İSTANBUL — Türk edebiyatının iki dev kalemi Nâzım Hikmet ile Kemal Tahir arasında geçen, 25 Nisan 1950 tarihli ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış el yazısı mektup Phebus Müzayede aracılığıyla koleksiyonerlerle buluşmaya hazırlanıyor.
- Nâzım Hikmet’in 25 Nisan 1950’de Paşakapısı Cezaevi’nden yazdığı mektup ilk kez gün yüzüne çıktı.
- El yazısı belge Phebus Müzayede tarafından heyecanla beklenen açık artırmada satışa sunulacak.
- Mektupta şairin sağlık sorunlarına değindiği ve Kemal Tahir’e “Elimi kolumu bir de sen bağlama kardeşim” diye seslendiği görüldü.
- Tarihi belge, Nâzım Hikmet’in açlık grevi yürüttüğü ve 1938 Donanma davasından yatan 28 yıl 4 aylık hocalık ve mahkûmiyet dönemine ışık tutuyor.
Nâzım Hikmet’in Kemal Tahir’e Yazdığı Mektupta Ne Var?
Türk edebiyat tarihine damgasını vuran iki usta ismin mektuplaşmaları, edebiyat dünyasında her zaman büyük bir heyecan yaratmıştır. Şair Nâzım Hikmet’in 76 yıl önce cezaevinden yazar Kemal Tahir’e gönderdiği yeni bir mektup daha ortaya çıktı. 25 Nisan 1950 tarihli el yazısı mektup, Phebus Müzayede tarafından satışa sunulacak. Phebus’da yer alan resmi açıklamada, mektubun daha önce hiçbir yerde yayımlanmadığı özellikle belirtildi. Nâzım Hikmet’in Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nde bulunduğu sırada kaleme aldığı mektupta, uzun yıllar süren hapis hayatının sağlığı üzerindeki etkilerine değindiği ve Kemal Tahir’den yapmayı düşündüğü bir davranıştan vazgeçmesini istediği anlaşılıyor. Mektubun tam içeriği henüz kamuoyuyla tam anlamıyla paylaşılmış değil; bu nedenle şairin Kemal Tahir’den tam olarak hangi davranışından vazgeçmesini istediği kesin olarak bilinmemekle birlikte, belgenin edebiyat tarihi açısından taşıdığı değer oldukça büyüktür.
Şairin Kemal Tahir’e Seslendiği O Çarpıcı Sözler Nelerdir?
Mektupta yakın dostu Kemal Tahir’e seslenen Nâzım Hikmet, dostunun duygularıyla hareket ederek yapmayı düşündüğü bir şeyin kendisine ve adalet arayışına zarar verebileceğini ifade ediyor. Şair, mektubunda şu sarsıcı satırlara yer veriyor: “Kemal bir daha reca ediyorum, hissine kapılarak yapacak olduğun şey bana ve hak ve hakikatin tecellisine sadece köstek vurur, kötülük eder. Hapislik, karaciğerimizi, akciğerlerimizi, barsaklarımızı hattâ asabımızı yıpratabilir, fakat şuurumuza tesir etmemek mecburiyetindedir. Bir daha tekrar ediyorum, elimi kolumu bir de sen bağlama kardeşim. Cümlenizi hasretle kucaklarım canım Kardeşim Kemal Tahir’im benim.” Bu satırlar, iki ismin hapishane koşullarındaki mücadelesini, birbirlerine duydukları derin bağı ve ideolojik dayanışmayı gözler önüne seriyor.
Mektup Hangi Dönemde ve Hangi Şartlarda Kaleme Alındı?
Mektubun tarihi, Nâzım Hikmet’in uzun tutukluluk yıllarının son döneminde yürüttüğü kritik açlık greviyle de birebir örtüşüyor. 1938 yılında açılan Donanma davalarında toplam 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırılan Nâzım Hikmet, 1950 yılına gelindiğinde cezaevinde büyük bir adalet mücadelesi veriyordu. Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nin zorlu koşullarında yazılan bu nadide el yazısı belge, şairin fiziksel olarak yıpranmasına rağmen iradesinden ve şuurundan ödün vermediğinin en somut kanıtlarından biri olarak kayıtlara geçiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Edebiyat tarihi açısından paha biçilemez nitelikteki bu 76 yıllık orijinal mektubun müzayedede hangi koleksiyoner tarafından ve ne kadar bir bedelle satın alınacağı şimdiden merak konusu olurken, belgenin ilerleyen süreçte kamusal bir arşive ya da müziğe kazandırılıp kazandırılmayacağı gözleri Phebus Müzayede’nin yapacağı yeni açıklamalara çevirmiş durumda.
Kaynak: BirGün Manşet