ANTALYA — Gülşen İşeri’nin kaleme aldığı ve Hüseyin Karabey’in yönetmenliğini üstlendiği Hasan Öztoprak’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Hakikatin Ölümü” filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda seyirciyle buluşarak büyük bir ilgi gördü. Mert Fırat ve Mehmet Günsür’ün başrollerini paylaştığı, oyuncu kadrosunda Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak ve Emre Yıldızlar’ın yer aldığı yapım; iki eski dostun yıllar sonra karşı karşıya gelmesi üzerinden Türkiye’nin 1990’lı yıllarının karanlığını, suskunluklarını ve insan hayatında bıraktığı derin izleri masaya yatırıyor.
- Hüseyin Karabey’in yönettiği ve Hasan Öztoprak’ın aynı adlı romanından uyarlanan Hakikatin Ölümü, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu.
- Mert Fırat ve Mehmet Günsür’ün başrollerini paylaştığı filmde Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak ve Emre Yıldızlar rol alıyor.
- Hikaye, iki eski dostun yıllar sonraki karşılaşması üzerinden Türkiye’nin 1990’lı yıllarındaki karanlığı ve suskunlukları irdeliyor.
- Yönetmen Hüseyin Karabey, gösterim sonrası söyleşide filmin anlamını seyircinin kendi yanıtlarıyla baş başa bıraktığını belirtti.
İnsan Ne Zaman İhanet Eder? Geçmişin Kapılarını Aralayan Bir Anlatı
İnsan ne zaman ihanet eder? İnandığı bir davadan vazgeçtiğinde mi, yol arkadaşını yarı yolda bıraktığında mi, yoksa kendi vicdanını susturduğunda mı? Peki, geçmiş gerçekten geride kalır mı? Gülşen İşeri’nin köşe yazısı ve incelemesine de konu olan bu sorular, Hüseyin Karabey’in Hakikatin Ölümü filmi ile sinema perdesinde hayat buluyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Uzun Uzun Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda büyük bir merakla beklenen ve yoğun ilgi gören film, Hasan Öztoprak’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Türk sinemasının önemli isimlerini bir araya getiren projede Mert Fırat ve Mehmet Günsür başrolleri paylaşırken, kadroda Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak ve Emre Yıldızlar gibi başarılı oyuncular da yer alıyor. Film, iki eski dostun yıllar sonra karşı karşıya gelmesi üzerinden Türkiye’nin 1990’lı yıllarına, o yılların karanlığına, suskunluklarına ve insan hayatında bıraktığı kalıcı izlere ışık tutuyor. Ancak Hakikatin Ölümü yalnızca geçmişte yaşananların nostaljik bir hikâyesi değil; bugüne ve hatta geleceğe ilişkin de yanıt arayan derin sorularla doludur.
Kuklaların İpleri Kimin Elinde? Suç, Vicdan ve Soru Soran Seyirci
Kuklaların ipleri kimin elinde? Film, sarsıcı bir sahneyle kuklalarla açılıyor. Bir kuklanın boğazındaki kesik, daha hikâyenin başında insanın zihnine silinmez bir soru bırakıyor: Bu insanlar kendi hayatlarının öznesi miydi, yoksa başkalarının elinde hareket ettirilen birer kukla mı? Kuklalar film boyunca yeniden karşımıza çıkarken, ihanetin de tek bir anlamı olmadığını düşünmeye başlıyoruz. Kim kime ihanet etti? Bir insan arkadaşına mı ihanet eder, inandığı davaya mı, yoksa kendi geçmişine mi? Yönetmen Hüseyin Karabey, bu karmaşık soruların net yanıtlarını seyirciye hazır bir şekilde sunmuyor. Zaten filmin gösteriminin ardından gerçekleştirilen söyleşide, kuklaların derin anlamını soran bir izleyiciye verdiği yanıt da bunu açıkça gösteriyor: “Çok güzel bir soru. Tam da istediğim buydu. Ama sizi kendi yanıtlarınızla baş başa bırakacağım.” Yönetmenin asıl arzusu, anlatılanları sorgulamadan kabullenen pasif bir seyirci değil; aksine filmi, karakterleri ve hatta yönetmenin kendisini eleştirel bir gözle sorgulayan aktif bir seyirci kitlesidir. Çünkü Hakikatin Ölümü’nde hiçbir şey yalnızca göründüğü kadar basit değil; iki eski dostun karşılaşması da, geçmişin üzerini örtme çabası da, suçun ve vicdanın sınırları da son derece muğlak ve derin.
Gelişmeler ve Beklentiler
Filmin merkezinde yer alan Feridun ve Timuçin karakterleri, bir zamanlar aynı kaderi ve geçmişi paylaşmış iki insan olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar sonra yeniden karşı karşıya geldiklerinde, yalnızca kendi bireysel geçmişleriyle değil, aynı zamanda ülkenin hafızasıyla da yüzleşiyorlar. “Bir dönemin içinden geçtik ya da o dönem bizim içimizden geçti” diyen film, gelecek dönemde Türk sinemasında toplumsal hafıza ve bireysel hesaplaşmalar temalı yapımlar için önemli bir kilometre taşı olmaya aday. Resmi festival süreçlerinin ardından vizyona girmesi beklenen Hakikatin Ölümü, izleyicileri kendi içsel vicdani muhasebeleriyle baş başa bırakmaya devam edecek.
Kaynak: BirGün Manşet