ama sadece bu alanda iki konteyneri paramparça eden bir hortumla karşı karşıyayız” dedi ve ölümlerin devrilen vinçten kaynaklanmadığını özellikle vurguladı. Ancak Valinin bu gerekçesi, aslında ölümlerin ardındaki ihmali ve yapısal sorunu da gözler önüne serdi. Hortum bütün mahalleyi etkilemişti ancak çevredeki betonarme binalarda kimse hayatını kaybetmemişti; ölenler yalnızca enkaz ve rüzgara karşı hiçbir dayanıklılığı olmayan sac konteynerlerin içinde yatan işçilerdi. Üstelik hortum ne habersiz gelmişti ne de Antalya için yeni bir durumdu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) kent için sarı kodlu sağanak uyarısı yapmış, 26 Ekim tarihli tahminlerinde Batı Akdeniz bölgesi için kuvvetli rüzgar ve fırtına beklentisini kamuoyuyla paylaşmıştı. Bütün bu resmi uyarılara rağmen şantiye alanında gerekli tedbirlerin alınmamış olması ve işçilerin güvenli olmayan konteynerlerde barındırılmaya devam edilmesi, faciaya adeta davetiye çıkardı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Antalya Kepez’de dört işçinin yaşamını yitirdiği bu trajik olay sonrasında başlatılan adli ve idari soruşturmalar titizlikle sürdürülüyor. Şantiye yetkilileri, işverenler ve denetim mekanizmaları hakkındaki sorumluluk tartışmaları devam ederken, uzmanlar iklim krizinin şiddetlendirdiği meteorolojik olaylar karşısında şantiyelerde insani barınma ve acil durum protokollerinin acilen zorunlu hale getirilmesi çağrısında bulunuyor.
Kaynak: Evrensel