İSTANBUL — TELE1’e el konularak kayyım atanmasının ve gazetecinin gözaltına alınarak tutuklanmasının birinci yıl dönümünde, 24 Ekim 2026 tarihinde basın meslek örgütlerinin çağrısıyla İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 14 büyük kentte düzenlenen dayanışma ve protesto eylemleri, Türkiye basın tarihinin en büyük gazeteci etkinliği olarak kayıtlara geçti.
- TELE1’e kayyım atanmasının birinci yıl dönümünde 14 büyük kentte devasa protestolar düzenlendi.
- Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’ın tutuklanması ile Halk TV olayları eylemin etki gücünü artırdı.
- Taşıyıcı sloganı ‘Sansüre Hayır! Habere Özgürlük’ olan eylem, tüm toplumun ortak talebi haline geldi.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ekim’deki kabine toplantısının ardından eyleme yanıt vermek zorunda kaldı.
Ne Oldu? 14 Kentte Gerçekleşen Tarihi Basın Eyleminin Arka Planı Nedir?
TELE1’e el konularak kayyım atanmasının ve ilgili ismin gözaltına alınarak tutuklanmasının birinci yıl dönümü olan 24 Ekim 2026 günü, Türkiye’nin dört bir yanında basın özgürlüğü için sokaklara dökülen kitleler tarihe geçti. Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 14 büyük kentte düzenlenen dayanışma ve protesto eylemlerine katılımın yüksekliği herkesi şaşırttı. Aynı haftaya Murat Ağırel’in ve İsmail Saymaz’ın tutuklanması ile Halk TV olayının da denk gelmesi, eyleme katılımın da etkiyi de katbekat artırdı. Bütün tutuklu gazetecilerle dayanışma ve sansüre karşı basın özgürlüğünü savunma amacıyla düzenlenen bu protesto, ‘Sansüre Hayır! Habere Özgürlük’ sloganıyla yapıldı. Başta basın meslek örgütlerimizi, emeği geçen arkadaşlarımızı ve destek veren dostlarımız ile yurttaşlarımızı kutluyoruz. Bu bir dönüm noktasıdır. Eylemin, TELE1’e kayyım atanıp TMSF’ye devredilmesinin yıl dönümünde yapılması ayrıca büyük bir anlam taşıdı.
Neden Şimdi? Eylemin Zamanlaması ve Toplumsal Etkisi Neyi Gösteriyor?
Daha önce de belirtildiği gibi, TELE1’e kayyım atanıp yayınının kapatılmasına zamanında daha güçlü, yaygın ve etkin bir tepki gösterilebilseydi, Halk TV’ye bu kadar kolay el konulamaz ve T24 böyle fütursuzca engellenemezdi. Bu durum, geçmişteki eksikliklerin bir dersi olarak okundu. Daha önemlisi, bu gazeteci eyleminin amaçları ve istemlerinin, bütün toplumun da sorunu ve istemi olduğu çok iyi anlatılmış olmalı ki, geniş bir yurttaş kesimi de eylemlere katıldı. Bütün sol partiler, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin de destek verdiği görülen yurt çapındaki eylemlerin etkili ve kitlesel olması da buradan kaynaklanıyordu. Gazeteci eylemine kitlesel katılım ve bu etkinliğin 10 ilde eş zamanlı olarak başarıyla yapılması, yurttaşların yoğun ilgisiyle birleşince iktidarın altındaki zeminin kaydığının en net göstergelerinden biri haline geldi.
İktidarın Tepkisi Ne Oldu ve Bu Süreç Kimi Nasıl Etkileyecek?
Eylemin beklenenden de etkili olduğu açıkça anlaşılıyor. Öyle ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ekim’de yapılan kabine toplantısından sonra yaptığı konuşmada, bu eylemi doğrudan gündemine alarak yanıt vermek zorunda kaldı. Erdoğan’ın yanıt vermek zorunda kalması ve eylemde ifade edilen taleplere ilişkin polemik yapmasının temel nedeni de bu kitlesel dalgaydı. Eğer yanılmıyorsam, taşıyıcı sloganı ve talebi ‘Sansüre Hayır! Habere Özgürlük’ diye belirlenen bu eylem, hem basın hem de ülke tarihinin en büyük ve en yaygın gazeteci etkinliği olmayı başardı. Tarihin sıkıştığı, ekonomik ve siyasal bir krizin bütün toplumu sardığı kimi dönemlerde bu tür çıkışlar kritik bir eşik oluşturuyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte ne bekleniyor? Uzmanlar ve basın meslek örgütleri, 14 büyük kentte görülen bu kitlesel dayanışmanın sadece bir başlangıç olduğunu, ekonomik ve siyasal krizin sardığı Türkiye’de sansüre karşı toplumsal direncin artarak devam edeceğini belirtiyor. Tarihin sıkıştığı bu hassas dönemde, iktidar kanadından gelecek olası yeni hamlelere karşı basın ve sivil toplum kuruluşlarının ortak mücadelesi kararlılıkla sürecektir.
Kaynak: BirGün Manşet