İSTANBUL — Emek Gençliği’nin İstanbul’daki üniversite gençliğinin yaşam ve barınma koşullarını gözler önüne serdiği kapsamlı anket çalışmasının sonuçları, basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Ahmed Ziya Aydın ve Nisa Sude Demirel’in takip ettiği, 877 gençle yüz yüze gerçekleştirilen anket verilerine göre; İstanbul’da eğitim gören öğrencilerin yüzde 82.2’si maddi zorunluluklar nedeniyle çalışmak zorunda kalırken, gençlerin yüzde 61.5’i ise derinleşen ekonomik kriz, barınma krizi ve akademik niteliksizlik nedeniyle öğrencilik hayatından memnun olmadığını belirtti.
- İstanbul’daki üniversite öğrencilerinin yüzde 82.2’si çalışma ihtiyacı duyarken, sadece yüzde 17.8’i hayatı boyunca hiç çalışmadığını ve çalışmayı düşünmediğini ifade ediyor.
- Gençlerin en büyük önceliği yüzde 35’lik oranla geçim sıkıntısı ve pahalılık olurken, bu sorunu yüzde 17.3 ile kampüs yaşamı ve eğitim kalitesi izliyor.
- Öğrencilerin yüzde 67.6’sının aylık geliri 20 bin TL ve altında kalırken, yüzde 83.8’i geçimini tamamen aile desteğiyle sağlamak zorunda kalıyor.
- Artan maliyetler ve barınma krizi nedeniyle öğrencilerin yüzde 47.2’si aile evinde yaşamak zorunda kalırken, yüzde 42.1’i ise borçla yaşamını sürdürüyor.
İstanbul Üniversitelerinde Hayat Mücadelesi: Yüzde 82.2 Çalışmak Zorunda
Emek Gençliği tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen ve 877 gencin katılımıyla yüz yüze yapılan anket, metropolde yüksek öğrenim görmenin maliyetini ve gençlerin sırtındaki ekonomik yükü gözler önüne serdi. Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, kamu kaynaklarının toplumun ve özelde gençliğin temel ihtiyaçlarına ayrılması gerektiği vurgulandı. Anket verilerinin en dikkat çekici detaylarından biri istihdam ve geçim tablosu oldu. Buna göre; öğrencilerin yüzde 50.5’i üniversite eğitimi sırasında maddi sebeplerle çalışmış veya halihazırda çalışmaya devam ediyor. Henüz çalışmayan öğrencilerin yüzde 31.7’si ise aktif olarak iş aradığını ya da çalışmayı düşündüğünü ifade ediyor. Bu iki oran toplandığında, İstanbul’daki her 100 öğrenciden 82.2’sinin çalışma ihtiyacı içinde olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Çalışmak zorunda kalan gençlerin en yoğun yer aldığı alan ise yüzde 42.9’luk oranla hizmet sektörü olarak kayıtlara geçiyor. Buna karşın, öğrencilerin yalnızca yüzde 17.8’lik küçük bir kesimi hayatı boyunca hiç çalışmadığını ve çalışmayı düşünmediğini belirtiyor.
Memnuniyetsizliğin Temel Nedenleri: Geçim Sıkıntısı, Barınma ve Akademik Niteliksizlik
Derinleşen ekonomik krizin ve enflasyonist ortamın üniversite gençliği üzerindeki yıkıcı etkileri anket sonuçlarına net bir şekilde yansıdı. Gençlerin yüzde 61.5’i hayat pahalılığı, barınma sorunu, sosyal imkânların kısıtlılığı ve akademik niteliksizlik gibi başlıklar nedeniyle mevcut öğrencilik hayatından memnun olmadığını dile getirdi. Öğrencilerin acilen değişmesini istediği sorunların başında yüzde 35’lik oranla geçim sıkıntısı ve pahalılık gelirken, bunu yüzde 17.3 ile kampüs yaşamı, eğitim kalitesi ve akademik kadro eksiklikleri takip ediyor. Listenin üçüncü sırasında ise yüzde 16.3 ile barınma ve yurt koşulları yer alıyor. Artan fahiş kira fiyatları ve konut maliyetleri, öğrencilerin barınma tercihlerini doğrudan etkiliyor. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 47.2’si zorunluluktan aile evinde kalmaya devam ederken, yüzde 24.5’i KYK yurtlarında barınıyor. Bir öğrenci evinde bağımsız bir yaşam kurabilmek için gereken gelir alt sınırının ise en az 30 bin TL olduğu anket sonuçlarında açıkça belirtiliyor. 1 TL ile 10 bin TL arasındaki gelir grubunda yer alanlar ve genel tablo, gençliğin ne denli büyük bir ekonomik cendereye sıkıştığını kanıtlıyor.
Aile Desteğine Bağımlılık ve Borçlanma Sarmalında Gençlik
İstanbul’daki üniversitelilerin ekonomik portresi, aile desteği olmaksızın ayakta kalmanın neredeyse imkânsız olduğunu gösteriyor. Anket verilerine göre, öğrencilerin yüzde 67.6’sının aylık geliri 20 bin TL ve altında kalıyor. Bu durum, öğrencilerin yüzde 83.8’inin geçimini aile desteği ile sağlamasını zorunlu kılıyor. Başka bir deyişle, 100 öğrenciden neredeyse 84’ü kendi ayakları üzerinde duramayarak ailesinden maddi yardım almak zorunda kalıyor. Ailelerin de ekonomik dar boğazda olduğu düşünüldüğünde, bu durum gençlerin omuzlarındaki psikolojik ve maddi baskıyı katlıyor. Nitekim ankete katılan öğrencilerin yüzde 42.1’i halihazırda borçlu olduğunu beyan ediyor. Borçlu öğrencilerin yüzde 21.7’si 10 bin TL üzerinde borçla boğuşurken, yüzde 4.7’lik kesim ise 50 bin TL ve üzeri borç yükü altında eğitim hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Emek Gençliği’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği bu kapsamlı anket, Türkiye’de yüksek öğrenimin ve gençliğin geldiği noktayı somut verilerle gözler önüne seriyor. Barınma hakkından nitelikli eğitime, insanca yaşanabilir bir geçim düzeyinden sosyal imkânlara kadar pek çok temel haktan mahrum bırakılan üniversiteliler, geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor. Kamu kaynaklarının rasyonel ve halkçı bir biçimde gençliğin hizmetine sunulması gerektiği çağrısının yapıldığı bu rapor, önümüzdeki süreçte gençlik politikalarının ve ekonomik taleplerin merkezinde yer alacak acil çözüm bekleyen sorunları aydınlatmaya devam edecektir.
Kaynak: Evrensel