İSTANBUL — Gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1127’nci haftasında 1995 yılında Mardin’in Dargeçit (Kerboran) ilçesinde asker ve korucular tarafından gözaltına alınıp katledilen 3’ü çocuk 7 kişinin akıbetini sordu.
- Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı’ndaki eylemlerinin 1127’nci haftasını geride bıraktı.
- 1995 yılında Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde ev baskınlarıyla gözaltına alınan 3’ü çocuk toplam 7 kişinin akıbeti talep edildi.
- Eyleme çok sayıda kayıp yakını ve hak savunucusu katılarak karanfiller ve kayıpların fotoğraflarını taşıdı.
- Davut Altunkaynak (12), Seyhan Doğan (13), Nedim Akyön (16) dahil olmak üzere yaşamını yitirenlerin faillerinin adalete teslim edilmesi istendi.
Kerboran’da Ne Oldu? 1995 Yılındaki Kayıpların Hikayesi
Türkiye’nin insan hakları mücadelesinde sembol haline gelen Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarını kararlılıkla sürdürüyor. Eylemlerinin 1127’ncisini İstanbul Beyoğlu’nda bulunan tarihi Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştiren kayıp yakınları ve hak savunucuları, 1995 yılında Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde yaşanan karanlık olayları bir kez daha gündeme taşıdı. Yapılan açıklamalar ve paylaşılan bilgilere göre, söz konusu dönemde asker ve korucular tarafından gerçekleştirilen ev baskınlarında aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda insan gözaltına alındı. Gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan ve ardından katledildikleri ortaya çıkan kişilerin akıbeti, aradan geçen on yıllara rağmen aydınlatılmayı bekliyor. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen eylemciler, kayıpların fotoğrafları ile birlikte kırmızı karanfiller taşıyarak devlet yetkililerinden etkili bir soruşturma ve adalet talep etti.
Katledilen ve Kaybettirilen 7 Kişi Kimdir?
1995 yılında Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra katledilenlerin kimlikleri, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardan silinmedi. Cumartesi Anneleri’nin 1127’nci hafta eyleminde adalet aranan isimler arasında en çok dikkat çekenler, olay tarihinde henüz çocuk yaşta olan kurbanlardı. Asker ve korucular tarafından ev baskınlarıyla gözaltına alınan ve sonrasında acı akıbetleriyle karşılaşılan 7 kişinin isimleri ve yaşları şu şekildedir: Davut Altunkaynak (12), Seyhan Doğan (13), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21) ve Süleyman Seyhan (57). Bu isimlerin her biri, Türkiye’nin yakın siyasi ve hukuki tarihinde gözaltında kayıplar politikasının en acı örnekleri arasında yer alıyor. Hak savunucuları, bu kişilerin maruz kaldığı ağır hak ihlallerinin üzerindeki perdenin aralanması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğinin altını çiziyor.
Cumartesi Anneleri Eylemleri Neden Sürdürülüyor?
Türkiye’de gözaltında kaybetme olgusuyla mücadelenin en uzun soluklu sivil itaatsizlik ve adalet eylemi olan Cumartesi Anneleri buluşmaları, yıllardır kesintisiz bir hafıza ve hakikat mekanı olma özelliği taşıyor. Galatasaray Meydanı’nda her hafta düzenlenen bu buluşmalar, yalnızca geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerini hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekte benzer ihlallerin yaşanmasını önleyecek güçlü bir toplumsal denetim mekanizması işlevi görüyor. 1127 haftadır süren bu kararlı duruş, hukukun üstünlüğü, adalet mekanizmalarının işletilmesi ve geçmişle yüzleşme süreçlerinin tamamlanması adına hayati bir önem arz ediyor. Hak savunucuları ve kayıp yakınları, devlet güçlerince gerçekleştirilen bu tür fiillerin zamana aşımına uğratılamayacağını ve faillerin yargılanmasının evrensel hukuk ilkelerinin bir gereği olduğunu yineliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Cumartesi Anneleri’nin 1127 haftadır sürdürdüğü adalet mücadelesi, Kerboran’da katledilen 3’ü çocuk 7 kişinin dosyasında somutlaşan cezasızlık kültürüyle mücadelenin en net göstergesidir. Sonraki süreçte kayıp yakınlarının ve hukuk örgütlerinin temel beklentisi, ulusal ve uluslararası yargı mercilerinin etkin soruşturma yükümlülüklerini yerine getirmesi, zamana aşımı engellerinin kaldırılması ve gözaltında kaybetme suçlarının insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilerek faillerin hak ettikleri cezaları almasıdır.
Kaynak: ANF Türkçe