NOVI SAD — Sırbistan’da seçim gecesinden bu yana sokakları terk etmeyen Öğrenci Hareketi, elde ettikleri büyük zaferi Novi Sad’da düzenlenen coşkulu bir mitingle kutluyor. 1 Kasım 2024’te Novi Sad Tren İstasyonu’nun tavanının çökmesiyle başlayan ve ülkeyi sarsan toplumsal krizin ardından, gençler ve halk meydanlarda özgürlük ve adalet çağrısıyla bir araya geliyor.
- Novi Sad Tren İstasyonu’nun tavanının çökmesiyle başlayan süreç, gençlerin öncülüğünde siyasi bir dönüşüme evrildi.
- Seçimlerin ardından sokaklara dökülen Öğrenci Hareketi, polis ve paramiliter güçlerin olmadığı barışçıl bir kutlama atmosferi oluşturdu.
- Tito Yugoslavyası’ndan miras kalan katılımcı öz yönetim biçimi, öğrencilerin mücadele ve örgütlenme modeli oldu.
- Üniversitelerden liselere yayılan boykot dalgası, iktidarın kokuşmuş yapısına karşı halkın ortak birleşme noktası haline geldi.
Po be da, po be da: Novi Sad Meydanlarında Zafer ve Gurur Gecesi
Sırbistan genelinde seçimlerin ardından esen değişim rüzgarı, Novi Sad’daki zafer mitinginde zirveye ulaştı. Dnceki akşam karmaşık duygular ve belirsizlikler içinde olan halkın yerini, artık çok daha kendinden emin, kararlı ve umut dolu bir topluluk aldı. Meydanları dolduran binlerce kişinin gözlerinde okunan en baskın duygu ise derin bir gurur oldu. Uzun yıllardır baskı ve yolsuzluk sarmalı altında yaşayan insanlar, ilk kez özgür bir ülkede nefes almanın ve bu hissiyata alışmanın heyecanını yaşıyor. Dikkat çeken en önemli detaylardan biri ise sokaklarda polisin, askerin ya da herhangi bir paramiliter gücün bulunmamasıydı. Güvenlik barikatlarının yerini sarılmalar, danslar ve sokakları çınlatan şarkılar aldı.
Miting alanında hissettiklerini paylaşan gençlerden Milan, yaşadığı duygu yoğunluğunu şu sözlerle özetliyor: “İnanılmaz mutluyum. Yıllardır süren yolsuzluğun ardından halkım için büyük bir adım olduğunu düşünüyorum.” Bir diğer öğrenci Uros ise hem gururlu hem de buruk olduğunu belirterek şu ifadeleri aktarıyor: “Hislerim… Hem gururluyum hem üzgün. Üzgünüm, çünkü bir buçuk yılımı ailem gibi kabul ettiğim bu insanlarla geçirdim. Şimdilerde en iyi dostlarım olan insanlarla tanıştım, hayatım boyunca hatırlayacağım anılar biriktirdim.” Bu özel anlar, gençlerin kurduğu bağın sadece siyasi değil, aynı zamanda hayat boyu sürecek bir dayanışma ağını temsil ettiğini gözler önüne seriyor.
Bir Çöküşün Ardından Başlayan Mücadele: ‘Sırbistan mı, Mafya mı?’
Tarihsel dönüşümün temelleri aslında ani bir felaketle ve ardından gelen toplumsal öfkeyle atıldı. “İçinde yaşadığımız bina çürümüşse tavanı bir gün başımıza düşer” gerçeği, 1 Kasım 2024 tarihinde acı bir şekilde tecrübe edildi. Novi Sad Tren İstasyonu’nun tavanının halkın üzerine çökmesi, ülkedeki sistemik çürümenin en somut ve trajik kanıtı oldu. Bu felaketin ardından üniversite gençliğinin öncülüğünde halk sokaklara döküldü; günlerce süren yas ve adalet talepleri sokaklarda yankı buldu. Ancak iktidarın sergilediği tavır adalet çağrılarını karşılıksız bıraktı. Başbakan ve bazı bakanlar istifa etmek zorunda kalsa da asıl sorumlular yargı önüne çıkarılmadı. Çünkü halkın gözünde yargı mekanizması da mafyalaşmış bu sistemin kopmaz bir parçası haline gelmişti. İşte bu adaletsizlik tablosu, öğrencilerin dillerinden düşürmediği ve tüm ülkeye yaydıkları o temel sloganı doğurdu: “Sırbistan mı, Mafya mı?”
Felaketin ve karşılıksız kalan adalet arayışının ardından ülke genelindeki üniversitelerde dalga dalga ders boykotları başladı. 2025 yılının başlarına gelindiğinde ise bu pasif direniş ve boykot dalgası liselere ve bazı ortaokullara kadar sıçradı. Öğrenciler, Tito Yugoslavyası’ndan miras kalan katılımcı, öz yönetim biçimini kendilerine model alarak son derece organize bir yapı kurdular. Milan’ın da belirttiği gibi, “Kötülüğe karşı birleşebileceğimizi kanıtlıyor bu zafer” felsefesi, toplumun farklı kesimlerini ortak bir paydada buluşturmayı başardı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sırbistan’da Öğrenci Hareketi’nin öncülüğünde şekillenen bu yeni dönemin, ülkenin gelecekteki demokratik yapılanması üzerinde kalıcı etkiler bırakması bekleniyor. Sokaklardaki coşkulu kutlamaların ardından gözler, halkın iradesinin resmi süreçlere nasıl yansıyacağına ve geçmişteki usulsüzlüklerin bağımsız yargı önünde hesap verip vermeyeceğine çevrilmiş durumda. Gençlerin yarattığı bu öz yönetim modeli, ülkenin siyasi tarihinde yeni bir sayfa açıyor.
Kaynak: BirGün Manşet