8 Kasım 2026, Pazar
Haber

Fütursuz Katiller ve Kadın Cinayetleriyle Mücadelenin Anatomisi

📰 KAPSAMLI RAPOR

İSTANBUL — Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ve önlenmesi için kurumsal, toplumsal ve ailevi pek çok dinamikle eş zamanlı mücadele gerektiren kadın cinayetleri olgusu, sadece uzaklaştırma kararları veya ağır cezalarla çözülemeyecek derinlikte bir kriz olarak karşımızda duruyor. Devletin ve yargının tüm önlemlerine rağmen sokak ortasında işlenen vahşi cinayetler, mevcut mekanizmaların etkinliği ve elektronik takip sistemlerinin yetersizliği tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Kadın cinayetlerini önlemede sadece uzaklaştırma kararları veya ağır cezalar yeterli görülmüyor; ailevi ve toplumsal koşullarla da mücadele edilmesi gerekiyor.
  • Uzmanlar, kural ve kanun tanımaz katiller için ‘korkusuz’ yerine hiçbir otoriteyi kaile almayan anlamındaki ‘fütursuz’ tanımının daha doğru olduğunu vurguluyor.
  • Kırıkkale’deki Emine Bulut ve İstanbul’daki Şerife Gezer cinayetleri, verilen uzaklaştırma kararlarının sahadaki uygulama açıklarını gözler önüne seriyor.
  • Teknolojik imkanlarla saldırganların elektronik yolla takibinin yapılması veya tedbirin yetersiz kaldığı durumlarda potansiyel saldırganların vakit kaybetmeden hapse atılması öneriliyor.

Şiddetin Failine ‘Korkusuz’ Değil ‘Fütursuz’ Demek Gerekir

Kadın cinayetlerini önlemek yalnızca uzaklaştırma kararları veya daha ağır cezalarla mümkün olmamakla birlikte, şiddeti üreten ailevi, toplumsal ve kurumsal koşullarla birlikte çok yönlü bir mücadele yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Devlete rağmen, devletin verdiği koruma ve uzaklaştırma kararlarına rağmen sokakta, herkesin içinde karısını ya da sevgilisini hayattan koparan kişilere ‘korkusuz katil’ denebilmektedir; ancak bu nitelendirme dilbilimsel ve anlamsal olarak yanlıştır. ‘Korkusuz’ kavramı cesur anlamını da içerdiği için genellikle olumlu bağlamda kullanılır ve Kurtuluş Savaşı’nın kahraman şehitlerine, gazilerine atfedilir. Ancak kadın katillerine korkusuz yerine ‘gözü dönmüş’ veya ‘fütursuz’ kelimelerini yakıştırmak çok daha doğru ve gerçekçidir. Fütursuz kelimesi, hiçbir gücü, hiçbir otoriteyi kaile almayan, kural ve kanun tanımayan, tamamen başına buyruk hareket eden kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.

Belleklere Kazınan Acı Olaylar: Emine Bulut ve Şerife Gezer Vakaları

Son 10-15 yıllık zaman diliminde patlama noktasına ulaşan kadın cinayetleri o kadar yüksek bir sayıya ulaşmıştır ki, artık kamuoyu bunların hepsini tek tek telaffuz edemez hale gelmiştir. Toplum, hafızasında yer edinen, yürekleri dağlayan bazı sembolik olaylar üzerinden bu büyük acıyı hatırlamaktadır. Bunlardan ilki, Kırıkkale’de yaşanan ve hafızalardan asla silinmeyen Emine Bulut cinayetidir. Emine Bulut, sokak ortasında, küçük kızının yanında kocası tarafından vahşice katledilmiştir. Ölümün eşiğindeyken, yaralı halde yatan annesine bakan küçük kızın ‘Anne lütfen ölme’ feryadı vicdanlarda derin yaralar açmıştır. Emine Bulut kızını tek başına büyüten biraniyken, talihsiz evlat hayatının en kritik ve dehşet dolu anında bile nezaketi elden bırakmayarak ‘lütfen’ kelimesini kullanmıştır. Bu olay, insanlığın vicdanında ‘Keşke bilmeseydim’ denilen en acı trajedilerden biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Bir diğer sarsıcı örnek ise Cumhuriyet Gazetesi’nin 29 Ağustos tarihli nüshasında ‘Elinde Çayla Öldürdü’ başlığıyla manşete taşınan İstanbul’daki cinayettir. İstanbul’da Şerife Gezer’i aylardır taciz ve tehdit eden Hakan Sayacı adlı saldırgana mahkeme tarafından mağduru korumak amacıyla uzaklaştırma hükmü verilmiştir. Ancak ne yazık ki bu resmi karar saldırganı durdurmaya yetmemiş, saldırgan sokak ortasında Şerife Gezer’i tabancayla vurarak katletmiştir. Güvenlik ve mobese kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde, Şerife Gezer’in tüm yalvarmalarına rağmen katilin bir elinde çay bardağı, diğer elinde tabanca olduğu halde meydanda döne dolaşa mağduru fütursuzca hedef aldığı görülmektedir. Ortaya çıkan bu tablo, verilen uzaklaştırma kararlarının sahnede hiçbir işe yaramadığını acı bir şekilde kanıtlamaktadır.

Gelişmeler ve Beklentiler

Uzaklaştırma kararlarının neden sonuçsuz kaldığı sorusu, kamuoyunda ve hukuk dünyasında iki temel seçeneği gündeme getirmektedir. Birincisi, uzaklaştırma kararlarının sahada iyi ve etkin uygulanmadığı gerçeğidir; zira teknolojinin bu denli geliştiği çağda, bir saldırganı mağdurdan elektronik yollarla uzak tutmak ve anlık takip etmek teknik olarak mümkündür ve hayata geçirilmelidir. İkinci seçenek ise, eğer bu kararlar caydırıcı ve engelleyici olamayacaksa boşuna uzaklaştırma kararı verilmemesi, aksine potansiyel saldırganların bu tür tehdit anlarında vakit kaybetmeden doğrudan hapse atılması gerektiğidir. Hukuki ve idari süreçlerin bu yönde yeniden yapılandırılması, benzer trajedilerin önlenmesi adına hayati önem taşımaktadır.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın