ABUJA — Nijerya’da yasa dışı madencilik şüphesiyle gözaltına alınan ve aralarında çocukların da bulunduğu 37 kişinin, aşırı kalabalık, susuzluk ve insanlık dışı koşullar nedeniyle idrar ve ter içmek zorunda bırakılarak hayatını kaybettiği hazırlanan resmi soruşturma raporuyla belgelendi.
- Nijer eyaletinin başkenti Minna’daki NSCDC merkezinde 12 metrekarelik hücrede yaklaşık 50 erkek tutuldu.
- Aralarında 14 çocuğun da bulunduğu 37 kişi, 16-17 Eylül tarihleri arasında trajik şekilde yaşamını yitirdi.
- Sağlık personelinin ve cephanelik görevlisinin uyarılarına rağmen görevliler kapıyı açmayı reddetti.
Nijerya’daki Gözaltı Merkezinde Ne Oldu?
Nijerya’da yaşanan ve uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandıran olay, yasa dışı madencilik şüphesiyle gözaltına alınan kişilerin maruz kaldığı trajik koşulları gözler önüne serdi. Soruşturma komitesinin hazırladığı rapora göre, aralarında 14 çocuğun da yer aldığı yaklaşık 50 erkek, Nijer eyaletinin başkenti Minna’daki Nijerya Güvenlik ve Sivil Savunma Birliği (NSCDC) merkezinde tutuluyordu. Sadece 12 metrekarelik bir hücreye tıkılan bu insanlar, içme suyunun bulunmadığı ve tuvaletin çalışmadığı kabus dolu bir ortamda tutuldu. Aşırı kalabalık, yetersiz havalandırma ve kötü hijyen koşulları nedeniyle nefes almakta güçlük çeken tutuklular, aşırı susuzluk ve terlemeden şikâyet etti. Durumun vehameti öyle bir boyuta ulaştı ki, mahkumlar hayatta kalabilmek için kendi idrarlarını ve terlerini içmek zorunda kaldı. 16 Eylül akşamı ile 17 Eylül sabahı arasında geçen zaman diliminde ise aralarından 37 kişi hayatını kaybetti.
Yardım Çığlıkları Neden Karşılıksız Kaldı ve İhmal Nasıl Gizlendi?
Jonathan Kure başkanlığında kurulan soruşturma komitesi, facianın arkasındaki ihmaller zincirini tüm detaylarıyla ortaya çıkardı. Rapora göre, nefes almakta zorlanan ve yardım çağrısında bulunan tutukluların feryatlarına rağmen görevli personel hiçbir müdahalede bulunmadı. NSCDC sağlık personelinden Mariam Nelson, komiteye verdiği ifadede durumun tehlikesine dikkat çekti. Nelson, boğulma riskine karşı hücre görevlilerini bizzat uyardığını ve havalandırmanın sağlanabilmesi için metal kapının kilitlenmemesini tavsiye ettiğini belirtti. Ancak kurumdaki görevliler bu hayati tavsiyeyi tamamen göz ardı etti. Öte yandan, cephanelik görevlisi Ahmed Abubakar Wushishi de facianın yaşandığı geceye dair çarpıcı detaylar paylaştı. Wushishi, 17 Eylül’de saat 01.00 ile 02.00 arasında hücreden çığlıklar ve kapıya vurma sesleri duyduğunu anlattı. Gece nöbetindeki görevliye hücrenin açılmasını önerdiğini belirten Wushishi, ancak şüphelilerin kaçabileceği gerekçesiyle üstlerinden silahlı destek olmadan kapının açılmaması yönünde talimat alan görevlinin bu öneriyi reddettiğini ifade etti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Nijerya’daki bu korkunç olay sonrasında başlatılan idari ve adli soruşturmalar tüm hızıyla devam ediyor. Jonathan Kure başkanlığındaki komitenin hazırladığı kapsamlı rapor, gözaltı merkezlerindeki hak ihlallerini ve güvenlik güçlerinin ihmallerini gözler önüne sererken, kamuoyu sorumluların en ağır cezayı almasını ve benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için acil reformlar yapılmasını talep ediyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika