İSTANBUL — Toplumun hızla yaşlanması ve politikacıların bu sürece hazırlıksız yakalanmasıyla ortaya çıkan ‘sandviç kuşak’ fenomeni, eskiden dede ve nane konumunda olan bireyleri kendi yaşlı anne ve babalarının bakım sorumluluğuyla karşı karşıya bırakırken; enflasyon, adaletsiz gelir dağılımı ve yetersiz sosyal güvence kıskacında derin bir ekonomik ve psikolojik kriz yaratıyor.
- Türkiye hızla ve beklenmedik bir biçimde yaşlanma sürecine girerken, politika yapıcılar bu demografik değişime hazırlıksız yakalandı.
- 60-70 yaş arasındaki bireyler, kendileri de yaşlılık sınırına dayanmışken 80 yaş ve üstü ebeveynlerinin bakım yükünü omuzluyor.
- Sosyal güvencesi olanların dahi gelirlerinin açlık sınırında kalması, bu kuşağın bedensel sınırlarını zorlayan işlerde çalışmasını zorunlu kılıyor.
- Süreğen hastalıklar, ekonomik sıkıntılar ve tükenmişlik hissi, sandviç kuşağı tarihte eşine az rastlanan bir psikolojik çıkmaza sürüklüyor.
Hızla Yaşlanan Türkiye ve Hazırlıksız Yakalanan Politikalar
Türkiye toplumu, son yıllarda büyük bir ivmeyle ve politikacılarımızın beklemedikleri biçimde yaşlanmaya başladı. Bu demografik dönüşüme ülke olarak ne yazık ki hazırlıksız yakalandık. Eskinin torun büyüten, dinlenen dede ve nineleri birdenbire kendi baba ve annelerinin bakım sorumluluğu ve yükü ile karşı karşıya kaldılar. Üstelik eskiden dede ve nine durumundaki bu kişiler günümüzde enflasyon, adaletsiz gelir dağılımı ve yetersiz sosyal güvence kıskacında kıvranmaktalar. Sosyal güvencesi olanların bile çoğunun geliri açlık sınırında yer aldığı için çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle bulabilirlerse bedensel sınırlarını zorlayan ağır işlerde çalışmaktan başka çareleri kalmamaktadır. Bulundukları yaşa sağlıklı bir yaşlanma süreciyle ulaşamadıkları için, bu kesimin çoğu şimdiden ağır süreğen hastalıkların pençesine düşmüş durumdadır. Bütün bu olumsuzluklar yetmiyormuş gibi, kendileri de o yaşa gelince bir sonraki kuşak onlara bakım sorumluluğunu üstlenecek ekonomik ve sosyal durumda olmayacaktır.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika