İSTANBUL — Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. kuruluş yıl dönümüne girilirken, ülkenin ilerici ve demokratik güçleri, emperyalizm ile sağ iktidarlar eliyle sürdürülen sistematik tasfiye süreçlerine karşı ‘şimdi yeniden kurmanın tam zamanı’ çağrısıyla bir araya geldi. Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin budandığı, fon skandallarıyla çürümenin en üst noktaya ulaştığı vurgulanan açıklamalarda, laiklik, tam bağımsızlık ve kamucu ekonomi eksenli yeni bir kamusal düzenin inşası için emekçilerin ve halkın öncü rol oynayacağı ilan edildi.
- Cumhuriyet’in 103. yılına girerken emperyalizm ve sağ iktidarlar eliyle yürütülen sistematik tasfiye süreci ve AKP’nin bu süreçteki rolü eleştirildi.
- TKH, EMEP, DİSK, Birleşik Metal-İş, MMO ve TTB gibi ülkenin köklü kurum ve sendikaları laik, demokratik ve kamucu bir Cumhuriyet çağrısında bulundu.
- Saltanat, hilafet, şeriat özlemleri, planlı kalkınmanın tasfiyesi ve büyük rant talanına karşı birleşik mücadelenin şart olduğu vurgulandı.
Tarihsel Tasfiye Süreci ve Cumhuriyet Fikrinin Kalıcılığı
Cumhuriyet’in 103. yılına girdiğimiz bu kritik dönemeçte, emperyalist odakların ve yerli sağ iktidarların eliyle rejimin bugüne dek sistematik biçimde tasfiye edildiği gerçeği tüm çıplaklığıyla ortadadır. Tarihsel süreç içerisinde Cumhuriyet’e son çiviyi çakan ise Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı olmuştur. Ülkenin ilerici değerleri sistematik bir şekilde budanırken, son dönemde ortaya çıkan fon skandalı, yaşanan toplumsal çürümenin ve yozlaşmanın ulaştığı tehlikeli boyutları gözler önüne sermiştir. Rejim tüm bu unsurlarla ülkeyi topyekûn bir kuşatma altına almasına rağmen, Cumhuriyet fikrini halkın zihninden ve kalbinden bir türlü söküp alamamıştır. Dünyanın dört bir yanındaki isyan ve direnişler ile Türkiye’deki haklı itirazlar, halkın özne olduğu yepyeni bir Cumhuriyet çağrısının en somut göstergesidir. Bu bağlamda, Türkiye Komünist Hareketi (TKH) yaptığı değerlendirmede net bir tutum ortaya koyarak şu ifadelere yer vermiştir: ‘Geriye tek bir yol kalıyor. Laikliği, tam bağımsızlığı ve kamucu ekonomiyi esas alan yeni bir Cumhuriyet kurmak. Bu mücadelenin öncü gücü ise emekçi ve ilerici halkımız olacaktır.’
Emek ve Demokrasi Güçlerinden Ortak Mücadele Vurgusu
Ülkenin karşı karşıya olduğu çok boyutlu kriz ortamında emek ve meslek örgütleri de laik ve demokratik Cumhuriyet vurgusunu en yüksek perdeden dile getirmektedir. Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada tarihe atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yapmıştır: ‘103 yıl önce şehirde, köyde ve cephede bir araya gelerek işgalcileri püskürten topraksız köylüler, yoksul işçiler, kadınlar, genç emekçi çocukları bugün işçi ve emekçilerin demokratik, laik cumhuriyetini kuracak toplumsal güçlerdir. Emperyalizme, faşizme, sömürüye karşı ekmek, barış, özgürlük için birleşik mücadeleden başka alternatif bir yol bulunmamaktadır.’ Benzer şekilde DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekerek, ‘Cumhuriyet kendi kaderimize dair söz ve karar sahibi olmamızın yollarının açılmasıdır. Demokrasi ve Cumhuriyet işçi sınıfının kırmızı çizgisidir!’ ifadelerini kayda geçirmiştir. Birleşik Metal İş Sendikası ise yaptığı kurumsal açıklamada, ‘Cumhuriyete ait laiklik, eşitlik ve özgürlük değerlerini savunmaya; bu değerleri emek, demokrasi ve barış mücadelesiyle büyütmeye kararlıyız. Emekçilerin ülke yönetimine katıldığı, emeğin hak ettiği değeri gördüğü, hukukun herkese eşit uygulandığı bir Cumhuriyet için mücadelemizi sürdüreceğiz’ diyerek kararlılıklarını yinelemiştir.
Meslek Örgütlerinden Rant, Yozlaşma ve Tasfiye Uyarısı
Ülkenin mühendislik ve tıp alanındaki en üst sivil toplum kuruluşları da rejimin getirdiği noktaya karşı sert eleştirilerde bulunmuştur. Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından yapılan açıklamada, ülkenin içinde bulunduğu tehlikeli gidişat şu sözlerle özetlenmiştir: ‘Bugün ülkemiz saltanat, hilafet, şeriat özlemleri, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine yönelik karalama kampanyaları, planlı kalkınma ve kamu yararının tasfiyesi, sanayisizleşme, büyük rant talanı, kuralsızlaşma, işsizlik, yolsuzluk ve yozlaşma ile yüz yüzedir. Türkiye için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.’ Bu kapsamlı eleştirilere Türk Tabipleri Birliği (TTB) de katılarak, Cumhuriyet’in tarihsel niteliğine vurgu yapmış ve ‘Cumhuriyet, saltanata karşı tarihsel kazanım’ vurgusuyla mücadelenin eskimeyen önemine dikkat çekmiştir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yılına ulaştığı bu süreçte, iktidarın politikaları ve toplumsal alandaki çürüme iddiaları karşısında sendikalar, siyasi partiler ve meslek örgütleri ortak bir paydada buluşmaktadır. Laiklik, tam bağımsızlık, kamuculuk ve eşitlik ilkeleri etrafında şekillenen yeni bir Cumhuriyet talebi, geleceğe dönük en güçlü siyasi ve toplumsal alternatif olarak halkın gündemindeki yerini korumaktadır. Önümüzdeki dönemde emekçi sınıfların ve ilerici kamuoyunun bu hedefler doğrultusunda mücadelesini daha da büyüterek sürdürmesi beklenmektedir.
Kaynak: BirGün Manşet