6 Kasım 2026, Cuma
Haber

COP Süreçleri ve İktidarın Ormansızlaşma Karnesi Masada

🔴 FLAŞ HABER

ANTALYA — Birleşmiş Milletler 31. İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, Türkiye’nin uluslararası alanda imzaladığı iklim taahhütlerine rağmen ormansızlaşma politikalarındaki karnesi sertlukle eleştiriliyor. Sanayi Devrimi’nden bu yana insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 32’si ormansızlaşma ve arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanırken, iktidarın rant odaklı büyüme stratejileri orman varlıklarını tehlikeye atıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Antalya’da 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler 31. İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesi ormansızlaşma tartışmaları zirvede.
  • Türkiye, 2021 yılında Glasgow’da düzenlenen COP26’da imzaladığı Orman ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Bildirisi ile 2030’a kadar ormansızlaşmayı durdurma taahhüdünde bulundu.
  • Sanayi Devrimi’nden sonra küresel sera gazı salımlarının yüzde 32’si ormansızlaşma ve arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanıyor.
  • Uzmanlar, 2008 sonrasında Türkiye ekonomisinin inşaat ve ranta odaklanan büyüme ekseni nedeniyle iktidarın ormansızlaşmayı artıran kararlar aldığını vurguluyor.

Küresel İklim Zirvelerinde Ormansızlaşma Süreci: COP11’den COP26’ya

Önceki yazımda 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da yapılacak olan Birleşmiş Milletler 31. İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde şirketlerin yeşil yıkama konusundaki becerilerini yazmıştım. Peki yeşil yıkama konusunda becerisi şirketlerden eksik olmayan AKP iktidarının ormansızlaşma karnesi ne durumda? Sanayi Devrimi’nden sonra insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 32’si ormansızlaşma ve arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle ormansızlaşmanın neden olduğu salımların azaltılması ilk kez 2005’te Montreal’deki COP11 toplantısında gündeme getirildi. 2007 yılında Bali’deki COP13’te de orman bozulması ve ormansızlaşmadan kaynaklanan emisyonların azaltılmasının (REDD) zorunlu olduğu rapor edildi. 2008’de Poznan’daki COP14’te bu sürece ormanların koruyucu rolü, ormanların sürdürülebilir yönetimi ve orman karbon stoklarının korunması ve arttırılması dahil edilerek REDD+ süreci başlatıldı. 2015’te imzalanan Paris Anlaşması’nda ormansızlaşma ve ormanların tahribatı kaynaklı emisyonların azaltılması, karbon yutak alanı olan ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetilmesi konusundaki önlemler öncelikli hedefler arasına alındı.

Glasgow Bildirisi ve Türkiye’nin Yerine Getirilmeyen Taahhütleri

2021’de Glasgow’daki COP26’da da iklim kriziyle ormanların ilişkisini vurgulayan önemli kararlar doğrultusunda 141 ülkenin imzaladığı Orman ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Bildirisi’nde; 2030’a kadar ormansızlaşma ve orman bozulmasının durdurulması ve bu durumun tersine çevrilmesi taahhüt edilerek, sürdürülebilir arazi kullanımı ile ormanların ve diğer karasal ekosistemlerin korunması, koruma, sürdürülebilir yönetim ve restorasyon konusundaki sorumlulukların devletler tarafından üstlenilmesi vaat edildi. Türkiye de Glasgow Bildiri’ne imza atarak 2030’a kadar ormansızlaşma ve orman bozulmasının durdurulması ve bu durumun tersine çevrilmesi taahhüdünde bulundu. Fakat iktidar aradan geçen 5 yılda bu konuda bir gayret göstermediği gibi ormansızlaşmayı daha da artıran birçok karar ve uygulamanın aktörü oldu. Türkiye ekonomisinin büyüme ekseni özellikle 2008 sonrası neredeyse tamamen inşaat ve ranta odaklandı. Korumadan çok kalkınma odaklı sürdürülen ormancılık politikaları neden olmaya devam ediyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde uluslararası toplumun gözü Türkiye’nin iklim ve ormancılık politikalarındaki çelişkilerde. Uzmanlar, imzalanan küresel bildirilere rağmen iktidarın ranta dayalı uygulamalarının devam etmesinin Türkiye’nin ekosistemine ve uluslararası taahhütlerine ağır bir darbe vurduğunu, politikalarda acil bir dönüşüm şart olduğunu belirtiyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın