İSTANBUL — Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) yayımladığı ‘2026 Yaşayan Gezegen Raporu’, küresel gıda sisteminin hem insan sağlığı hem de doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sererken, dünya genelinde 673 milyondan fazla insanın yetersiz beslendiğini, 1 milyardan fazla insanın ise obeziteyle yaşadığını ortaya koydu.
- Dünya genelinde 673 milyondan fazla insan yetersiz beslenirken, 1 milyardan fazla kişi obeziteyle mücadele ediyor.
- Mevcut tarım faaliyetleri, yaşam alanlarının kaybı ve biyolojik çeşitlilikteki azalmanın başlıca nedeni olarak gösteriliyor.
- Çevreye zarar veren tarım sübvansiyonlarına küresel ölçekte yılda yaklaşık 470 milyar dolar ayrılıyor.
- Gıda sistemindeki dönüşümün; üretimden tüketim alışkanlıklarına, israfın azaltılmasından küçük çiftçilerin desteklenmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsaması gerekiyor.
Ne Oldu? WWF 2026 Yaşayan Gezegen Raporu Ne Söylüyor?
Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) ‘Umut Bilimi’ başlıklı ‘2026 Yaşayan Gezegen Raporu’, küresel çapta büyük yankı uyandırdı. Raporda, mevcut gıda sisteminin hem doğa hem de insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri derinlemesine değerlendirildi. Gıda üretimi ve tüketiminin, biyolojik çeşitlilik kaybına yol açan başlıca etkenlerden biri olduğu açıkça belirtilirken, aynı sistemin insanların yeterli ve sağlıklı beslenmesini sağlamakta da tamamen yetersiz kaldığı kaydedildi.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, dünyadaki beslenme dengesizliğinin ulaştığı boyutlar oldu. Dünya genelinde 673 milyondan fazla insanın yetersiz beslendiği vurgulanırken, tam zıt kutupta ise 1 milyardan fazla insanın obeziteyle yaşadığı bilgisine yer verildi. Raporda, tarımın tek başına yaşam alanlarının kaybı ve tahribatının en büyük nedeni, biyolojik çeşitlilikteki azalmanın da başlıca etkeni olduğu ifade edildi. Gıda ve tarım sisteminin doğal kaynakların aşırı kullanımında önemli rol oynadığı, aynı zamanda küresel sera gazı emisyonlarının da başlıca kaynaklarından birini oluşturduğu açıklandı. Bu durum, mevcut gıda sisteminin beslenmeyle ilişkili kronik hastalıkların ve sağlık sorunlarının yaygınlaşmasına doğrudan yol açtığını bir kez daha kanıtladı.
Neden Şimdi? Gıda Sisteminde Acil Dönüşüm Neyi Hedefliyor?
Gıda sistemindeki mevcut aksaklıkların artık sürdürülemez bir noktaya gelmesi, kapsamlı ve acil bir dönüşümü zorunlu kılıyor. WWF raporunda, bu dönüşümün sadece üretimle sınırlı kalmayıp tüketim alışkanlıklarına kadar uzanması gerektiği önemle belirtiliyor. Doğa üzerinde olumlu etki yaratan üretim biçimlerinin yaygınlaştırılması, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme biçimlerinin küresel düzeyde desteklenmesi ve gıda kaybı ile israfının en aza indirilmesi, atılması gereken öncelikli adımlar arasında gösteriliyor.
Sistemsel değişimin finansal ayağında ise çok çarpıcı rakamlar yer alıyor. Çevreye doğrudan zarar veren tarım sübvansiyonlarına küresel ölçekte yılda yaklaşık 470 milyar dolar gibi devasa bir kaynağın ayrıldığı belirtilen raporda, bu fonların bir bölümünün sürdürülebilir tarım faaliyetlerine ve doğa dostu projelere yönlendirilmesinin dönüşüm sürecini hızlandırabileceği kaydediliyor. Ayrıca, ekosistemleri koruyan yöntemlerle üretilen gıdaya istikrarlı bir talep yaratılması amacıyla kamu alımlarının yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Doğa üzerinde olumlu etki yaratan uygulamalara geçen çiftçilerin finansmana, nitelikli teknik desteğe ve ürünlerini en adil şekilde satabilecekleri pazarlara erişmesinin de hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte, gıda sisteminin dönüşümünde maliyetlerin ve elde edilecek faydaların adil bir şekilde paylaşılması büyük bir beklenti olarak öne çıkıyor. Uzmanlar ve hazırlanan raporlar, küçük ölçekli çiftçilerin ve gıda fiyatlarındaki olası dalgalanmalardan/artışlardan ilk etkilenecek dar gelirli hanelerin karar alma süreçlerinde mutlaka söz sahibi olması gerektiğini savunuyor. Küresel gıda güvenliği ve ekosistemin geleceği için atılacak bu adımların, uluslararası toplumun ortak politikalarıyla şekillenmesi bekleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika