İSTANBUL — Modern astrofiziğin en büyük gizemlerinden biri olan evrenin ivmeli genişlemesi hakkında, Kalifornia Üniversitesi (UC Davis) öncülüğünde yürütülen ve Proceedings of the Royal Society A dergisinde yayımlanan ezber bozan bir araştırma, yaklaşık otuz yıldır kabul edilen ‘karanlık enerji’ varsayımını ve standart kozmoloji modelini (Lambda-CDM) büyük bir sorgulamanın hedefi haline getirdi.
- UC Davis bilim insanları, standart kozmoloji modelinde (Lambda-CDM) temel bir matematiksel kararsızlık tespit etti.
- Araştırma, evrenin ivmelenerek genişlemesinin gizemli bir karanlık enerjiye değil, Einstein’ın denklemlerinin doğal sonucuna dayandığını kanıtlıyor.
- Prof. Blake Temple, mevcut genişleme modellerini sivri ucu üzerinde duran kararsız bir kurşun kaleme benzetti.
- Einstein-Euler denklemleri kullanılarak yapılan modelleme, erken evrendeki şok dalgalarının kozmik ivmelenmeyi ürettiğini gösterdi.
Standart Modelde Matematiksel Kararsızlık ve Karanlık Enerji Tartışması
Modern kozmolojinin yaklaşık otuz yıldır kabul ettiği ve evrenin Büyük Patlama’dan bu yana geçirdiği evrimi açıklamak için başvurduğu ‘karanlık enerji’ varsayımı, matematikçilerin yayımladığı yeni ve kapsamlı bir analizle birlikte tarihin en büyük sorgulama süreçlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Kalifornia Üniversitesi, Davis (UC Davis) bünyesinde çalışmalarını sürdüren uzman bilim insanları, evrenin hızlanarak genişlemesini açıklamak üzere tasarlanan standart kozmoloji modelinde (Lambda-CDM) temel bir matematiksel kararsızlık saptadı. Gerçekleştirilen bu kritik araştırma, evrenin ivmelenmesini açıklamak için uzay boşluğunu kaplayan gizemli ve doğası bilinmeyen bir karanlık enerji türüne aslında hiçbir ihtiyaç bulunmadığını gözler önüne seriyor. Aksine bu durumun, Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının doğrudan ve doğal bir sonucu olarak ortaya çıktığı net bir şekilde kanıtlanmış durumda. Prestijli akademik dergilerden Proceedings of the Royal Society A içerisinde yayımlanan bu çalışmanın sorumlu yazarı Prof. Blake Temple, mevcut genişleme modellerinin kâğıt üzerinde son derece kusursuz ve tutarlı göründüğünü, ancak ne yazık ki fiziksel doğada hiçbir karşılığı bulunmayan ‘kararsız çözümler’ sunduğunu ısrarla vurguladı. Mevcut teorik durumu çarpıcı bir benzetmeyle açıklayan Prof. Temple, sistemi sivri ucu üzerinde dengede durmaya çalışan bir kurşun kaleme benzeterek, tüm kuvvetler kâğıt üzerinde dengede görünse dahi en ufak ve harici bir dış etkiyle bu kırılgan yapının anında çökeceğine dikkat çekti.
Friedmann Uzay-Zaman Hesaplamaları ve Einstein-Euler Denklemleri
Uluslararası alanda yankı uyandıran araştırmada, bilim insanları geleneksel ve klasik modellerin temelini oluşturan Friedmann uzay-zaman hesaplamalarının, Büyük Patlama bağlamı ele alındığında hem küçük ölçeklerde hem de büyük ölçeklerde son derece kararsız bir yapı sergilediğini ortaya koydu. Temel fizik kurallarına göre kararsız sistemlerin doğada kalıcı olarak gözlemlenebilmesi veya varlığını sürdürmesi imkansızdır. Bu gerçeğe dikkat çeken araştırmacılar, evrenin ivmelenerek genişlemesinin arkasındaki itici gücün gizemli ve hayali bir enerji türünden kaynaklanmadığını, aksine bu teorik ve matematiksel kararsızlığın kendi içindeki doğal evriminden türediğini açıkça belirtti. Bu devrimsel süreci netleştirmek için yola çıkan araştırma ekibi, Albert Einstein’ın zamansız genel görelilik kuramını modern akışkanlar dinamiği ile harmanlayan ‘Einstein-Euler denklemlerini’ ustalıkla kullanarak erken evrendeki radyasyon ve madde hakimiyeti dönemlerini en baştan yeniden modelledi. Bilgisayar destekli ve ileri matematiksel yöntemlerle yapılan detaylı hesaplamalar, Büyük Patlama sırasındaki devasa şok dalgalarının ve merkezden uzaklaştıkça artış gösteren radyal bozulmaların kozmik ivmelenmeyi tamamen kendiliğinden, dışarıdan ekstra bir enerji girdisine ihtiyaç duymadan ürettiğini açıkça gözler önüne serdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Elde edilen bu çığır açıcı bulgular, 1990’lardan bu yana gökbilimcilerin ve kozmologların evrenin hızlanan genişlemesini rasyonelleştirmek için sığındığı ‘karanlık enerji’ kavramının fiziki açıdan tamamen gereksiz olabileceğine işaret ediyor. Uzay ve evrenbilim camiasında kafaları karıştıran ve yeni teorik tartışmaların fitilini ateşleyen bu çalışmanın ardından, önümüzdeki süreçte uluslararası akademik çevrelerin standart kozmoloji modelini yeniden masaya yatırması ve gözlem verilerini bu yeni matematiksel çerçeve doğrultusunda yeniden yorumlaması bekleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika