BİNGAZİ / ANKARA — Türkiye’nin 2019 yılında Trablus merkezli Libya yönetimiyle imzaladığı kritik deniz yetki alanları mutabakatı, o dönem keskin bir hasım olarak Ankara’nın karşısında yer alan Halife Hafter’in kontrolündeki Libya Temsilciler Meclisi tarafından Bingazi’de düzenlenen oturumda oy birliğiyle onaylandı. Bölgesel dengeleri sarsan bu gelişme ve arka plandaki diplomatik trafik tüm yönleriyle masaya yatırılıyor.
- Türkiye’nin 2019’da imzaladığı deniz yetki anlaşması, daha önce hasım olan Halife Hafter yönetimi tarafından oy birliğiyle onaylandı.
- Bingazi’de toplanan Temsilciler Meclisi, mutabakatın reddedilmesi kararını ve Türkiye ile siyasi bağların kesilmesini öngören maddeleri resmen kaldırdı.
- Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ve Orgeneral Saddam Hafter ile görüşerek alınan karar dolayısıyla teşekkürlerini iletti.
- Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisi’nin onay kararına sert tepki göstererek anlaşmanın hukuki etkisi olmadığını savundu.
Tarihi Dönemeç: 2019 Mutabakatından Bingazi’deki Onay Kararına
Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşmiş Milletler’in (BM) uluslararası alanda tanıdığı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik denklemi kökten değiştiren bir hamle olarak kayıtlara geçmişti. Ancak o dönem ikiye bölünmüş olan Libya’nın doğusunu kontrol eden ve Ankara’yla sıcak ilişkiler içinde bulunmayan Halife Hafter yönetimi bu anlaşmaya şiddetle karşı çıkmış, Mısır ve Yunanistan ile birlikte mutabakatı reddettiklerini duyurmuştu. Ankara’nın son dönemde yürüttüğü çok boyutlu yumuşama, diyalog ve yakınlaşma çabalarının neticesinde bugün Bingazi’de toplanan Libya Temsilciler Meclisi, tarihi bir karara imza atarak anlaşmayı oy birliğiyle onayladı. Bu stratejik hamle ile birlikte, geçmişte mutabakatın reddedilmesini öngören kararların yanı sıra Türkiye ile siyasi bağların tamamen kesilmesini öngören eski kararlar da Meclis tarafından düşürüldü.
Stratejik Gerekçeler ve Bölgesel Aktörlerin Tepkileri
DW Türkçe’nin aktardığı bilgilere göre, konuyla ilgili basına açıklamalarda bulunan Temsilciler Meclisi üyesi Tarek el Ceruşi, onaylanan mutabakat muhtırasının ‘Libya’nın büyük güçler açısından siyasi, askerî ve ekonomik bir ortak olarak konumunu güçlendireceğini’ vurguladı. El Ceruşi ayrıca ‘Bazı ülkeler bu anlaşmadan rahatsız olabilir, ama bizim için önemli olan ulusal çıkarımızdır’ diyerek ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin altını çizdi. Öte yandan, anlaşmanın imzalandığı ilk günden bu yana mutabakata karşı çıkan Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisi’nin bu son onayına da çok sert tepki gösterdi. Atina yönetimi, Doğu Akdeniz’deki hak iddialarını zedeleyen bu kararın ardından anlaşmanın hiçbir hukuki etkisi olmadığını iddia eden diplomatik açıklamalarda bulundu.
Yoğun Telefon Trafiği ve Karşılıklı Teşekkür Mesajları
Diplomatik Kaynaklardan edinilen bilgilere göre, bu gelişmenin hemen ardından Türkiye cephesinden de üst düzey temaslar hız kazandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ve Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile peş peşe telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen bu kritik görüşmelerde Bakan Fidan, Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası konusunda Libya Temsilciler Meclisi tarafından alınan cesur ve yapıcı karar için interlocutor’larına (muhataplarına) teşekkürlerini iletti. Bu diplomasi trafiği, iki ülke arasındaki iş birliğinin sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik düzeyde de kurumsal bir zemine oturtulduğunu gözler önüne serdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; Türkiye ile Hafter yönetimi arasındaki bu tarihi mutabakat onayı, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini yeniden Ankara lehine tahkim ederken, Libya iç siyasetinde de kalıcı bir uzlaşı ve entegrasyon sürecinin kapılarını aralamaktadır. Önümüzdeki dönemde taraflar arasında deniz güvenliği, enerji arama faaliyetleri ve ekonomik ortaklıklar alanında somut adımların atılması beklenirken, Atina ve kahire merkezli itirazların uluslararası platformlarda nasıl bir boyuta evrileceği yakından takip edilmektedir.
Kaynak: Evrensel