4 Kasım 2026, Çarşamba
Haber

Halis Dokgöz’ün Yeni Kitabı ‘Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan’ Yayımlandı

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün kaleme aldığı, adli bilimler ile toplum arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyen ‘Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan’ adlı yeni kitabı, geçtiğimiz günlerde A7 Kitap etiketiyle okurla buluştu ve adli tıp dünyasında geniş yankı uyandırdı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün kaleme aldığı yeni kitap A7 Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.
  • Eser, Edmond Locard’ın ‘Her temas bir iz bırakır’ değişim ilkesini düşünsel omurga olarak alıyor.
  • Kitap, adli bilimlerin yalnızca laboratuvarlara kapatılamayacağını, toplumsal bir mesele olduğunu savunuyor.
  • John George Haigh vakası gibi çarpıcı örneklerle suçun nasıl görünür kılındığı inceleniyor.

Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan Kitabı Ne Anlatıyor?

Halis Dokgöz’ün kitabı, adli bilimlere merak duyan okurlar kadar bilim ile toplum arasındaki ilişkiyi önemseyenler için de verimli bir okuma sunuyor. Hakikat, çoğu zaman gözden kaçan ayrıntılarda saklıdır; fakat o ayrıntılardan adalete ulaşmak, yalnızca izleri bulmayı değil, onları bilimsel titizlikle yorumlamayı ve insan hayatına karşı sorumluluk taşımayı da gerektirir. BirGün Gazetesi’nde karikatür çizdiği Metafor köşesinden ya da bir bilim insanı olarak çıktığı televizyon programlarından hatırlayacaksınız Halis Dokgöz’ü. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün yeni kitabı ‘Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan’, geçtiğimiz günlerde A7 Kitap etiketiyle yayımlanarak okurlarla buluştu. Bir cinayet, geride yalnızca bir ceset mi bırakır? Peki, ya ceset yoksa? Bir insanın dokunduğu nesneler, bastığı zemin, taşıdığı korkular ve saklamaya çalıştığı sırlar, kendisinden sonra dillenir de konuşmaya başlar mı? Halis, yeni kitabında bu sorulardan hareketle adli tıbbın sınırlarını genişletiyor; bizi yalnızca suçun nasıl çözüldüğünü değil, hakikatin nasıl kurulduğunu da düşünmeye davet ediyor. Halis’in asıl iddiası, adli bilimlerin hiç de laboratuvarlara, otopsi masalarına ve mahkeme salonlarına kapatılabilecek bir uzmanlık alanı olmadığıdır. Suç, bireysel olmasına karşın, toplumsal ilişkilerin, kültürel kodların, psikolojik koşulların ve kurumsal sorumlulukların da meselesidir. Bu nedenle, maddi delilin peşinden gitmek, olayın toplumsal arka planını göz ardı etme hakkı vermez.

Edmond Locard’ın Değişim İlkesi Adli Bilimlerde Nasıl Uygulanır?

İzlerden hakikate ulaşma sürecinde Edmond Locard’ın değişim ilkesi, kitabın düşünsel omurgasını oluşturuyor: Her temas bir iz bırakır. Saç teli, kan damlası, lif, DNA kalıntısı ya da bir nesne üzerindeki mikroskobik bir parçacık, doğru yöntemlerle incelendiğinde, olayın yeniden kurulmasına katkı sağlayabilir. John George Haigh’in cesetleri asitle yok ederek cinayetlerini gizleyebileceğine inanması, bu yaklaşımın çarpıcı örneklerinden biridir. İnsan kalıntılarının yanı sıra diş protezleri ve safra taşları gibi bulguların ortaya çıkarılması, görünmez kılınmak istenen bir suçun yeniden görünür hale gelmesini sağlar. Halis, bu anlatıların gücüyle, okura adli bilimlerin katmanlı yapısını aktarıyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün kaleme aldığı ‘Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan’, adli bilimler literatürüne kazandırdığı bu zengin perspektifle ilerleyen süreçte bilim insanları, hukukçular ve adli tıp meraklıları için temel başvuru kaynaklarından biri olmayı sürdürecek; bilim ile toplum arasındaki köprüyü güçlendiren akademik ve popüler tartışmalara yön vermeye devam edecektir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın