İSTANBUL — CHP’li belediyelere yönelik gerçekleştirilen tartışmalı operasyonların 2. yıl dönümünde, Esenyurt Belediyesi’ne 30 Ekim 2024 tarihinde şafak vakti düzenlenen baskının detayları kamuoyuyla paylaşıldı. Görevden uzaklaştırılan ve hakkında açılan davalar ile tahliye süreçlerine rağmen görevine iade edilmeyen eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, o gece yaşananları tüm çıplaklığıyla anlattı.
- 30 Ekim 2024 şafak vakti onlarca polisin evini kuşattığını belirten Ahmet Özer, eşinin kendisini uyandırmasına dahi izin verilmeden gözaltına alındığını açıkladı.
- Operasyondan bir gün önce, 29 Ekim 2024’te İstanbul Valiliği resepsiyonuna katıldığını ve ardından Esenyurt Meydanı’nda ‘Adlarımız farklı olsa da soyadlarımız Türkiye’ temalı bir konuşma yaptığını vurguladı.
- Henüz hâkim karşısına bile çıkmadan Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atandığı yönünde haberlerin servis edildiğini, sürecin ‘Ver belediyeyi, gir içeriye’ mantığıyla işletildiğini savundu.
- Akademik geçmişine, yazdığı 40’ın üzerinde kitaba, yetiştirdiği 40 bin öğrenciye ve Devlet Planlama Teşkilatı ile Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndaki çalışmalarına dikkat çekti.
30 Ekim 2024 Şafak Operasyonunun Perde Arkası
CHP’li belediyelere yönelik operasyonların yıl dönümünde yaşananlar hafızalardaki yerini korurken, Esenyurt Belediyesi’nin eski başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024 tarihinde sabaha karşı evine düzenlenen şafak baskınının detaylarını ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde aktardı. Yaşanan süreci adım adım anlatan Özer, olaydan hemen önceki günün tablosunu çizdi. 29 Ekim 2024 tarihinde İstanbul Valiliği’nin düzenlediği resmi resepsiyona katıldığını belirten Özer, oradan ayrılarak Esenyurt Meydanı’na geçtiğini ve burada yüzlerce vatandaşla bir araya gelerek Cumhuriyet Bayramı’nı kutladığını ifade etti. Meydandaki konuşmasının ana temasının birlik ve beraberlik olduğunu vurgulayan Özer, “Adlarımız farklı olsa da soyadlarımız Türkiye” diyerek kardeşlik vurgusu yaptığını hatırlattı.
Bu coşkulu kutlamaların ardından evine geçerek dinlenmeye çekildiğini belirten Özer, o geceyi şu çarpıcı sözlerle anlattı: “O görüşmeden sonra gece eve gittim, yattım. Sabaha karşı, belki daha sabah olmamıştı, şafak sökmemişti. Onlarca polis evimin etrafını kuşattılar. Eşimin yukarı çıkıp beni uyandırmasına izin vermeden beni alıp götürdüler.” Bu ani ve sert müdahalenin ardından hukuki süreçten ziyade siyasi bir operasyonla karşı karşıya kaldığını öne süren Özer, gözaltı anından itibaren hak ihlallerine maruz kaldığını dile getirdi.
Hâkim Karşısına Çıkmadan Kayyum Ataması Yapıldı İddiası
Gözaltı sürecinin hızla tırmandığını ve hukuki teamüllerin dışına çıkıldığını savunan Ahmet Özer, henüz mahkeme salonuna adım atmadan belediyeye kayyum atandığını öğrendiğini söyledi. Yaşanan bu durumun adalete olan güveni sarstığını belirten Özer, “Ben daha hâkim sorgusuna çıkmadan Esenyurt’a kayyum atandığı yönünde haberler geldi. Sonra beni tutukladılar. Silivri zindanına gönderdiler. Adeta ‘Ver belediyeyi, gir içeriye, suçun ne olduğuna sonra bakarız’ dediler ve o süreç böyle başladı” diyerek sürecin hukuki bir soruşturmadan ziyade bir tasfiye operasyonu olduğunu iddia etti.
Kendisinin sadece bir yerel yönetici değil, aynı zamanda onlarca yıllık bir akademisyen ve bürokrat olduğuna dikkat çeken Özer, geçmişteki devlet ve bilim hizmetlerini de hatırlattı. Bugüne kadar 40’ın üzerinde kitap yazdığını, 40 binin üzerinde öğrenci yetiştirdiğini belirten Özer, özellikle barış, demokrasi ve toplumsal uzlaşı konularında uzun yıllar kritik akademik ve idari görevlerde bulunduğunu vurguladı. Üniversite bünyesinde bölüm başkanlığından rektörlüğe kadar her kademede görev aldığını, genel sekreterlik yaptığını, GAP master plan çalışmalarına katıldığını ve Devlet Planlama Teşkilatı bünyesindeki Yerel Yönetimler Özel İhtisas Komisyonu’nda aktif rol üstlendiğini ifade etti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Parlamento bünyesinde kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na davet edildiğini ve çözüm süreci döneminde de mecliste ve ilgili platformlarda sunumlar yaptığını belirten Ahmet Özer, tüm bu kariyeri boyunca hep barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten yana bir duruş sergilediğinin altını çizdi. Tahliye kararına rağmen görevine iade edilmeyen ve hukuki mücadelesini sürdüren eski başkanın açıklamaları, operasyonun yıl dönümünde siyaset kulislerinde geniş yankı uyandırırken, önümüzdeki günlerde yaşanacak hukuki gelişmeler ve yerel yönetim üzerindeki tartışmaların hız kesmeden devam etmesi bekleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika