8 Kasım 2026, Pazar
Haber

Milli Eğitim’de Ortak Sınav Krizi: Tüm Okullar Aynı Havuzdan Soru Alacak

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullardaki yazılı sınavların hazırlanması ve değerlendirilmesine ortak standart getirilmesi amacıyla hayata geçirilen Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) kapsamında ilk sınavlar 11 Kasım’da yapılacak olmasına rağmen, uygulama eğitim camiasında ve yabancı okul velileri ile öğrencileri arasında büyük bir tartışma dalgası yaratarak ‘Tüm okullar vasatta mı buluşacak?’ sorusunu gündeme taşıdı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) kapsamındaki ilk uygulaması 11 Kasım tarihinde gerçekleştirilecek.
  • Eğitim uzmanları, sürecin eşit olmadığı bir ortamda ölçmenin standardize edilmesinin eşitsizliği uçuruma dönüştüreceğini vurguluyor.
  • Sistemin paydaşlarla tartışılmadan ve öğretmenlerin bilgilendirilmesi gibi hazırlıklar yapılmadan apar topar uygulamaya konulduğu ifade ediliyor.
  • Öğretmenlerin kendi sınavlarını hazırlamasının engellenmesinin, pedagojik özerklik ve mesleki formasyon ile çeliştiği savunuluyor.

Eşitsizliği Uçuruma Dönüştüren Bir İllüzyon: OYSS’ye Yönelen Kritik İtirazlar

Türkiye’nin eğitim gündemine bomba gibi düşen ortak sınav uygulamasına karşı çıkan eğitim uzmanları, sistemin temel felsefesine yönelik çarpıcı eleştirilerde bulunuyor. Uzmanlar, sürecin eşit olmadığı bir durumda ölçmenin standardize edilmesinin eşitsizliği ortadan kaldırmayacağını, aksine bu uçurumu çok daha derin bir boyuta taşıyacağını savunuyor. Bu bağlamda, ‘Eşitlik iddiası büyük bir illüzyondur’ değerlendirmesini yapan muhalif sesler, özellikle yabancı okul veli ve öğrencileri başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinde kaygı yaratıyor. Uygulamanın en temel tartışma noktasını ise ‘Tüm okullar vasatta mı buluşacak?’ sorusu oluşturuyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın, okullardaki yazılı sınavların hazırlanması ve değerlendirilmesine ortak standart getirilmesi amacıyla başlatacağı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) kapsamındaki ilk sınavların 11 Kasım’da yapılacak olması, eleştirilerin sesinin daha de gür çıkmasına neden oluyor. Sistemdeki bu ani geçiş, eğitim paydaşları arasında derin bir güvensizlik ortamı yaratmış durumda.

Bilimsel Gerekçeden Yoksun ve Apar Topar Bir Süreç: Uzman Gözüyle OYSS

Konuya ilişkin derinlemesine değerlendirmelerde bulunan eğitim uzmanı Alaattin Dinçer, OYSS’nin paydaşlarla yeterince tartışılmadan, öğretmenlerin bilgilendirilmesi gibi hayati hazırlıklar yapılmadan apar topar uygulamaya konulmuş izlenimi verdiğine dikkat çekti. Dinçer, mevcut ölçme değerlendirme uygulamalarına ilişkin hangi bilimsel çalışma sonuçlarının, hangi somut verilerin böylesi bir ortak sınav uygulamasına gerekçe oluşturup zemin hazırladığının anlaşılamadığını belirtti. Böylesi köklü ve stratejik bir kararın açıklıkla bilimsel çalışmalar ışığında gerekçelendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dinçer, eğitimde nitelik sınırlandırılmasının asla gereken bir özellik olmadığını ifade etti. ‘Tam tersine, niteliğin bir üst sınırı olmamalıdır’ diyen Dinçer, herhangi bir uygulamanın niteliğinin arttırılması isteniyorsa, bir iyileştirme yapıldıktan sonra ‘tamam oldu burada duralım; her kurum şimdi bu uygulamayı yapsın’ denilemeyeceğinin altını çizdi. Beklenen standardı yakalayıp geçenlere izin verilmesi gerektiğini, diğer kurumlara ise farklı destek mekanizmaları işletilmesi gerektiğini savundu.

Pedagojik Özerkliğin Tasfiyesi ve Öğretmenin ‘Sınav Görevlisine’ İndirgenmesi

Ölçme ve değerlendirmenin, eğitim-öğretim sürecinin ve öğretmenlik mesleki formasyonunun ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkat çeken Alaattin Dinçer, öğretmenlerin kendi derslerinin ölçme araçlarını hazırlamasının fiilen engellenmesinin mesleki formasyon ve pedagojik özerklik ile açık bir çelişki oluşturduğunu belirtti. Bu yeni sistemde öğretmenin, sınıfındaki değerlendirme sürecinden tamamen soyutlanarak yalnızca merkezi soruları dağıtan bir ‘sınav görevlisine’ indirgendiğini ifade eden Dinçer, bu durumun yaratacağı tahribata işaret etti. Öğretmenlerin kendi sınavlarını hazırlamalarını engellemenin, öğretmen pratiklerinin en önemli ayağına sekte vurduğunu vurgulayan uzmanlar, sınavların sınıfın sosyoekonomik gerçekliğini, öğrencilerin bilişsel gelişim düzeyini, dersin özgün sürecini ve öğretim programını en iyi bilen öğretmenin pedagojik kararıyla hazırlanması ve uygulanması gerektiğinin altını çiziyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak sınav uygulamasıyla ilgili resmi süreç hızla ilerlerken ve 11 Kasım’daki ilk sınavlar yaklaşırken, eğitim camiasının ve uzmanların kaygıları tazeliğini koruyor. Gelecek beklentileri çerçevesinde, merkezi sınav havuzu uygulamasının okullar arasındaki başarı ve imkan farklılıklarını nasıl etkileyeceği, öğretmenlerin mesleki inisiyatiflerinin bu süreçte ne ölçüde törpüleneceği ve velilerin haklı itirazlarına bakanlık kanadından resmi ve tatmin edici bir açıklama yapılıp yapılmayacağı önümüzdeki günlerde eğitimin ana gündem maddesi olmaya devam edecektir.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın