İSTANBUL — Bekir Sıtkı Erdoğan’ın dizelerinde hayat bulan, Atatürk’ün kurduğu çağdaş uygarlık yolunu, ilkokul yıllarından itibaren marşlarla ve bayram coşkusuyla öğrenen nesillerin Cumhuriyet ile tanışma hikâyesi, eğitimde fırsat eşitliği ve toplumsal dönüşümün kapılarını aralıyor.
- Bekir Sıtkı Erdoğan’ın şiirleriyle ilk okul yıllarında başlayan Cumhuriyet sevgisi ve ortak bayram coşkusu.
- Okuma yazma bilmeyen büyüklere mektup yazma deneyimiyle erken yaşta kazanılan toplumsal farkındalık.
- Oğlan ve kız çocuklarının aynı sınıfta eğitim alarak cinsiyet ayrımcılığından uzak bir gelecek inşa etmesi.
- Tarih kitaplarından ve yaşayan gazilerden dinlenen Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarının kahramanlık hikâyeleri.
Cumhuriyet Nedir ve İlk Okul Yıllarında Nasıl Hissedildi?
“Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu; Atatürk’ün kurduğu çağdaş uygarlık yolu…” Bekir Sıtkı Erdoğan’ın bu dizelerinde olduğu gibi böylesi yüzlerce güzel marşla, şiirlerle sevmeye başladık Cumhuriyeti daha ilkokul yıllarında. O dizelerin ne anlama geldiğini o yaşlarda bilmesek de bu şiirlerin okunduğu, marşların söylendiği bayramlarda genci, yaşlısı, kadını, erkeği, çocuğuyla o coşkuyu hep birlikte yaşıyorduk. Daha ilkokulun ilk yıllarında şunun farkına varmıştık: Biz okumayı yazmayı öğrenmiştik ama çevremizde okumayı yazmayı bilmeyen onlarca insan vardı. Özellikle de yaşlı olanları… Nedenini bilmiyorduk ancak biz onlara göre daha şanslıydık galiba. Onlara, evlatlarının gurbetten gönderdiği mektupları okuyor, daha sonra kalemi kâğıdı elimize alıp yanıt yazıyorduk.
Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Cinsiyet Ayrımcılığının Kaldırılması
Bu mutluluğun yanı sıra bir başka şeyin farkına da çok sonradan vardık: Oğlan-kız ayrımı olmadan aynı sınıfta ders yapıyor, birlikte şarkılar söylüyor, bayramlarda el ele halaylar çekiyorduk. Oysa okuduğumuz öykülerde Cumhuriyetten önce uygulanan eğitimin hiç de böyle olmadığını, kızların erkek öğrencilerle birlikte aynı sınıfta ders yapmalarının hayal bile edilemeyeceğini yazıyordu o günleri yaşayanlar. Bütün bunları bize armağan eden Mustafa Kemal’i ve silah arkadaşlarının kahramanlık hikâyelerini öğrendiğimizde daha çok sevmiştik onları. O hikâyeler bir masal gibiydi bizim için. Ortaokul yıllarında onun ve silah arkadaşlarının bütün bu zorlukları nasıl aştığını da tarih kitaplarında öğrenmiştik ama bundan daha önemlisi, o günleri yaşayan gazilerin yaşamda olanlarının kahramanlık hikâyelerini kendilerinden dinlemiştik. Belki de bizim en büyük şansımız buydu. Bunların hepsi iyi güzeldi de ilkokul, ortaokul derken farkında olmadığımız bir sorunla karşı karşıya kalmıştık. Köy çocuklarının yaşadığı gerçekler bu sürecin devamını şekillendiriyordu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Geçmişten günümüze aktarılan bu anılar ve tarihsel dönüşümler, Cumhuriyetin sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir kalkınma, aydınlanma ve toplumsal adalet hamlesi olduğunu gözler önüne sermektedir. Gelecek nesillerin bu değerleri koruyarak yaşatması, atılan temellerin sağlamlığı sayesinde mümkün olmaya devam edecektir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika