KÜRESEL — COP31 zirvesi öncesinde 30 farklı ülkeden bir araya gelen 146 öncü araştırmacı, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerinin kontrolden çıkacak düzeyde hızlandığı uyarısında bulunarak acilen ‘küresel sağlık acil durumu’ ilan edilmesi için ortak bir harekete geçti.
- 30 ülkeden 146 araştırmacı, iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine karşı küresel sağlık acil durumu ilan edilmesini talep etti.
- The Lancet dergisinde yayımlanan Lancet Countdown raporunun 10. baskısı, iklim krizinin yarattığı devasa insan maliyetini gözler önüne serdi.
- 2016-2023 döneminde sıcaklık kaynaklı ölümler dünya genelinde 3 milyonu bulurken, sadece 2023 yılında yaklaşık 710 bin kişi sıcaklar nedeniyle hayatını kaybetti.
- Uzmanlar, 2023’teki sıcaklık ölümlerinin üçte ikisinden fazlasının doğrudan insan faaliyetli iklim değişikliğinden kaynaklandığını vurguladı.
The Lancet Raporu Tehlikenin Boyutunu Gözler Önüne Serdi
Uluslararası alanda saygın tıp dergisi The Lancet tarafından yayımlanan ve 30 ülkeden 146 araştırmacının ortak katkısıyla hazırlanan Lancet Countdown raporunun 10’uncu baskısı, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırdı. Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan COP31 öncesinde yayımlanan bu kapsamlı rapor, iklim değişikliğinin dünya nüfusunun sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en ince ayrıntısına kadar değerlendirdi. Araştırmacılar ve bilim insanları, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların artık vakit kaybetmeden çok daha kapsamlı ve uzun vadeli önlemler alması gerektiğine dikkat çekti. Raporda, iklim değişikliğinin çevresel ve ekolojik etkilerinin, halihazırdaki küresel müdahale kapasitesinden ve hızından çok daha hızlı bir şekilde ilerlediği net bir şekilde belirtildi. İklim krizinin hükümetlerin öncelikli ve vazgeçilmez gündemi haline gelmesi, ayrıca mevcut sağlık sistemlerinin bu krizin etkilerine karşı acilen korunması gerektiği yinelendi.
Marina Romanello: ‘Olumsuz Etkiler Artmıyor, Hızlanıyor’
Lancet Countdown İcra Direktörü Marina Romanello, Paris İklim Anlaşması’nın imzalanmasının üzerinden geçen 10 yıllık sürenin ardından elde edilen bulguların son derece açık ve acımasız olduğunu ifade etti. Romanello, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin yalnızca sayısal olarak artmadığını, aynı zamanda endüstriyel ve ekolojik dinamikler nedeniyle hızlandığını vurguladı. Bu tehlikeli gidişat karşısında iklim değişikliğinin resmi olarak “küresel sağlık acil durumu” adıyla tanınmasını talep ettiklerini dile getiren Romanello, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) geçmişte salgın hastalıklara ve küresel pandemilere karşı yürüttüğü etkin müdahalelere benzer bir yapının kurulması gerektiğini savundu. Ülkeler arasında güçlü, eşgüdümlü ve koordineli bir acil müdahale mekanizmasının hayata geçirilmesi önerilirken, buradaki temel amacın birbirini izleyen ani krizlere geçici ve günübirlik yanıtlar vermek değil, aksine uzun vadeli, kalıcı ve son derece tutarlı bir mücadele hattı örmek olduğu özellikle vurgulandı.
Sıcaklık Kaynaklı Ölümler Sıtma ve HIV’i Geride Bıraktı
Lancet raporunun paylaştığı sarsıcı istatistiksel veriler, krizin ulaştığı boyutu rakamsal olarak gözler önüne serdi. Rapora göre, 2016 ile 2023 yılları arasındaki dönemde iklim değişikliği dünya genelinde sıcaklık kaynaklı yaklaşık 3 milyon insanın ölümüne yol açtı. Verilerin eksiksiz ve teyitli olduğu son yıl olan 2023’te ise sadece sıcaklarla doğrudan bağlantılı yaklaşık 710 bin ölüm kayıtlara geçti. Bilim insanları ve araştırmacılar, dikkat çeken bu yüksek sayının, sıtma veya HIV gibi kronik ve küresel ölçekteki hastalıklar nedeniyle yaşanan yıllık ölümlerden bile daha yüksek seviyede olduğunu belirtti. Öte yandan, 2023 yılı içerisinde gerçekleşen sıcaklık kaynaklı ölümlerin üçte ikisinden fazlasının, doğrudan insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğiyle ilişkili olduğu güçlü bir ihtimalle tahmin ediliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
COP31 zirvesi yaklaşırken 146 araştırmacının imzasını taşıyan bu tarihi çağrı, uluslararası toplumun ve hükümetlerin önünde acil bir yol haritası çiziyor. Küresel sağlık acil durumu talebinin resmi makamlarca nasıl karşılanacağı ve DSÖ öncülüğünde yeni bir koordinasyon mekanizmasının kurulup kurulamayacağı, önümüzdeki dönemde dünya genelindeki iklim politikalarının kaderini belirleyecek en kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Kaynak: ANF Türkçe