KUDÜS — İsrail’de pazar günü gerçekleştirilen kritik seçimlerde iktidarı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve parlamento çoğunluğunu muhalefete kaptıran Başbakan Benyamin Netanyahu ile lideri olduğu Likud Partisi, Arap çoğunluklu bölgelerde seçim hilesi yapıldığı iddiasını ortaya atarak sandalye sayısını neredeyse iki katına çıkaran Ortak Liste ittifakı ile Raam partisini hedef aldı ve olay diplomatik bir boyuta taşındı.
- Netanyahu ve Likud Partisi, çoğunluğu kaybetmesinin ardından Arap çoğunluklu bölgelerde seçim hilesi yapıldığını savundu.
- Likud, İsrail vatandaşı Arapların oylarını etkilemek amacıyla Katar ve Türkiye kaynaklı para akışı olduğunu iddia etti.
- Yüksek Mahkeme Yargıcı Noam Solberg, Shin Bet’e yabancı finansman ve seçim rüşveti iddialarıyla ilgili soruşturma talimatı verdi.
- Üst düzey bir polis yetkilisi Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, seçim sahtekarlığına dair herhangi bir bulgu olmadığını ve iddiaların ‘asılsız’ nitelikte olduğunu belirtti.
Seçim Yenilgisinin Ardından Gelen İtirazlar ve Çoğunluk Krizi
İsrail siyasi tarihinde derin sarsıntılara yol açan pazar günkü seçimlerin ardından tablo netleşmeye başlarken, iktidarı kaybetmekle karşı karşıya kalan Başbakan Benyamin Netanyahu ve partisi Likud, sandıktan çıkan sonuçları kendi lehlerine çevirmek adına sert hamleler yapmaya başladı. Yapılan oylamalarda oy kaybeden ve parlamento çoğunluğunu tamamen muhalefete kaptıran Likud partisi, özellikle başarı elde eden tarafları odağına aldı. Bu kapsamda, sandalye sayısını neredeyse iki katına çıkaran Arap çoğunluklu Ortak Liste ittifakı ve Raam partisi doğrudan hedef tahtasına oturtuldu. Partinin, Arap çoğunluklu bölgelerde resmi seçim sonuçlarına resmen itiraz edeceği açıkça belirtildi. Başbakan Netanyahu da çoğunluğu kaybettiği kesinleştiği andan itibaren bu bölgelerde hile yapıldığını ileri sürmüş ve kamuoyunu bu yönde manipüle etmeye çalışmıştı. Ancak sahadaki resmi veriler ve güvenlik bürokrasisinin ilk değerlendirmeleri bu iddialarla çelişmektedir. Öyle ki, üst düzey bir polis yetkilisi daha önce Haaretz gazetesine yaptığı net açıklamada, şimdiye kadar ellerinde seçim sahtekarlığına dair herhangi bir bulgu bulunmadığını vurgulamış ve o ana kadar ortaya atılan iddiaları kesin bir dille ‘asılsız’ olarak nitelendirmişti.
Katar ve Türkiye İddiaları ile İstihbarat Soruşturmasının Arka Planı
Siyasi kriz sadece seçim sonuçlarına itirazla sınırlı kalmadı; Likud Partisi konuyu uluslararası bir boyuta taşıyarak yeni bir komplo teorisini ve soruşturma dalgasını tetikledi. Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi, söz konusu Arap partilerinin seçim sürecinde Katar ve Türkiye tarafından fonlandığını ve dış güçler aracılığıyla desteklendiğini ileri sürdü. Times of Israel’in ulusal ve uluslararası güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, İsrail’in iç istihbarat örgütü Shin Bet, İsrail vatandaşı Araplara yönelik oy toplama gruplarına dışarıdan para gönderildiği iddialarını titizlikle araştırıyor. Habere göre bu paranın asıl kaynağının Katar ve Türkiye olduğu öne sürülüyor. Kanal 12’nin paylaştığı ayrıntılara göre ise, bu kapsamlı soruşturma doğrudan Shin Bet’e ulaşan özel bir istihbarata ve Merkez Seçim Komitesi Başkanı Yüksek Mahkeme Yargıcı Noam Solberg’e sunulan dosyalara dayanıyor. Gelişmeler üzerine harekete geçen Solberg, sabah saatlerinde yaptığı resmi açıklamada, Shin Bet Başkanı David Zini’ye “yabancı finansmanla ilgili şüpheler ve yabancı kuruluşlar tarafından seçim rüşveti verildiği şüphesi” konularında derhal kapsamlı bir soruşturma açılması talimatını verdi. Bu durum, seçim güvenliği tartışmalarını hukuki ve istihbarat boyutuna taşıdı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Seçim gününün atmosferi ve resmi süreçler açısından çelişkili açıklamalar dikkat çekiyor. Soruşturma talimatının verildiği günlerin öncesinde, Salı günü Shin Bet yetkilisi Zini, seçim gününün “şimdiye kadar iyi” geçtiğini vurgulayarak, seçmen katılımının oldukça yüksek olduğunu ve İsrail vatandaşlarına seçimlerin uygun ve ilham verici bir şekilde izlenip yürütüldüğünü büyük bir güvenle söyleyebileceklerini ifade etmişti. Tüm bu gelişmeler ışığında, İsrail’in gelecekteki siyasi dengeleri, yüksek mahkemenin yürüteceği istihbarat soruşturmasının sonuçlarına ve Netanyahu’nun iktidarı korumak adına atacağı yeni stratejik adımlara endekslenmiş durumdadır.
Kaynak: Evrensel