8 Kasım 2026, Pazar
Haber

Saltanat 104 Yıl Önce Tarihe Gömüldü: Bir Rejim Değişikliğinden Fazlası

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Milli Mücadele’nin Cumhuriyet ile taçlanmasının en kritik eşiklerinden biri olan saltanatın kaldırılışının üzerinden tam 104 yıl geçerken, tarihsel süreçte ulusal egemenliğin kurumsallaşması ve kul statüsünden asli vatandaşlığa geçişin dönüm noktası tüm yönleriyle bir kez daha masaya yatırılıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 1 Kasım 1922 tarihli ve 308 numaralı kararı ile monarşik yapının tasfiye edilmesi, sadece bir rejim değişikliği olarak kalmamış, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik idare yapısının temel omurgasını oluşturan en cesur devrimci adım olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • TBMM’nin 1 Kasım 1922 tarihli ve 308 numaralı kararı ile saltanat resmen kaldırıldı.
  • Padişah Vahdettin, yaşamına ve özgürlüğüne tehdit olduğu gerekçesiyle İngiliz zırhlısı HMS Malaya ile ülkeyi terk etti.
  • Tarihçi Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı, bu adımı ‘kul’ statüsünden ‘asli ve irade sahibi vatandaş’ statüsüne geçişin miladı olarak nitelendirdi.
  • Devlet yönetimindeki ikiliğin giderilmesiyle Lozan Barış Konferansı öncesi diplomatik güç tamamen TBMM’nin eline geçti.

Kul Statüsünden Asli Vatandaşlığa: 1 Kasım 1922’nin Tarihsel Anlamı

Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından Cumhuriyetle taçlanmasının en kritik eşiklerinden birisi, bundan 104 yıl önce aşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1922 tarihli ve 308 numaralı kararı ile saltanat kaldırıldı. Böylece egemenliğin ulusa geçmesi açısından son derece kritik ve geri dönülemez bir adım atıldı. Bu tarihi yasa sonrasında, son Padişah Vahdettin, “yaşamına ve özgürlüğüne tehdit” olduğunu gerekçe göstererek İngiliz zırhlısı HMS Malaya ile İngiltere’ye sığındı. Bu olay, yüzyıllardır süregelen hanedan idaresinin fiilen de son bulduğunun en somut göstergesi oldu. Konuyu değerlendiren Tarihçi Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı, saltanatın kaldırılmasını “bir milletin saltanattan gelen ‘kul’ statüsünden, Cumhuriyetin ‘asli ve irade sahibi vatandaş’ statüsüne geçişinin en keskin miladı” olarak tanımladı. Elmacı, “En önemli kırılma ise; egemenliğin ‘kayıtsız şartsız bir hanedana, tek bir kişinin şahsına’ ait olduğu Osmanlı İmparatorluğu’ndan; egemenlik ‘kayıtsız şartsız millete’ ait olduğu hukuki ve fiili gerçekliğe dönüştü” ifadeleriyle bu değişimin derinliğini gözler önüne serdi.

Devlet Yönetiminde ‘İkilik’ Tehdidinin Bertaraf Edilmesi ve Lozan Süreci

Saltanatın kaldırılması hamlesi, sadece toplumsal ve siyasi bir dönüşüm sağlamakla kalmadı; aynı zamanda o süreçte devlet yönetiminde var olan “İkilik” tehdidini de kökten bertaraf etti. Gücün hukuki olarak; Kurtuluş Savaşı’nın en kritik döneminde İstanbul’da işgal güçlerinin etkisi altında varlığını sürdüren Osmanlı Hükümetinden, Ankara’da halkı temsil eden TBMM’ye geçmesi stratejik bir üstünlük sağladı. Tarihçi Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı, bu hususa dikkat çekerek, ”Bu ikiliğin kaldırılmış olması da özellikle Lozan Barış Konferansı öncesi diplomatik gücün de TBMM eline geçmesini sağlamıştır” tespitinde bulundu. Bu hamle sayesinde dış politikada ve uluslararası masada Türkiye’yi temsil etme yetkisinin yalnızca milleti temsil eden Meclis’te olduğu tescillendi. 104 yıl önce atılan bu devrimci adımın en önemli yansımasının ulus egemenliğinin kurumsallaşması olduğunu belirten Elmacı, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik idare yapısının temel omurgasını millet iradesi oluşturuyorsa, bu temel 104 yıl önce atılan bu cesur adımla atılmıştır” değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın