5 Kasım 2026, Perşembe
Haber

Altın Portakal’da Darbeler, Çocuklar ve Hafıza: 12 Eylül İzleri Sinemayla Buluştu

📰 KAPSAMLI RAPOR

ANTALYA — 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde kürsüye taşınan kısa film ve belgeseller, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan ağır hak ihlallerini, cezaevinde büyüyen çocukların trajik öykülerini, savaşın yıkıcı izlerini ve bireysel direniş mücadelelerini sinemaseverlerin hafızasına kazıdı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında Ulusal Belgesel Film ve Ulusal Kısa Film yarışmaları ile özel gösterimler düzenlendi.
  • Orhan Miroğlu imzalı ‘Posta Kutusu 213 – Diyarbakır’ belgeseli, 12 Eylül darbesinin ardından Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerini ve tanıklıkları ekrana taşıdı.
  • Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda gerçekleştirilen gösterimlerin ardından yönetmenler ve film ekipleri seyircilerin sorularını yanıtladı.

Festivalde Sinema ve Hafıza Buluşması

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, sinemanın birleştirici gücüyle toplumsal hafızanın taze tutulduğu önemli oturumlara ev sahipliği yapıyor. Festival kapsamında gerçekleştirilen Ulusal Belgesel Film ve Ulusal Kısa Film yarışmalarının yanı sıra özel gösterimler de sanatseverlerden yoğun ilgi görüyor. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda düzenlenen gösterimlerin ardından yönetmenler ve film ekipleri seyircilerin sorularını yanıtlayarak eserlerin arka planını paylaştı. Bu yılki programda; 12 Eylül darbesinin izlerinden cezaevinde büyüyen çocuklara, savaşın yarattığı derin tehlikelerden bireysel kişisel mücadelelere uzanan çok katmanlı hikâyeler ele alındı. Sinema sanatının belgesel ve kısa film dallarındaki bu güçlü örnekleri, yakın tarihimizin karanlık dönemleriyle yüzleşme fırsatı sunarken, izleyicilere de unutulmaz anlar yaşattı.

Diyarbakır Cezaevi’nin Karanlık Tarihi Perdeye Yansıdı

Festivalin Belgesel Özel Gösterim bölümünde yer alan, Orhan Miroğlu imzalı ‘Posta Kutusu 213 – Diyarbakır’ adlı yapım, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan insan hakları ihlallerini gözler önüne serdi. Gösterimin ardından izleyicilerin karşısına çıkan Miroğlu, cezaevinde yaşadıklarının kendi yazarlığını ve siyasi yaşamını derinden etkilediğini dile getirdi. Cezaevinin geçmişte yıkılarak okula dönüştürülmesinin gündeme geldiğini hatırlatan Miroğlu, bu duruma kararlılıkla karşı çıktıklarını belirterek, ‘Nihayet Kültür Bakanlığı burayı bir müze yapıyor. Bizim hikâyemiz de o müzenin bir parçası olsun istedik’ ifadelerini kullandı. Belgeselde yalnızca işkenceye maruz kalan mahkûmların değil, aynı zamanda dönemin askeri görevlilerinin tanıklıklarına da yer verdiklerini anlatan Miroğlu, bu görüşmelerin özellikle planlandığını vurguladı. Belgeselin katılımcılarından Paşa Akdoğan ise filmi her izlediğinde cezaevinde yaşadığı acıları yeniden hissettiğini belirtti. Akdoğan, askeri darbelerin demokrasiyi askıya aldığını ve ağır insan hakları ihlallerine yol açtığını belirterek, geçmişle yüzleşmenin toplumun tüm kesimleri için ortak bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Görüntü yönetmeni Cevahir Şahin ise çekimler sırasında dinlediği tanıklıkların yarattığı derin etkiyi paylaştı.

Gelişmeler ve Beklentiler

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gün yüzüne çıkan bu sarsıcı yapımlar ve ardından gerçekleştirilen kapsamlı söyleşiler, sinemanın yalnızca estetik bir form olmadığını, aynı zamanda toplumsal travmaların sağaltılmasında ve ortak hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasında kritik bir rol üstlendiğini bir kez daha kanıtladı. Resmi süreçler ve kültürel politikalar çerçevesinde Diyarbakır Cezaevi’nin müze haline getirilmesi adımı hafızalaştırma çabaları açısından takdirle karşılanırken, sanatçılar geçmişin acılarıyla yüzleşme kararlılığını önümüzdeki dönemde de sürdüreceklerini belirtti.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın