İSTANBUL — 31 Ekim 2026 haftasında Türkiye, derinleşen ekonomik krizin ve önlemi alınmayan ihmaller zincirinin acı sonuçlarıyla sarsıldı. Antalya’da hortum felaketinde 4 işçi yaşamını yitirirken, açlık sınırı 38 bin 24 liraya, yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 liraya yükseldi. Milyonlarca öğrencinin beslenme hakkı bütçe tartışmalarının odağında yer alırken, 60 milyon yıllık peribacaları insan eliyle hızlandırılan tahribat sonucu çöktü.
- Antalya’da çıkan hortumda konteynerde kalan 4 işçi yaşamını yitirdi, 26 Ekim uyarısı dikkate alınmadı.
- Açlık sınırı 38 bin 24 lira, yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 lira olarak kayıtlara geçti.
- 60 milyon yıldır ayakta duran Kapadokya’daki peribacaları, bölgedeki yoğun araç sirkülasyonu ve yol çalışmaları nedeniyle çöktü.
- 15 milyon öğrencinin tamamına 180 gün boyunca bir öğün yemek sağlamanın maliyeti bütçenin yalnızca yüzde 1.36’sını oluşturuyor.
Ekonomik Çıkmaz ve Eğitime Bütçe Engeli
Türkiye’de hayat pahalılığı ve ekonomik daralma her geçen gün derinleşmeye devam ediyor. Son açıklanan verilere göre, ülkedeki açlık sınırı 38 bin 24 lira gibi yüksek bir rakama ulaşırken, yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 lira sınırını aştı. Geniş halk kesimleri bu ekonomik yük altında ezilirken, sosyal devlet politikalarının hayata geçirilmesi konusundaki eksiklikler de tartışma yaratıyor. Bu kapsamda en çok dile getirilen konulardan biri olan çocukların beslenme hakkı, çarpıcı bir veriyle bir kez daha gündeme geldi. Ülke genelindeki 15 milyon öğrencinin tamamına, bir eğitim öğretim yılı boyunca yani 180 gün süresince düzenli olarak bir öğün yemek sağlamanın maliyetinin, devlet bütçesinin yalnızca yüzde 1.36’sına denk geldiği hesaplandı. Buna rağmen milyonlarca çocuğun okulda açlıkla mücadele etmesi, bütçe önceliklerinin kamu yararı doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Kapadokya’da Tarihi Yıkım: Afet Değil İhmal
Doğal ve tarihi zenginlikleriyle bilinen Kapadokya bölgesinde, milyonlarca yıllık miras göz göre göre yok oluyor. Tam 60 milyon yıldır ayakta duran ve UNESCO’nun koruması altındaki peribacalarından bazıları, henüz iki gün önce yaşanan olayla çöktü. Yaşanan bu facianın bir ‘kaderin cilvesi’ olmadığı, yapılan incelemeler ve uzman görüşleriyle netlik kazandı. Çünkü birkaç sene önce Kapadokya’da peribacaları ve tarihi manastırların hemen dibinden yol geçirilmişti. Her ne kadar yıkımın nedeni tam olarak resmi raporlarla henüz kesinleştirilememiş olsa da, göçüşte bölgedeki yoğun araç sirkülasyonunun yarattığı sürekli titreşim ilk ve en kuvvetli şüpheli olarak öne çıkıyor. Anlayacağınız üzere peribacaları her ne kadar doğal unsurlar olsalar da, yaşanan bu son yıkım bir doğal afet değil, insan eliyle yaratılan bir tahribatın sonucu olarak kayıtlara geçti.
İhmaller Zinciri ve Önlenemeyen Facialar
Ülke genelinde son haftalarda en basit hava olaylarından biri olan yağmur bile, gerekli altyapı ve denetim eksiklikleri nedeniyle memleketin dört yanında büyük facialarla sonuçlanıyor. Bu tehlikeli tablonun son örneği Antalya’da yaşandı. Bu hafta Antalya’da etkili olan ve önceden sinyalleri verilen hortum felaketinde, konteynerde barınmak zorunda kalan 4 işçi yaşamını yitirdi. Üstelik bu felaket göz göre göre geldi; zira meteorolojik olarak 26 Ekim tarihi için uyarılar da yapılmıştı. Ancak daha önce de orman yangınlarıyla ve çeşitli felaketlerle anılan güvensiz konteynerler, bu kez işçilere mezar oldu. Yaşanan bu trajik olay, Türkiye’deki iş güvenliği ve denetim mekanizmalarındaki kronik zaafları bir kez daha gözler önüne serdi. Kamusal alanlarda ve çalışma sahalarında yaşanan güvenlik krizleri, tıpkı sekiz yıl önce Çorlu’da yaşanan ve beş bekçi yerine yalnızca bir görevli bekçinin bırakıldığı, bakım ihalelerinin iptal edildiği tren faciasında olduğu gibi, önlemlerin alınmadığı her an yeni kayıpların kapıda olduğunu hatırlatıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Bu hafta yaşanan trajik olaylar, ekonomik krizden doğa tahribatına ve iş cinayetlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede yapısal sorunların acilen çözülmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Hem peribacalarının korunması hem işçi sağlığı ve güvenliğinin artırılması hem de çocukların eğitime erişimdeki beslenme haklarının güvence altına alınması adına kamu otoritelerinin ve ilgili bakanlıkların daha etkin denetimler ve kalıcı politikalar hayata geçirmesi bekleniyor.
Kaynak: Evrensel