HABER MERKEZİ- Komalên Ciwan Koordinasyonu
“2024 yılı Kürt Özgürlük hareketi, Kürdistan halkı ve gençliği için mücadele ve direniş yılı olmuştur. Yıl sonunda şehit Rojger ve şehit Asya şahsında gelişen eylemsellik düzeyi ile bu direniş ve mücadele çizgisi zirveye çıkmıştır. Bu fedai duruş tüm mücadele alanlarına zaferin yolunu ve tarzını net bir şekilde göstermiştir. Bu temelde Şehit Asya ve Şehit Rojger şahsında bütün Kürdistan özgürlük mücadelesi şehitlerini saygı ve minnet ile anıyor. Anılarını zaferle taçlandıracağımızın sözünü bir kez daha yeniliyoruz.
Yıl içerisinde kahramanca geliştirilen bu direniş ve mücadele duruşu neye ve kime karşı geliştirilmiş, bu direniş ve mücadele duruşuyla ne amaçlanmış ve hedeflenmiştir? Sorularına cevap aramak, yıl içerisindeki düşman saldırılarının kapsamını, vahşetini ve bu saldırılara karşı geliştirilen direnişin görkemini anlamak açısından önemli olmaktadır. Faşist soykırımcı Türk devleti, kapitalist modernite sisteminin Ortadoğu’daki piyonu olmaktadır. Yıl içerisinde faşist soykırımcı Türk devleti kapitalist modernite baronlarının da desteğini alarak Yeni Osmanlı projesi kapsamında işgal, talan ve soykırım politikalarını aralıksız sürdürmeye çalışmıştır. Ortadoğu’da kendini hegemon bir güç yapmak için soykırım ve işgal saldırılarında sınır tanımamıştır. İşgalci ve soykırımcı Türk devleti bu kirli planlamalarını gerçekleştirmek için önünde en büyük tehlike olarak Önderliğimizi, Kürdistan Özgürlük Gerillası’nı ve direnişçi Kürdistan kadın ve gençliğini görmektedir. Bundan kaynaklı yıl içerisinde başta Önder Apo olmak üzere Kürdistan Özgürlük Gerillası ve gençliğine dönük yoğun bir saldırı konsepti yürütmüş ve imha ve tasfiyeyi dayatmıştır.
İşgalci ve soykırımcı TC devleti, bu imha ve tasfiye konseptini öncelikli olarak Önder Apo üzerinde uygulamaya çalışmaktadır. Önder Apo, İmralı’yı bir soykırım ve işkence sistemi olarak tanımlamıştır. Bu belirlemenin doğru sorgulanması, anlaşılması ve mücadele tarzına oturtulması gerekmektedir. Kürdistan’da yaşanan savaş gerçekliğini anlamak, İmralı işkence ve soykırım sistemini anlamaktan geçmektedir. Soykırımcı, faşist Türk devleti Kürdistan’da uyguladığı işgal ve sömürü konseptini en başta İmralı’da Önder Apo üzerinde uygulamaya çalışmaktadır. Daha sonra bu politikaları yayarak derinleştirmeye çalışmaktadır. Kürt özgürlük Hareketine karşı geliştirilen saldırılar yine Kürt halkı ve gençliği üzerinde geliştirilen imha ve katliamlar da bu gerçeklikten bağımsız geliştirilmemektedir. Bu açıdan savaşın merkezinin İmralı olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Yıl içerisindeki düşman saldırılarının hepsi bu imha ve tasfiye konsepti ekseninde geliştirilmeye çalışılmıştır. Önder Apo üzerinde mutlak tecrit uygulanarak, işkence ve soykırım uygulamaları daha fazla derinleştirilmiştir. Yine gerilla alanlarına dönük düşman saldırılarında da hiçbir savaş hukukuna sığmayan yöntemlerle Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın imhası amaçlanmıştır. Soykırımcı, faşist düşman Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın direnişini kırmak için tüm yasaklı kimyasal silahları kullanmıştır. Yine Kürt halkı ve gençliği üzerinde her türlü katliam, işkence ve sömürü politikalarını uygulamaya çalışmıştır. Bunları uygularken özel ve psikolojik savaş yöntemleriyle de bu imha ve tasfiye konseptini tamamlamaya çalışmıştır.
Bu imha ve tasfiye konseptine karşı başta Önder Apo olmak üzere Kürdistan Özgürlük Gerillası ve Kürt halkı, gençliği, yıl içerisinde kesintisiz bir mücadele ve direniş içerisinde olmuştur. Önder Apo, 26 yıl İmralı soykırım ve işkence sisteminde direnişçi ve mücadeleci duruşuyla, soykırımcı, faşist düşmanın uyguladığı her türlü özel ve psikolojik savaş uygulamasını boşa çıkarmıştır. Halk ve Hareketimiz üzerinde uygulanmaya çalışılan tasfiye konseptine en büyük darbeyi en başta Önder Apo vurmuştur. Önderliğimiz şahsında İmralı’da gelişen bu direniş ve mücadele çizgisi yansımasını Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın düşmanı tarumar eden, zafere kilitlenen savaşçılığında bulmuştur. Yıl içerisinde Kürdistan Özgürlük Gerillası, Medya Savunma Alanları’nı soykırımcı, faşist çetelere mezar etmiştir. Kendini NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak tanımlayan ve teknik gücüne güvenen, düşmanın öve öve bitiremediği İHA ve SİHA’ları Kürdistan semalarında özgürlük gerillaları tarafından bir bir yere indirilmiştir. Önder Apo, en büyük tekniğin insanın kendisi olduğunu belirtmektedir. Kendini doğru örgütleyen bir insanın tüm olmazları, olumsuzlukları aşabileceğine vurgu yapmaktadır. Bu açıdan Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın yıl içerisindeki efsanevi direnişiyle bir kez daha ispatlanmıştır ki, kendisini Apocu gerçeklik temelinde eğitmek, örgütlemek ve eylemsel kılmak her türlü başarının da anahtarı olmaktadır.
Önderlikle bütünleşmek, Önderliği yaşamak başarının temel anahtarıdır
Kürdistan halkı ve gençliği de yıl içerisinde bu imha ve tasfiye konseptine karşı 24 saat ayakta olmuştur. Düşmanın halk ve gençlik üzerinde uygulamak istediği özel savaş yöntemleri sonuç almamış, işgal ve sömürgeciliğe karşı güçlü bir duruş ve tavır ortaya konulmuştur. Sadece Kürdistan’da değil, Ortadoğu ve dünyada da Önderliğimiz için kapsamlı eylemler olmuş ve insanlık bu zülüm sistemine karşı tavrını ortaya koymuştur. Gerçekleşen bu direniş ve mücadele düzeyi sonucunda soykırımcı, faşist rejim Önderliğimizin ayağına gitmek zorunda kalmıştır. Yıl sonuna doğru Önderliğimizle yapılan görüşmeyi doğru okumalı ve gerekli sonuçları çıkarmalıyız. Önderliğimizle yapılan görüşme, düşmanın medya yoluyla yaptığı özel ve psikolojik savaş ekseninde olmamıştır. Başta Önder Apo olmak üzere, Kürdistan Özgürlük Gerillası, Kürt halkı ve gençliğinin ortaya çıkarmış olduğu direniş ve mücadele hattı sonucunda gelişmiştir. Bu açıdan Önderlik etrafında kilitlenerek verilen mücadelenin her zaman sonuç alacağı bu şekilde bir kez daha ispatlanmış olmaktadır.
Apocu gençlik hareketi, yıl içerisindeki mücadele ve direniş çizgisini Önder Apo’nun İmralı işkence ve tecrit sisteminde ortaya koyduğu duruş temelinde şekillendirmeye çalışmıştır. Bu amaçla Önderliğimizin fiziki özgürlüğü için başlatılan hamle, bütün çalışmaların ana ekseni olmuştur. Önderlikle bütünleşmek, Önderliği yaşamak başarının temel anahtarı olarak görülmüştür. Bunun için yıl boyunca gerçekleştirilen eylem, örgütlenme ve eğitim çalışmalarının doğrultusunu Önderliğimizin fiziki özgürlüğü için başlatılan hamle oluşturmuştur. Hamleyi ele alış tarzı sadece pratik eylemsellik boyutuyla sınırlı kalmamıştır. Hamlenin ideolojik gerçekliğinin ve kişilikte yaratacağı değişim, önceliğimizi oluşturmuştur. Bu açıdan Önderlik gerçekliği karşısında duruşun ne olduğu ve ne olması gerektiği noktalarında derinleşme yakalanması asıl hedeflenen olmuştur.
Apocu gençlik hareketi olarak yıl içerisinde gerçekleştirilen Ortadoğu Gençlik Konferansı hem amacı hem de yarattığı sonuçları itibariyle önemli ve tarihi bir çalışma olmuştur. Önceki süreçlerde gerçekleştirilen Dünya Gençlik Konferansı’nın bir devamı ve tamamlayıcısı rolü oynamıştır. Günümüzde Önder Apo sadece Kürt halkının önderi değil, Ortadoğu’da ve dünyada tüm ezilen toplumların, yok sayılan kimliklerin, sistem tarafından toplumsal değer yargılarından dolayı dışlanan, adaletsizliğe uğrayanların önderi olmaktadır. Dikkat edelim kapitalist modernite sistemi ve onun Ortadoğu’daki en etkili ajanlığını ve piyonluğunu yapan soykırımcı, faşist Türk devleti, Önder Apo’nun gerçekliğinin, ideolojisinin ve paradigmasının toplumlara, insanlığa ulaşmaması için her şeyi yapmaktadır. Uluslararası komplonun gerçekleştirilmesinin ve 26 yıldır kesintisiz uygulanan tecrit ve izolasyon politikalarının bir amacı da bu olmaktadır. Önder Apo’nun ifade ettiği bir kelimenin bile toplumlara ulaşmaması için 24 saat başta özel ve psikolojik savaş yöntemleri olmak üzere her türlü faşist saldırıyı devreye koymaktadırlar. Soykırımcı, faşist düşman Önderliğimizin bir kelimesinden bile bu düzeyde korkmakta ve adeta dizleri tutuşmaktadır.
Önderlik gerçeği, dünya gençliğine özgür yaşam modeli olmuştur
Günümüzde Ortadoğu adete bir kaynayan kazan konumundadır. Her gün yeni gelişmeler olmakta, bir günde yıkılmaz denilen statükocu devletler yıkılmakta, yerine yeni oluşumlar getirilmektedir. Ortadoğu gerçekliğinde yaşanan kriz ve kaos durumu günümüzde daha fazla derinleşmiş ve genişlemiştir. Önder Apo bu durumu önceden öngörmüş ve savunmalarında bu durumu genişçe açmış ve olası çözüm olasılıklarını da detaylıca işlemiştir. Yaşanan savaşın statükocu güçler ile hegemon güçler arasında olduğu görülse de, özünde bu güçler bir zihniyeti temsil etmektedir. Yaşanan savaş bir iktidar ve sömürü savaşıdır. Kapitalist modernite tarafından oluşturulan bu sömürü çarkına kimin sahip olacağı savaşıdır. Bunca kan, gözyaşı ve katliam da bunun içindir. Bu kriz ve kaos gerçekliğinde kaybeden taraf ise halklar ve toplumlar olmaktadır. İşte tam burada Önder Apo’nun ideolojisi ve paradigması halklar ve toplumlar için yaşam umudu olmaktadır. Önderlik Ortadoğu toplumlarının, kadınların ve gençlerin Ortadoğu’daki yaratılan değerlerin gerçek sahipleri olduklarını belirtmektedir. Bu anlamda savunmalarında ahlaki ve politik ilkeler temelinde toplumların ve gençlerin kendini nasıl örgütleyip, sistem kuracağını ifade etmektedir.
Bu gerçeklik ve hakikat Ortadoğu toplumuna ve gençliğine dayatılan, başka bir yaşamın mümkün olmadığı, eğer yaşanılacaksa ancak bu köleci sisteme itaat edilmesiyle olacağının reddi olmaktadır. Var olan sömürücü, talancı sistemlerin reddi, yeni ahlaki-politik ve demokratik bir yaşamın ise oluşumunu ifade etmektedir. Bu temelde bir alternatif olma durumudur. Kendinden başka bir hakikat olmadığını belirten kapitalist modernite sisteminin yalancı ve sahtekarlığını teşhir etmedir. Bundandır ki Ortadoğu’da bu sömürü sistemi altında inim inim inleyen toplumlar ve gençler Önder Apo’nun yeni yaşam alternatifini hemen benimsemekte ve savunuculuğunu yapmaktadır. Çölde susuz kalan bir insan için suyu bulmak ve içmek ne anlam ifade ediyorsa, toplumlar ve gençler için de Önderliğin ideolojisi, paradigması aynı durumu ifade etmektedir.
Bu temelde Önderliğimizin 5. Savunması’ndaki “Ortadoğu’da yaşam adına sadece hastalık vardır. İçe kapanmacı ulus-devlet modeliyle sorunlar boşluğa bırakıldı. Batılı hegemonya kendini Ortadoğu’da kurumlaştırma gücünü göstermemekle birlikte, en azından minimalist ulus-devletlerle bölgeyi sistemine bağlamayı başardı. Gelinen aşama bu yöntemin iflasıdır. Kürdistan Devrimi’nin demokratik ulus boyutlarında üreteceği, inşa edeceği kurumlar bu geleneği tersine çevirebilir. Tarihte paylaşılan ortak kültürler temelinde Demokratik Uluslar Birliği’ni geliştirebilir. Ortadoğu kültürlerinin demokratik öğelerini küçümsememek gerekir. Halen güçlü olan kabile ve aşiret gelenekleriyle dinî ve mezhebi cemaat geleneği demokratik uluslaşmanın ilke ve kurumlarıyla bütünleştirilirse demokratikleşmenin gücüne dönüştürülebilir. Unutmamak gerekir ki, despotik iktidar ne denli geçerliyse, demokrasiye duyulan ihtiyaç da o denli gereklidir ve gerçekleşebilir. İktidarın güçlü olduğu her yerde demokrasinin büyük potansiyel gücü de vardır. Ortadoğu’nun mevcut ulus ve iktidar anlayışlarıyla yönetilemeyeceği fazlasıyla açığa çıkmıştır. Ulusal ve bölgesel sorunların çözümünde Demokratik Uluslar Birliği çatısı daha şimdiden ivedilikle kurulmayı gerektirmektedir” belirlemesi bu bağlamda önemli olmaktadır.
Apocu gençlik hareketi olarak, Ortadoğu Gençlik Konferansı’yla kimliğini, değerlerini, toplumsallığını arayan Ortadoğu gençliğine Önder Apo’nun gerçekliği ve paradigmasını tanıtarak, daha iyi anlaşılması ve kavranması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu eksende görülmüştür ki Önderliğin alternatif toplum sistem ve yaşam modeli çok büyük ilgi görmektedir. Bunun sonucunda konferans vesilesiyle hem kalıcı bir örgütlülük oluşturulmuş, aynı zamanda konferansa katılan tüm gençlik örgütleri, bileşimleri ve temsiliyetleri Önderlik için başlatılan Küresel Özgürlük Hamlesi’ne katılımlarını belirterek, kendi özgürlüklerini Önderliğin özgürlüğünde gördüklerini ifade etmişlerdir. Bu hakikat bir kez daha göstermiştir ki Önderlik gerçekliği, İmralı duvarlarını paramparça etmiş, tüm Ortadoğu ve dünya gençliğine özgür ve alternatif yaşam modeli olmuştur.
Yıl içerisinde Kürdistan gençliğinin düşmana olan öfkesi en açık bir biçimde eylemlerde kendini göstermiştir. Kürdistan gençliği Önder Apo üzerinde olan işkence ve soykırım sistemine tepkisini alanlarda gerçekleştirdiği eylemlerle dosta, düşmana göstermiştir. Bunun için dört parça Kürdistan ve Avrupa’da gençler Önder Apo’nun fiziki Özgürlüğünü sağlamak amacıyla kesintisiz bir şekilde eylemsellik içinde olmuştur. Özellikle Bakurê Kurdistan’da Newroz ile başlayan eylemsel duruş, Van Belediyesi’nin gasp edilmesiyle beraber, zirveye taşınmıştır. Van serhildanında Apocu gençlik faşist, soykırımcı düşmana Van sokaklarını dar etmiştir. Düşman, Apocu gençliğin öfkesi ve eylemleri karşısında bir çaresizliği yaşamıştır. Serhildanların gücü ve yarattığı eylemsel düzeyi karşısında faşist, soykırımcı Türk devleti şoka uğramıştır. Apocu irade karşısında bir kez daha yenilen, sömürgecilik geri adım atarak gasp ettiği belediyeyi tekrardan halka vermek zorunda kalmıştır. Kürt halkı ve gençliği kendine ait olanı düşmanı serhildanlarla ezerek almasını bilmiştir. Her gün özel ve psikolojik savaş yöntemleriyle kendisini yenilmez ve yıkılmaz olarak gösteren işgalcilik, Van halkı ve gençliğinin serhildêr duruşu karşısında, bir hezimet yaşamıştır. Böylece soykırımcı ve işgalci Türk devletinin gerçek yüzü ve Apocu irade karşısındaki çaresizliği bir kez daha görülmüştür.
Kürdistan gençliğinin düşmana olan öfkesi ve devrimci enerjisi
Yine yıl içerisinde düşmanın Batman, Mardin, Dersim belediyelerini gasp etmesi sonucunda Batman gençliği başta olmak üzere Mardin, Dersim gençliği düşmana anladığı dilden cevap vermesini bilmiş ve günlerce sokak ve mahalleleri tutarak, düşmanı Kürdistan’ın bu kutsal şehirlerinde etkisiz hale getirmişlerdir. Doğru ele alındığında şu husus çok açık bir şekilde görülecektir ki Kürdistan gençliğinin bu öfkesi sadece belediyelerin gasp edilmesine dönük değildir. Soykırımcı, faşist düşman bir konsept geliştirmek istemektedir. Bu konseptin temelleri Kürdün ölümü ve bitirilmesi üzerine kurulmuştur. Düşman için konsept nettir; Türk faşist zihniyeti yaşayacaksa, Kürt ölmelidir. Bundan kaynaklı Kürde ait olan her şey düşman için bir hedef olmaktadır. Belediyelerin gaspı da bu konseptin parçası olmaktadır. Kürdistan gençliğinin yıl içerisindeki Serhildêr duruşu bu tasfiye ve imha konseptini parçalamaya dönük olmuştur. Bu açıdan şu hususun bilinmesi gerekmektedir; Kürdistan’da soykırım ve işgal politikalarına karşı mücadelede sonuç almanın tarzı serhildanların geliştirilmesidir. Faşizmin Kürdistan’ın kutsal topraklarında boğulması ve atılmasıdır. Özellikle Kürdistan gençliğinin bu anlamada büyük bir tecrübesi ve mücadele mirası bulunmaktadır. 52 yıllık mücadele tarihimiz çok büyük bir direniş mirası yaratmıştır. Kürdistan gençliği her zaman yüreğini ve beynini bu mirasa dayamalıdır. Düşmanın bu imha konseptine karşı Apocu gençliğin öfkesi sel olup sokaklara taşmalı ve düşmanı bu öfke selinde boğmalıdır.
Apocu gençlik hareketinin yıl içerisinde geliştirdiği eylemlerde özellikle vurgulanması gereken diğer bir husus da düşmanın özel ve psikolojik savaş uygulamalarını hedef alması olmuştur. Önder Apo, Türk devletini bir özel savaş rejimi olarak tanımlamaktadır. AKP-MHP faşist hükümeti döneminde bu durum daha fazla inceltilmiş yöntemlerle uygulanmakta ve derinleştirilmektedir. Faşist özel savaş devleti, bütün özel savaş yöntemlerini Kürt halkı ve gençliği üzerinde uygulamaktadır. Yıllardır en çok uygulamaya çalıştığı yöntemse uyuşturucu, fuhuş ve ajanlaştırma politikaları olmaktadır. Bu yöntemlerle Kürt gençliğinin toplumsal ve manevi değerleri tahrip edilmekte, düşmanın dolaylı ve doğrudan bir parçası olmaktadır. Dikkat edelim Kürdistan’da bu saldırıların hepsi bilinçli bir şekilde düşman tarafından örgütlenmekte ve yürütülmektedir. Adeta Kürt gençliğini özüne düşman ettirme operasyonları olmaktadır. Yine halk ve gençlik üzerinde 24 saat ideolojik bombardıman uygulanmaktadır. Bunu da ya özel savaş medyası üzerinden yapmakta ya da sanal medya üzerinden yapmaktadır. Böylece sahte yaşamlar, manipüle edilmiş algılamalar ortaya çıkarmaktadır. Bu yöntemlerle halk ve gençliğin umudunun ve iradesinin kırılması hedeflenmektedir.
Soykırımcı, faşist özel savaş devletinin bu konseptine yönelik yıl içerisinde Kürdistan gençliğinin etkili eylemleri olmuştur. Düşmanın uyuşturucu, fuhuş ve ajanlaştırma yöntemleriyle kurmuş olduğu bu ağı kırmaya dönük etkili eylemlerde açığa çıkmıştır. Dikkat edelim, düşmanın kendini Kürdistan’da var kılmaya çalıştığı bir ayak da bu özel savaş politikalarıdır. Bu ağı kırmak, düşmana vurulacak en etkili eylemlerden biri olmaktadır. Bu anlamda Bakur gençliğinin yıl içerisinde başlatmış olduğu ‘Li hember şerê taybet, têkoşîneke bi heybet’ hamlesi önemli olmuş ve belli bir etkide de bulunmuştur. Hamle kapsamında Kürdistan’da özel savaş uygulamalarına karşı bir bilinç, duyarlılık ve eylem düzeyi de açığa çıkarmıştır. Bu anlamda başta Bakurê Kurdistan olmak üzere tüm parçalarda Kürdistan gençliğine dönük planlan ve geliştirilen bu özel ve psikolojik savaş uygulamalarına dönük 24 saat kesintisiz mücadele içerisinde olunması gerekmektedir. Kürdistan gençliği şu gerçekliği hiçbir zaman unutmamalıdır; Apocu ideoloji temelinde doğru bir yaşamın ve mücadele tarzının sahibi olmak özel savaşa vurulacak en büyük darbe olmaktadır.
Bir bütün olarak yıl içerisinde Kürdistan gençliğinin ortaya çıkardığı eylemsel duruşa baktığımızda şunu özellikle belirmek gerekir ki, Kürdistan gençliğinin düşmana olan öfkesi ve devrimci enerjisi çok fazla ön plana çıkmıştır. Bu anlamda düşmana karşı var olan öfkeyi ve devrim potansiyelini örgütlemek en başlıca görev ve sorumluluk olmaktadır. Bu eksende yıl içerisinde Rojava, Şengal ve Avrupa’da yapılan gençlik kongre ve konferansları önemli bir rol üstlenmişlerdir. Önder Apo, örgütlü toplumun her şey olduğunu yine Kürdistan’da örgütlülük olmadan yaprak bile kıpırdamayacağını belirtmektedir. Kürdistan gençliği, bu soykırımcı ve faşist rejime karşı doğru ve sonuç alıcı bir mücadele vermek istiyorsa kullanacağı en etkili silah örgütlenmek ve var olan örgütlülüğü büyütmektir. Örgütlülük bir hedef ve amaç doğrultusunda bir araya gelme ve sorumluluk sahibi olmaktır. Bundan dolayı tüm Kürdistan gençliği kendisini özgürlük devrimine karşı sorumlu görmelidir. Örgütlenmemiş tek bir Kürt genci bırakmamak gerekmektedir. Örgütlenmemiş tek bir Kürt genci, soykırımcı faşist zihniyetin hedefi olacak ve bu sömürü çarkının bir parçası olacaktır. Bundan kaynaklı tüm gençlik kesimleri ve bileşenleri tarihi ve toplumsal görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için örgütlenmeli ve görev ve sorumluluk almalıdırlar. Öğrenci gençlik, işçi gençlik, işsiz gençlik bir bütün olarak Yurtsever ve Apocu gençlik kendi örgütlülüklerini sağlamalı ve kendini yıkılmaz bir kale yapmalıdır.
Doğru örgütlülüğü yaratmak
Hiç kuşkusuz doğru ve bir örgütlülüğü yaratmak, doğru bir zihniyet ve anlayışla mümkün olacaktır. Bunun da esas yolu Apocu eğitim tarzıyla kendini geliştirmek ve her an yenilemektir. Önder Apo, ‘düşüncesi bizim olmayanın pratiği de bizim değildir’ dedi. Bundan dolayı yıl içerisinde Önderliğimizin savunmaları birçok alanda çeşitli şekillerde toplu ve bireysel okunmuş ve tartışılmıştır. Apocu gençlik hareketi olarak Önderliğin daha fazla okunması ve anlaşılması gerekmektedir. Çünkü verdiğimiz savaş özünde zihniyet ve vicdan savaşı olmaktadır. Bu da ancak Apocu eğitim tarzı ve anlayışıyla mümkün olacaktır. Bunun da en önemli yolu Önderlik savunma ve çözümlemeleri üzerinde sürekli bir yoğunlaşmayı sağlamak ve buna göre kendi kişiliğini sorgulamak ve gerekli değişimleri yapmakla mümkün olacaktır. Önder Apo, “Savunmalarım neredeyse ben de oradayım’’ dedi. Önderlik gerçekliği ile buluşmak ve onu yaşamak da ancak bu şekilde olacaktır.
Dikkat edelim Önder Apo, neden zihniyet oluşumuna bu kadar önem vermektedir. Çünkü Kürt toplumuna vurulan en büyük düşman darbesi zihniyet alanında olmuştur. Yüzyıllarca sömürü ve soykırım altında kalan toplumsal gerçeklik parçalanmışlıklara uğramıştır ve iradeleşmesi her zaman düşman tarafından engellenmeye çalışılmıştır. Bu durum kişiliklere çok fazla etkide bulunmuştur. Kendine özgüveni olmayan, kendi toplumsallığı için mücadele etmeyen, celladına aşık anlayış ve yaklaşımlar bu kişilik parçalanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Önder Apo’nun 52 yıllık özgürlük yürüyüşü, özünde bu parçalanmışlığa karşı bir mücadele olmaktadır. Bundan kaynaklı Önder Apo, özgürlük yürüyüşünün ilk adımını zihniyet oluşumu temelinde gerçekleştirmiştir. Mücadele tarihimizdeki ideolojik grup dönemi bunun en önemli örneği olmaktadır. İdeolojik grup döneminde Önderlik ve öncü arkadaşlar, Ankara’daki öğrenci evlerini bir yoğunlaşma ve zihniyet oluşturma okulları olarak ele almış ve değerlendirmişledir. Mücadelemizin Kürdistan tarihine damgasını vurmasında ve öncüleşmesinde bu tarz oldukça etkili olmuştur. Bu açıdan soykırımcı, faşist düşman karşısında başarılı olmak isteyen Apocu gençlik, en başta kendi zihniyetini sorgulamalı ve bu sorgulamalar temelinde Önderlik ideolojisi ve paradigmasıyla kendini düşman anlayış ve zihniyetinden arındırmalıdır. Apocu zihniyet anlayışını edinerek her açıdan mücadele kesilmelidir.
Üzerinde durulması gereken diğer bir önemli konu da Devrimci Halk Savaşı’nın zeminini ve ruhunu yaratma durumudur. Halkımız üzerinde uygulanmaya çalışılan topyekûn tasfiye ve imha konseptini boşa çıkarmak Devrimci Halk Savaşı ruhu ve örgütlenmesiyle olacaktır. Bu da savaş gündemi etrafında 7’den 70’e toplumun tüm kesiminde bu sorumluluk anlayışını geliştirmekle mümkün olacaktır. Önder Apo, Kürt halkının savaşla yaşamayı bilmesi gerektiğini belirtmiştir. Önderliğimizin bu belirlemesinin ne anlama geldiğinin doğru bilince çıkarılması gerekmektedir. Halkımızın kurtuluş yolu olan Devrimci Halk Savaşı stratejisine öncülük edecek güçse hiç kuşkusuz kadın ve gençlik olacaktır. Şu hususu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki bizler her anı soykırım ve işgal tehdidi altında olan bir halkız. Birçok emperyalist ve faşist güç, yok edilmemiz üzerine 24 saat hesaplar yapmaktadırlar. Bundan kaynaklı her an soykırım tehlikesi altında olan bir halkın ve gençliğin yapması gerekenler vardır. Bu da savaşın tüm boyutlarında yer almak, savaşın ihtiyaçlarını her anlamda giderecek bir pozisyon ve duruş içinde olmayı gerekli kılmaktadır. Bunu öncü düzeyde görev bilip, yerine getirecek olan da Kürdistan gençliğidir.
Yıl içerisinde Medya Savunma Alanları başta olmak üzere soykırımcı faşist rejim, saldırılarını aralıksız bir şekilde hem Özgürlük Gerillası’na hem de Kürdistan halkı ve gençliğine karşı sürdürmüştür. Kürdistan Özgürlük Gerillası, bu saldırılar karşısında kahramanca bir direniş sergilemektedir. Zap, Avaşîn ve Metîna’yı düşmana mezar etmektedirler. Kürdistan Özgürlük Gerillası tarihi sorumluluğunu kanıyla, bedeniyle efsanevi bir şekilde yerine getirmektedir. Kürdistan gençliği de Önderliğimizin İmralı’da ve Kürdistan Özgürlük gerillasının da Zap, Avaşin ve Metina’da ortaya koyduğu direniş ve zafer ruhuyla savaş gerçekliğine göre yaşamalı ve çalışmalıdır. Her yönüyle gerillanın direnişini sahiplenerek, ülkesini korumalı, serhildanlara öncülük ederek faşist, soykırımcı düşmana intikam ruhuyla cevap vermelidir.
Kürdistan gençliği gerillayı özgür yaşamın teminatı görmektedir
Bu anlamda yıl içerisindeki toplu gerilla katılımlarıyla da görüldü ki Kürdistan gençliğinin savaş yoğunlaşması ve düşmandan intikam alma istemi üst düzeydedir. Bu açıdan bu süreçteki gerilla katılımları anlamlı ve sürecin ruhuna denk en doğru adımdır. Kürdistan gençliği, özgürlük gerillasını özgür yaşamın teminatı olarak görmektedir. Şu hususun hiçbir zaman unutulmaması gerekir ki Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın büyütülmesi, Kürdistan Özgürlük Devrimi’nin zaferinin garanti altına alınmasıdır. Bu açıdan Kürdistan gençliği için gerilla saflarına katılmak artık bir tercih durumu değil, bir zorunluluk halini almıştır. Düşman tarafından halkımız ve değerlerimize dönük yapılan saldırılar düşünüldüğünde bu sonucu çıkarmak gerekli ve esastır. Soykırımcı ve işgalci Türk özel savaş rejimi, 24 saat yaptığı ideolojik bombardımanlarla ve özel savaş medyasıyla gerillaya katılımların olmadığına dönük propagandalar yapmaktadır. Bu şekilde var olan direniş düzeyini muğlaklaştırmaya çalışmakta ve halkımızın özgür yaşam umudu olan özgürlük gerillasına karşı umudu tahrip etmek istemektedir. Bu bakımdan yıl içerisinde Kürdistan gençliğinin toplu şekilde yaptığı katılımlar, Türk özel savaş rejiminin bu politikalarını yerle bir etmiştir.
Kürdistan gençliğinin her zaman temel kıblegahı Özgür Kürdistan dağları olmalıdır. Kürdistan özgür dağları, direnişin, mücadelenin ve kendini kapitalist modernitenin anlayışlarından arındırmanın esas mekanları olmaktadır. Yurtsever ve Apocu gençliğin kendini ifade edebileceği, kimliğini, gerçekliğini bulabileceği en kutsal mekanlar Kürdistan özgürlük dağlarıdır. Kürdistan Özgürlük Gerillası saflarında yer almak bu anlamda bir duruş sahibi olmaktır. Bu duruş sömürgeci sistemin kişiyi özüne yabancılaştırmasına karşıdır, bu duruş halkımız üzerinde uygulanan her türlü katliam ve soykırım politikalarına karşıdır, bu duruş kendi celladına aşık olan anlayışa karşıdır, yine bu duruş var olan bu zulüm sistemine karşı üç maymunu oynayan kör, sağır ve dilsizlere karşıdır. Bu anlamda Önderliğimizin fiziki özgürlüğünün sağlanmasının ve Kürdistan’ın statü sahibi kılınmasının en temel yolu Kürdistan Özgürlük Gerillası’nı büyütmektir. Bu açıdan Kürdistan gençliği, özgürlük gerillasını büyütmeyi temel bir görevi olarak bilmeli ve bu kutsal görevine her zaman ve mekanda sahip çıkmalıdır.
Bir bütün olarak ele alındığında 2024 yılının her açıdan mücadelemiz ve halkımız için mücadele ve direniş yılı olduğu görülmektedir. Yıl sonunda Apocu mücadelenin her zaman kazandıracağını Şehit Rojger ve Şehit Asya eylem tarzlarıyla göstermişlerdir. Bu açıdan Şehit Rojger ve Şehit Asya şahsında gelişen duruşu, Apocu gençlik hareketi olarak doğru sorgulamak, çözümlemek ve gerekli sonuçları kişiliğimizin, mücadelemizin temel dayanağı yapmamız gerekmektedir. Bu fedai eylem tarzı, hem askeri olarak hem de ideolojik olarak zirveyi ifade etmektedir. Askeri açıdan baktığımızda soykırımcı Türk faşizmi kendini NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak nitelendirmekte ve savaş tekniğinin, istihbaratının propagandasını yapmaktadır. Apocu fedailer şahsında gerçekleştirilen bu eylem, özünde kendini dev gibi gösteren Türk özel savaş rejiminin ne kadar cüce olduğunu göstermiştir. Yine özel ve psikolojik savaş yöntemleriyle yaymaya çalıştıkları korku hegemonyası da paramparça edilmiştir. Dikkat edelim, bu eylemle sadece Kürt halkının, gençlerinin, çocuklarının kanına giren çeteler ve onun tekniği paramparça edilmemiş, faşizmin yarattığı tüm özel ve psikolojik savaş konsepti de paramparça edilmiştir.
İdeolojik açıdan ele alındığında ise Apocu ideolojik gerçeklikle donanmış bir kişiliğin neleri yapabileceğini herkese göstermiştir. Bir Apocu kendini doğru eğitir ve örgütlerse yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Önderliğimiz kendini doğru örgütleyen bir insanın atom bombasından daha etkili olabileceğini ifade etmektedir. Şehit Rojger ve Şehit Asya şahsında ispatlanan da bu gerçeklik olmaktadır. Bu açıdan Apocu gençlik hareketi için başarıyı sağlamak, ilk önce Apocu ideolojide kendini derinleştirmek ve geliştirmekten geçmektedir. Apocu fedailerin yolunda yürümek, onların yaşam, duruş ve çalışma tarzını kendine esas almakla mümkün olacaktır. Bu anlamda Apocu gençlik hareketi 2024 direniş ve mücadele yılından çıkarmış olduğu tecrübe ve bilinci, 2025 yılında zafere taşımayı bilmelidir. 2025 mücadele yılında Kürdistan gençliğine çok büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Bu temelde Kürdistan gençliği her açıdan görev ve sorumluluklarına sahip çıkmalıdır ve Önderliğin fiziki özgürlüğü sağlanıncaya kadar kesintisiz mücadeleye durmalıdır.”
Kaynak: Serxwebûn Gazetesi