İran cezaevlerinde idam ve baskı politikalarına karşı direniş, açlık grevleri ve ortak eylemlerle sürüyor. Siyasi tutsaklar, dayanışmayı büyüterek seslerini duvarların ötesine taşıyor.
- İran cezaevlerinde idam ve baskı politikalarına karşı direniş, açlık grevleri ve…
- Şengal’den Rojava’ya, DAİŞ’e karşı yürütülen Kobanê direnişinde yaralanan Doğu K…
- 1985 yılında Rojhilatê Kurdistan’ın Sinê kentinde doğan Werîşe’nin yolu, Şengal …
Detaylar ve Resmi Açıklamalar
İran cezaevlerinde idam ve baskı politikalarına karşı direniş, açlık grevleri ve ortak eylemlerle sürüyor. Siyasi tutsaklar, dayanışmayı büyüterek seslerini duvarların ötesine taşıyor.
Şengal’den Rojava’ya, DAİŞ’e karşı yürütülen Kobanê direnişinde yaralanan Doğu Kürdistan Özgür Kadınlar Topluluğu (KJAR) üyesi Werîşe Muradî, Evin Cezaevi’nde ikinci kez idam tehdidiyle karşı karşıya. Mahkemeyi tanımayan ve hakkında verilen idam kararını kabul etmeyen Werîşe Muradî, cezaevindeki hak ihlallerine karşı direnişini sürdürüyor. Ailesi ve avukatlarıyla görüşmesinin engellenmesi ve tedaviye erişiminin kısıtlanması, İran rejiminin siyasi tutsaklara yönelik baskısının boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
1985 yılında Rojhilatê Kurdistan’ın Sinê kentinde doğan Werîşe’nin yolu, Şengal ve Rojava’daki direnişten Rojhilat’a uzandı. Kadınların örgütlenmesi ve özgürlük mücadelesi alanındaki çalışmalarını sürdüren Werîşe, 1 Ağustos 2023’te İran istihbaratı tarafından kaçırılarak tutuklandı. Uzun sorgulamaların yanı sıra fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz bırakılan Werîşe, daha sonra Evin Cezaevi’ne nakledildi.
Tahran Devrim Mahkemesi 15. Şubesi, Kasım 2024’te Werîşe hakkında ilk idam kararını verdi. Yüksek Mahkeme, soruşturmadaki eksiklikler ve usul ihlalleri nedeniyle bu kararı 10 Aralık 2025’te bozdu. Ancak aynı mahkeme, eksiklikleri gidermeden ve ek soruşturma yapmadan 14 Ekim 2026’da yeniden idam cezası verdi. Avukatlarına bildirilen karara karşı 20 günlük itiraz süresi tanındı. KJAR kaynaklarından edinilen bilgilere göre avukatları, suçlamalara ve idam cezasına karşı Yüksek Mahkeme’ye hukuki başvuruda bulundu. Mahkeme, Werîşe’ye “örgüt üyeliği” ve “devlete karşı isyan” suçlamalarıyla idam cezası verdi.
Avukatları, Werîşe’nin tutuklanmasından bu yana yaptıkları savunmada, mücadelenin DAİŞ’e karşı verildiğine dikkat çekti. “Kobanê’de savaştım çünkü insanlığı savunmak, DAİŞ terörizmi ve aşırıcılığına karşı durmak gerekiyordu” diyen Werîşe, 20 Eylül 2026’daki duruşmaya mahkemenin meşruiyetini tanımadığını belirterek katılmamıştı.
Werîşe, dışarıda DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadeleyi cezaevinde de İran rejimine karşı sürdürüyor. Cezaevindeki hak ihlallerine karşı düzenlenen eylemlere destek verdiği için birçok kez cezalandırılan Werîşe’nin tıbbi tedavi hakkı da engelleniyor.
Tutuklandığı günden bu yana sağlık sorunları yaşayan Werîşe, doktorların sevk kararlarına rağmen mahkeme ve cezaevi yönetiminin engellemeleri nedeniyle sağlık hizmetlerine erişemiyor. Bel ve boyun fıtığı ile sindirim sistemi rahatsızlıkları, süregelen hak ihlalleri nedeniyle daha da ağırlaşıyor. Daha önce Zeynep Celaliyan’a yönelik uygulanan baskıların benzerleri bugün Werîşe’ye de uygulanıyor.
2008 yılından bu yana tutuklu bulunan ve idam cezası müebbet hapse çevrilen Zeynep Celaliyan’ın yıllardır devam eden görme kaybı, kadın hastalıkları ve tedavi hakkının engellenmesi, aynı baskı politikasının sürdüğünü gösteriyor. Tedaviye erişimin engellenmesi, aile bağlarının koparılması ve uzun süreli tutukluluk, siyasi tutsakların yaşam hakkını hedef alan bütünlüklü saldırıların bir parçasını oluşturuyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelişmeler kamuoyu ile paylaşılmaya devam edecek.
Kaynak: ANF Türkçe